Yeni bir “Hazır Türkçe Basılmışken” bölümümüze hoş geldiniz geekler. Farkındayım bu sefer yazılar arasındaki süre biraz açıldı. Genel olarak yazı bir reklam materyali gibi olmasın, her işi inceleyeyim diye kasmayayım, onun yerine “bak bunu muhakkak oku” diyebileceğim şeyleri içersin istediğim için yazacak bir şeyler bulmak giderek zorlaşıyor. Ayın sonunda artık pes ettim, yeni çizgi roman siparişlerim gelene kadar, çıkalı bir aya yakın olan popüler bir işle ilgili “Nasıldır?” sorusunda cevap olsun diye bir seçim yaptım. Bugün Türkçe çizgi romanlar arasında en çok satanlarda yer alan “Deadpool x Carnage“ı inceleyeceğiz. Kendisi son derece iddialı bir şekilde iki birbirinden deli karakteri kapıştıran çizgi romanımız, acaba isminin yarattığı beklentinin hakkını veriyor mu, gelin hep beraber tartışalım.

Çizgi romanımız bir ön-hikaye -yazar prequel’ı çevirmeye çalıştı- ile başlıyor. Carnage Annual’da yayınlanan hikayemiz, bize Carnage’ın uzun zamandır yatmakta olduğu hapisten nasıl kaçtığını anlatıyor. Sonrasında orjinal adı “Deadpool vs Carnage” olan 4 bölümlük hikayemize geçiyoruz. Carnage’ın yarattığı kaosu televizyonda gören Deadpool’un, “Bu deli, ben ondan deli. Deli deliyi dakkada bulur. O zaman bu iş tam benlik” diyerek kendisinin peşine düşüşüyle esas olayımıza giriyoruz. Hemen belirteyim yazarımız Cullen Bunn, çizerimiz ise Salva Espin. Çizgi romanımız diğer Deadpool eserleri gibi JBC tarafından dilimize kazandırılmış.

527366

Şimdi içeriğimize dönersek, fikir kağıt üzerinde süper. Carnage Marvel evreninin en şahsına münasır kötü adamlarından biri. Bir psikopatın içine giren psikopat bir simbiyot fikri zaten güzel, genel olarak işlenişi de çizgi romanlarda son derece başarılı. Deadpool zaten bildiğimiz Deadpool. Fazla söze gerek bile duymuyorum. Romanın arka sayfasındaki “Bir kırmızı kostümlü manyak fiyatına iki tane birden” sloganı da çok yakışmış. Yalnız ne yazık ki hikaye bu iki kahramanı adam gibi kaldırabilecek düzeyde olmamış.

Detaylandırayım efendim. Daha önce Yiğitcan demişti, Deadpool’un cıvıklığı kendi başınayken iyi ama yanına birileri eklenince aynı tadı vermiyor. Her zaman katılmamakla beraber, buradaki sorunumuz da aynen bu. İki farklı üslup çarpışıyor ve ortaya tek tek oldukları kadar lezzetli bir şey çıkmıyor. Carnage bildiğin korku filmi öğesi gibi karakter. Kendisi bir seri katil, son derece vahşi bir şekilde insanları öldürüyor. Hani onun olayı psikopatlığında gizli. Deadpool da vahşice insanları öldürüyor ama onun deliliği daha “lunatic” diye tabir ettiğimiz şekilde. Çizgi roman ikisinin de deliliğinden ekmek yemek istiyor ama farklı tonlarda olunca sorun çıkıyor.

maxresdefault

Daha da acıklısı çizgi roman bu iki delilikten birini ton olarak seçmiyor, ikisine de yer vermeye çalışıyor. Öyle olunca da ikisini de tam olarak yapamamış olup, bir nevi ortaya arafta bir şey çıkıyor. Halbuki, atıyorum, tam anlamıyla Carnage’ın psikopat deliliği atmosferinde hazırlanmış olsa, oraya Deadpool’u koysa ya da Deadpool deliliğinde bir hikaye oluşturup, ciddi bir karakter olarak Carnage’ı koysa tadından yenmeyecekken bu üslup sorunu ellerindeki potansiyeli de süpürüp sıradan bir sonuç ortaya çıkarıyor. İki kahramanımızda bu yabancı oldukları düşünce yapısında fazlasıyla sırıtıyorlar.

Hikayemiz pek çok etkileyici olması için tasarlandığı belli olan ancak son dönem Deadpool işlerinin hemen hepsinde genel bir problem olarak karşımıza çıkan “fazla sululuk” sorunundan müzdarip pek çok sahneye sahip. Deadpool’un farklı simbiyotları ve birde simbiyot bulaşmış köpeği kullanması, Carnage’ı sırf deliliğinden bulması, bu arada bir fanboyun buna yardım etmesi ve sondaki saçma şekilde Carnage’ı alt edişi falan hiç olmamış. Halbuki başlangıç hikayesi Carnage’a çok güzel bir giriş yaptırıyor, hem de Carnage’ı olduğundan çok daha zorlu bir kötü adam haline getiriyorken devamının bu olması biraz üzücü. Bunun yerine 2011’de çıkan Carnage USA adlı öyküdeki gibi psikopat bir öykü anlatabilirlerdi, ki Clayton Crain’ın farklı çizimleriyle falan o öyküyü de bir şekilde okumalısınız.

DPCARN2014002-int-LR2-2-f870d

Bu arada bu kadar kötü anlattığıma bakmayın. Büyük ihtimalle yaşadığım hayal kırıklığından ötürü normalden daha negatif bakıyorumdur, ondan kaynaklıdır. Çizimleri klasik Deadpool çizimleri, tarz olarak fazlasıyla yeterli, pek çok eğlenceli keyifli sahne var ve hikaye de aslında Deadpool’un son dönem hallerini, bu Deadpool şunu bunu öldürüyor romanlarını falan seviyorsanız -ben sevmeyenlerdenim- tam sizlik. Eminim bu yukarıda saydıklarım çok rahatsız etmeyecektir sizi. Yok benim kafadaysanız yukarıdaki eleştirileri dikkate almanızı tavsiye ederim.

Bir yazının daha sonuna gelirken, Ankara’da bir çizgi roman dükkanı olsa da gitsek diyenlere bir haberle bitireyim. Amerika kalitesinde Türkçe çizgi romanlara sahip olmamızı sağlayan Ahmet Kocaoğlu’nun kurduğu “Arkabahçe Çizgi Roman Dükkanı”nın Ankara şubesi açılmıştır. Başkentte oturup “Bu çizgi romanları -ve daha fazlasını- nereden bulsak?” diyenlere duyurulur. İşletmecisi de sizin benim gibi geek olan bu dükkana sahip çıkalım. Aldığım t-Shirt’lerde bile indirim yaptılar bana yazar olduğumu bilmemelerine rağmen. O sebeple bu reklam ücretsiz. Selam Arka Bahçe!

Bir sonraki yazıda görüşene dek esen kalın..

Yazar

A Man Who Walks Alone... @tutkutuzlu

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.