Yabani’nin bu sayısı yerli çizgi roman okurlarını epey mutlu edecek isimleri içinde taşıyor. Sayı bu yanıyla neredeyse bir All-Star havası yaşatıyor. Dokuzuncu sayı bizi böyle mutlu ederken sayının girişinde bunundaha hiçbir olduğunu ifade eden bir de müjde alıyoruz: Onuncu sayı ile beraber Yabani sayfa sayısını arttırıyor ve belli yönleriyle yenileniyor. Ayrıca onuncu sayınının “Klasikler Özel Sayısı” niteliği taşıyacağı da belirtilmiş. Bunlar çok güzel haberler ancak gelin bunları dahaki ay konuşalım çünkü şu an zaten karşımızda çok keyifli bir sayı var.

Yabani Dergi dokuzuncu sayının ön kapağını geçen ayın arka kapağını çizen Evren İnce çizmiş. Zaten bu arka kapaktan ön kapağa terfi olmak Yabani’nin bir geleneği haline geldi. Evren İnce’nin çizimi Yabani’yi diğer dergilerin arasında belli edecek kadar başarılı. Hakan Arslan‘ın çizdiği arka kapak ise 1958 yapımı Dracula filminin Dracula’sını andırarak sinefilleri mutlu eden bir çalışma olmuş. Fakat bu ay benim en çok beğenimi kazanan kapak Diren Ayhan‘ın çizdiği iç kapak oldu. Kendisi Sevgililer Günü’ne Yabani bir selam çakmış.

Sayının çizgi roman incelemesini sizinle paylaştık, şimdi de daha fazla oyalanmadan hikayelere geçelim:

PC 243

PC243

“Koşarken inip kalkan göbeğimin bir anda kopup gitmesini, kredi kartıyla temellerini oluşturduğumuz, her ay özenle büyüttüğümüz fastfood kokan bu ilişkinin bittiğini haykırmasını diliyordum.”

Göktuğ Canbaba gerilim öyküsünde yaşlıları gerilim ögesi olarak kullanmış ki bence bu harika bir fikir. Tepki görmemek için itiraf edemesek de çoğumuz yaşlılardan ve yaşlılıktan belli bir miktar ürkeriz, kan bağımız olmayan yaşlıların eskimiş tenleri, nefesleri ve muhabbetleri konfor alanımızın çok dışındadır. Canbaba bu itiraf edilemeyen çekinceyi yakalayarak iyi bir iş başarmış. Yakalayabildiğini düşündüğüm bir başka şey ise kilolu bir insanın göbeği ile olan nefret ilişkisi.

İşin illüstrasyon kısmında ise yine hikayeyle uyumsuz bir iş duruyor. Bu çizerin yeteneğine getirdiğim bir eleştiri değil fakat ciddi bir eleştiri. Bir gerilim hikayesinin can alıcı kısmını görselleştirmek istiyorsan bunu okuyucunun düşünce akışını bozmayacak şekilde hikayeyle uyumlu yapmalısın. Ayrıca illüstrasyon konusunda editöre de bir diyeceğim var: Hikayenin sonunu gösteren bir görseli hikayenin ilk çeyreğine yerleştirmenin kimseye faydası yok.

MAŞUKA

Maşuka

“Yavaş ama kararlı adımlarla kapıya doğru ilerledi. Yanlarından geçerken yerde yatan adamlara ilgisizce baktı. İkisi de ölüydü artık ve birbirlerinin ölümüne garip bir biçimde katkıda bulunmuşlardı. Fakat onları öldüren şey aslında aynıydı; yanlış kadını sevmek ve ona güvenmek.”

Yabani’ye yakışır bir Sevgililer Günü hikayesi olmuş Maşuka. Önceki sayıda Yılsonu Partisi adlı çizgi romanı yazan Funda Özlem Şeran yine yaratıcı bir iş çıkarmış ortaya. Kikayenini sonlarına kadar iyi betimlenmiş bir “kurbanını kuytuya çeken vampir” hikayesi olduğunu düşünüceğiniz hikaye, kurbanın bir Sevgililer Günü hediyesi olduğunu öğrenmemizle orijinal bir noktaya çekiliyor. Bu haliyle zaten doyurucu bir Sevgililer Günü gerilimi iken bir de sondaki ufak sürprizle Maşuka, Yabani’nin hatrı kalan hikayeleri arasına giriyor. Hikayenin illüstrasyonunu çizen Efecan Sezer de başarılı işiyle Maşuka’ya tuz biber oluyor.

SON VAPUR

Son Vapur

“Bana uzattığı et parçasını midem nasıl kabul etti, bilmiyorum. Onun biçimsiz parmaklarını iştahla yalarken neşeyle dolduğumu hatırlıyorum”

Eh, Pusova’nın yazarı Galip Dursun’dan daha azını beklemiyorduk sonuçta. Suriye’den göçen bir mültecinin yabancısı olduğu bir metropolde hayatta kalmanın en ürkütücü yolunu keşfetmesini okuyoruz Son Vapur’da. Kanibalizm her zaman ilgimi çeken bir korku ögesi olmuştur ve bir kısa öykü için karakterlerini çok başarılı şekillendirmiş olan bu öyküde daha da ilgi çekici bir öge halini almış. Hikayenin yazım biçimi de enteresan bir his katmış, okuduklarımızın bir ses kaydı dökümü olduğunu düşünmek hikayeyi daha gerçekçi kılmış. Galip Dursun’u Yabani sayfalarında daha sık görmek istiyoruz ve elbette çizer Diren Ayhan’ı da.

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.