Stephen King sever miyiz sevgili Geekyaparlar? Hemen cevap vermeyin, kolay soru sormadığımı biliyorum. Peki Joe Hill sever miyiz? “O kim ve ne alaka?” diye soruyor olabilirsiniz, çekinmeyin, sorun. Joe Hill rumuzuyla edebiyat camiasında yer edinen Joseph Hillstrom King, aslında bizim emektar Stephen Dayı’nın büyük oğlu ve bir süredir harika işlere imza atıyor. Genç yazar, babasının gölgesinde kalmamak için Joe Hill adına sığınmış, pek de güzel yapmış. Sonuçta bu bir bağımsızlığını arama hareketidir ve bağımsızlığını arayan insanları hep takdir etmek gerekir.

1990’ların sonunda birkaç kısa hikaye ile kendini sektörde göstermeye başlayan Hill, özellikle çizgi roman severleri 2008-2013 yılları arasında yayınlanan Locke & Key serisi ile tavladı. Biz çoğu seveni Locke & Key gibi okunması farz bir eserin etkisini üzerimizden atamamışken, geçen sene kasım ayı civarında Hill’in yeni bir serisi raflarda yer edinmeye başladı. The Wraith: Welome to the Christmasland, bizi Charlie Manx ve onun kendine has “Olmayan Ülke”si ile tanıştırıyor. Manx üzerinden şoför kıyafetini hiç çıkarmayan oldukça karanlık bir şahsiyet, uzmanlık alanı da küçük çocukları 1938 model Rolls-Royce’u ile kaçırmak. Gizemli şoförümüz şiddeti ya da zorlamayı seven biri değil,Manx’ın kaçırdığı çocuklar Christmasland’a geldiklerinde bu yeni mekanı sevmezlerse istedikleri zaman evlerine geri dönebilirler.

Tabii işin ilginç yanı Christmasland’a gelen hiçbir çocuk bir daha geri dönmek istemiyor. Açıkçası dönmesinler de… Neden mi? Bunun cevabı için seriyi okumanız lazım.

wraithreview

The Wraith çizgiromanımız aslında daha kapsamlı bir hikayenin prequel’i. Joe Hill’in esas meselesi 2013 yılında bastığı NOS4A2. “En İyi Roman” dalında Bram Stoker Ödülü adaylığı bulunan kitapta oğlunu Charlie Manx’ın elinden kurtarmaya çalışan bir annenin yaşadıklarını okuyoruz. Oldukça olumlu eleştiriler alan bu kitabı okuma fırsatı bulamadım ama bir an önce başlamak istiyorum. Kitapta Hill hem kendi eserlerine hem de babasının yarattığı kurgusal evrenlere göndermeler yapmaktaymış üstelik. Belli ki pek lezzetli şeyler dönmekte…

Baştaki soruma geri döneyim, Stephen King sever miyiz? Ben severim, ama sevmeyeni de anlamaya çalışırım. Joe Hill ise babasının eskiden destanlar yazdığı topraklarda at koşturan, pek çok noktada da onun gençliğindeki kalitesini anımsatan bir yazar. Hatta bazı noktalarda boynuzun kulağı geçtiğini de söyleyebilirim.  The Wraith’e biraz şans verin, zaten sonrasında beğeneceksiniz. Yeni sayıları beklerken de Hill’in bir önceki şaheseri Locke & Key ile vakit geçirebilirsiniz. Keyifli okuma saatleri her türlü garanti altında…

Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.