10. Uzunkuyruk

Marsupilami

Franko-Belçika ekolünü inceleyecekseniz, iki dergiyi aklınızda tutun: Spirou ve Tenten. Bunların çizim tarzları da dergi içlerinde tutarlıdır, o yüzden biraz araştırdıktan sonra, hangi iş Spirou dergisinden, hangi iş Tenten’den anlamanız hiç zor olmayacaktır. Marsupilami, ya da Türkçe’ye çevrilmiş adıyla Uzunkuyruk da Spirou dergisinin ürünlerinden biri. Aslen Spiru ve Fantasio çizgi romanında doğan bu kurgusal şey, 1980’lerin sonunda kendi serisine de kavuşur. Böylelikle Spiru ve Fantasio’nun yanına, bir de Marsupilami eklenir…

 

9. Blueberry

Blueberry

Amerikan çizgi romanlarından uzaklaşalım diyoruz, ama gelin görün ki Amerikan konularından pek uzaklaşamıyoruz. Franko-Belçika ekolünde, çizgi romanlarda milliyetçiliği çok göremezsiniz, ki bu bana sorarsanız biraz gariptir. Kimse tutup da Belçika Adalet Ligi kuruyoruz demez, Kaptan Fransa karakteri yaratmaya niyetlenmez. Onun yerine Blueberry gibi kovboy hikayeleri yazarlar. Ama ne kovboy hikayesi… Tipik kovboylardan fersahlarca ötede, eşsiz ve inanılmaz kıymetli yaparlar yaptılar mı da. Okuyun!

 

8. Şirinler

The Smurfs

Hemen kızmayın. Şirinler muhtemelen yukarıdaki yedi eserin toplamından daha popüler, fakat bizim burada sıraladığımız şey Franko-Belçika ekolünden çıkan çizgi romanların multimedya popülaritesi değil. Şirinler’in sadece ve sadece çizgi romanlarını alıyoruz. Çizgi film yaygınlaştıktan sonra Türkçe’ye de çevrilen bu çizgi romanlar, ilk olarak Spirou dergisinde yayınlandılar. Sonrasında da kendi dergileri oldu. Eğer yakın zamanda unutuldular sanıyorsanız, bir daha bakın, zira en son Şirinler sayısı, 2012 senesinde çıktı.

 

7. Incal

Incal

Çizgi roman – sinema dünyası arasındaki yakın ilişki sadece Amerika’da olmuyor. Franko-Belçika ekolünde de iki kategorinin yaratıcıları arasında geçişler var. Efsanevi Şili asıllı Fransız yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin, “Jodoverse”‘inde geçen Incal’i de bunun bir örneği. Öyle bir bilim kurgu ki, aklınızı başınızdan alır, size hayatı tekrar sorgulatır. Hem Blade Runner, hem de Tenten gibi bir havası vardır. Harikadır.

 

6. Asteriks

Asterix

E Asteriks tabii ki! Galya’nın yılmaz savunucusu, Oburiks’in biricik dostu, Sezar’ın baş belası. René Goscinny’nin bu başyapıtında mizah dozu, heyecan, serüven ve hiciv, Asteriks ve Oburiks’in ölümsüz dostluğu altında bambaşka bir şekil alıyordu. O köyde herhalde kırk tane isminin sonu “iks” ile biten adam vardı, ama Goscinny hepsini öyle eğlenceli yaratmıştı ki, Tamotomatiks’ten Hopdediks’e, Kakafoniks’ten Dediğimdediks’e kadar her biri hâlâ aklımızda!

1 2 3
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

1 Yorum

  1. Iznogoud’u atlamamis olmaniz beni sevindirdi, kucuklugumden beri cok severek okudugum bir karakterdir, ancak saniyorum ki unlu lafini yazmamissiniz: “je veux devenir calife `a la place du calife”, ya da “halifenin yerine halife olmak istiyorum”. icten pazarlikli ve zayif karakterli bu karakterin en buyuk hayalidir uyusuk, tembel ve vurdumduymaz bagdat halifesinin yerine halife olmak. tabi ki bu amaci ugrunda halifenin basina kotu isler getirmeye calistigi butun maceralari kendi acisindan husranla sonuclanir. bir macerasinda her seyin ters isledigi aynanin obur tarafindaki bir dunyaya gectigini hatirliyorum. oyle ki konusma balonlari bile ayna yansimasi seklinde hazirlanmisti diye aklimda kalmis.

