Alan Moore’un ve Avatar Press’in travmalara vesile serisi Crossed için özel bir mini-seriye giriştiğini aylar evvel duyurmuştuk. O ayları devirdik, gelmez denilen 2014 Aralık’ına adım attık ve sonunda kaçınılmaz ile imtihan saati kendini gösterdi: Gabriel Andrade’in çizgileri ve Moore’un her çağa meydan okuyan anlatım tekniğiyle hayat bulmuş Crossed +100 ilk sayısı ile karşımızda.

c1

 

Öncelikle bir uyarı….

Crossed nedir, yenir mi?” diye soranlara:

Tekrardan Crossed külliyatını tanıtmakla vakit harcamayacağım. Nasıl ki yeni sayıları okumak ruhuma kalıcı hasarlar veriyorsa eskilerine dönmek de aptal fobilerimin artmasına sebep oluyor, evde kesici cisim barındıramaz oluyorum. Bu sebeple Crossed’un ne olduğunu bilmiyorsanız, yazar Garth Ennis’in bize yaptığı çok şerefsiz bir çizgiroman şakası olarak kabul edip geçiniz. İlle de aramıza katılmak istiyor iseniz 80 sayılık  ana ve yan serileri okuyup sinirlerinizi itinayla allak bullak etmeniz gerekiyor. Hayat sizin hayatınız, gelirseniz size de bir sandalye sunarız. Ancak önceden söyleyelim, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Crossed+100-1-designsketch2

Kaldığımı yerden devam edelim…

Moore’un Crossed’a altı sayılık bir hikaye yazması zaten başlı başına bir merak unsuru iken, bir de olayların gelecekte, C-Day’den 100 sene sonrasında (2108 yılı) geçecek olacağının açıklanması heyecanı doruğa çıkarmıştı. Akıllarda sayısız soru işareti oluşması kaçınılmazdı, mevzubahis “haçlılarımızın” bir hayatta kalma güdüsü olmadığı düşünüldüğünde nasıl koca bir yüzyıl ileriye gidecektik ki? Moore’un hikayesi bu en temel soruya net bir cevap vermese de bazı kendi içinde tutarlı varsayımları okura sunuyor. Ennis’in ilk yarattığı kurallardan sapılmadan Crossed mitinin geliştirildiğini görüyoruz.

Moore’a göre Haçlılar arasında da doğal seçilime tabi tutulanlar var. Hayatta kalmaya asgari ölçüde  bile olsa özen gösteren, ensest ilişki ile çoğalan ve çocuklarını “yememeyi” düşünebilen Haçlılar doğal olarak soylarını sürdürebiliyor. Badlands serisinin bazı hikayeleri Haçlı gruplarındaki farklılıklardan bahsediyordu, bazı hikayeler ise soylarını devam ettiren bir Haçlı grubunun gelecekte nasıl bir felakete kapı açabileceğini ciddi biçimde sorguluyor ama felaketin büyüklüğünü okurun hayalgücüne bırakıyordu. Bu hikayelerin Moore’un yeni serisine zemin hazırladığını söylemek yanlış olmaz.

Peki hikayemizin hayatta kalma savaşındaki insanları kimler? Büyük gruplara, dev şehirlere sahip değiliz. Crossed +100 evreninde “aşırı nüfus” diye bir tehlike artık mevcut değil. Hikayenin geçtiği bölgedeki haçlı sayısı 2000 civarında iken sağlıklı insanların bunun birkaç katı fazla olduğu tahmin edilebilir (Zira hikayeye göre 2060 yılından itibaren sağlıklıların nüfusu, haçlıların üzerine çıkmış durumda) Hikayemiz Future Taylor isimli bir arşivcinin üzerinden ilerliyor. Arşivciler, geçmişin bilgilerini bulmakla görevli gezginler ve kasaba kasaba gezip kütüphanelerden değerli kitapları toplamakla görevliler. Arşivciler tabii ki tek başlarına gezmiyor, her türlü tehlikeden korunmak için 5-6 kişilik gruplar halinde keşfe çıkıyorlar. 2008 yılından beri endüstrinin öldüğü bir dünyada tahmin edeceğiniz üzere tek gerçek galip doğanın kendisi olmuş. Tüm şehir kalıntılarının üzeri ormanlarla örtülmüş durumda ve yaban hayatı oldukça tehlikeli bir seviyeye erişmiş durumda.

c2

Açıkçası yeni sayıdan anladığımız üzere C-Day’in yarattığı dehşetten geriye aktif çok da öğe kalmamış. Dünya yaralarını kapatmaya çalışıyor. Haçlıların büyük çoğunluğu ölmüş ve yaban hayatın kendisi, insanlar için hastalıklı psikopatlardan daha tehlikeli. Zaten hikayedeki karakterlerin büyük çoğunluğu çok genç ve hayatlarında hiç gerçek bir Haçlı görmemişler bile! Bu durum hikaye için gerçekten çarpıcı bir seçim. Bakalım Moore daha bizi ne sürprizler ile sınayacak.

Okuyacak herkes için şu mühim notu düşmek gerek: Crossed +100’in İngilizcesi beklemeyeceğiniz ölçüde ağır. “Garth Ennis okuyorum, ben Belfast sokaklarının şivesini bile sökerim” diyebilirsiniz, buna rağmen zorlanacaksınız. Moore hikayeyi 100 sene ileriye taşırken dilde ilginç bir deneyselliğe kapı açmış. Tam olarak neler döndüğünü anladığınızda tipik bir Moore seksüelizminin yeni dünya düzenine hakim olduğunu göreceksiniz.

Crossed-100_01pg02-copy

Çok konuştum biliyorum ama bu ilk sayı gerçekten üzerine daha pek çok şeyler söylenecek yoğunlukta. 20-30 sayfada nasıl böyle bir iş kotarılmış hala aklım almıyor. Crossed büyük ölçüde deneysel bir proje olduğu için çeşitli pek çok yazarın elinde harikalara da felaketlere de olanak tanıdı ve tanıyor. +100’in ise seriye ciddi bir entelektüel derinlik getireceğine şüphe yok.

Kapanış uktemi de vermeden olmaz: Lütfen Moore… Yazdığım bu ilk sayıya bakılırsa az da olsa umut var, bu sefer kaybetmeye mahkum değiliz sanırım, lütfen bizi gene karanlığa hapsetme…

Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.