    Daha cok milliyet’in cocuk dergilerinden (milliyet kardes. milliyet cocuk’tan emin degilim, koleksiyonumun o kismi ne yazik ki yok artik) dergisinden takip ettim, ancak daha oncesinde de yayinlanmis ulkemizde. elimde serdar yayinlari isimli bir yayinevinden cikan “bücür” baslikli “haftalik resimli mecmua”nin bir cildi var, icindeki uc farkli Iznogoud macerasinin ilginc bir yonu, orijinal cizimler olmamasi. yani yerel bir cizer tarafindan, saniyorum telif ile ilgili sorunlardan oturu, tekrardan cizilmis. bu yuzden hem tarzi hem de cevirileri milliyette okuduklarimizdan daha farkli. serdar yayinlarinin daha once (ya da sonrasinda) asterix’in de korsan kopyalarini basmis ve karakterin adini “Aster” ya da “Bücür” koymus. Yani bu derginin adi, asterix’e mi bir gonderme yoksa Iznogoud icin de mi ayni ismi secmisler bilemiyorum.

    Yazinin devaminda ikinci sayfada yer alan, cizgi roman dunyasinin efsanevi yaraticilarindan Jean Giraud’un iki saheseri icin hem soylenecek cok sey yok hem de bir o kadar cok sey var. Jean Giraud yasami boyunca hem Jean Giraud, hem Gir hem de Moebius imzalariyla cok farkli tarzlarda karakterlere ve oykulere imza atmistir. Bunlarin en unlulerinden olan Blueberry (Gir imzasiyla) cesur ve adil bir suvarinin seruvenlerini anlatir. Sinematik kareler, heyecan dolu maceralar ve zihninizi gittikce saran merak sizi serinin icine cekiveriyor, ancak ulkemizde bu heyecanimiz bir yumru gibi kaldi bogazimizda. cunku inkilap yayinevi okuyucusuna karsi hic bir sorumluluk hissetmemis olacak ki, buyuk ihtimalle satislarin dusuk olmasi sebebiyle bu seriyi acimasizca yarida birakti. Neyse ki artik daha fazla cizgiroman basimevi var ve bu serinin kaldigi yerden devam etmesi icin calismalarin surdugunu, yakin zamanda guzel haberler alacagimizi ogrendik. Blueberry sadece bir seriden olusmuyor, Maresal Blueberry ve Blueberry’nin gencligi adli iki seri daha var, Maresal’den haber alamasak da Blueberry’nin gencligi YKY’nin yeniden canlandirmaya calisip sonra bitirdigi Dogan Kardes dergisinin en son surumunde yayinlandi.

    Bir baska Giraud efsanesi de baska bir efsane, Jodorowsky ile birlikte yarattiklari The Incal. Sizin de belirttiginiz gibi dedektif John D. Fool’un maceralarindan olusan bu seri aslinda Jodorowsky’nin cok genis zihninde var olan Jodoverse ya da Jodorowsky Evreni’ndeki milyarlarca olaydan bazilarini mercek altina aliyor. Ulkemizde yine sorumsuz yayincilarin kar hirsina kurban giden bu seri, sadece ilk kitabiyla tukce yayinlandi ve sonrasi okuyucunun hayal gucune birakildi. Bu serinin devami ile ilgili bir haber yok henuz.

    Yazinizdaki karakterlerden en sevdigim bir baskasi da Rosinski ve Van Hamme’in Thorgal’i. Nefes nefese okunan bir saheser olan Thorgal, “ticari getiri > okuyucu” formulunu benimsemis remzi kitabevi tarafindan katledilen bir baska karakter. Alti cilt basacagini duyurup bes kitap basan remzi kitabevi yuzunden bu muhtesem seruven uzun sure yarim kaldi. cizgi dusler/ozer sahaf tarafindan yedinci sayidan itibaren basilmaya devam eden Thorgal yakin zamanda tamamlandi ve cizgi dusler, remzi’nin basmadigi altinci kitabi da basarak seriyi tamamladi. Yeri gelmisken remzi’nin daha once yine Jean Giraud imzali Jim Cutlass’in maceralarini yarim birakmis olmasini da analim ve kendilerine selamlarimizi yollayalim.

    Fransiz-Belcika cizgi roman ekolu cok onemli ve ulkemizde de bir coklarinin cizgi romani sevmesini saglayan urunlerden bazilari bu ekolun temsilcileri, bunu gozardi etmeyip onemli orneklerini hatirlattiginiz icin cok tesekkurler.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.