Interstellar sağ olsun, kara delikler toplum olarak komple daha fazla ilgimizi çeken şeyler oldular artık. Halihazırda zaten ne olduklarını tam bilemediğimiz -ve daha da önemlisi öteki tarafta ne olduğunu tahayyül edemediğimiz- için çok çekici (hehe) gelen bu uzay fenomenleri Interstellar’ın üzerine kattığı sos sayesinde iyiden iyiye devasa (hehe) arzu nesneleri olup çıktılar. Bugüne bugün hâlâ tam olarak ne yaptıklarını bilmiyoruz, ama her geçen gün bilim adamları yeni bir şeyler keşfediyorlar. Yani anlamaya bir adım daha yaklaşıyoruz.

İnsanlık için küçük, fakat gelecekteki keşiflere zemin sağlaması bakımından büyük adımımız bu sefer McDonald rasathanesinden geliyor. Bundan beş sene önce ROTSE 111b teleskobu sayesinde rasathane üyeleri derin uzayda bir parlaklık fark ediyorlar. İlk başta bunu bir süpernovaya yoruyorlar. 22.5 büyüklüğünde mutlak parlaklığa sahip olan bu ışık olsa olsa bir süpernovaydı, değilse de ya iki masif yıldız birleşiyor ya da bir yıldız gama ışını patlaması yaşıyordu.

Fakat zaman geçtikçe astronomlar durumun bu olmadığını fark ettiler. Gelişen ışık eğrisi ve kimyasal yapı süpernovalarla uymuyordu. Yıldızlar birleşiyor olsa pik ışıltıya daha çabuk ulaşılırdı, gama ışını patlaması olsa x-ray ışığında her şey daha parlak gözükürdü. Bunlar elenince McDonald rasathanesi şu karara vardı: Bu yıldız bir kara delik tarafından hamura çevriliyordu. 

star-disruption-combo

Hamura çevirmek burada yanlış bir tabir mi bilmiyorum, fakat haberi gördüğümüz Universe Today sitesi de “spagettileştirme” tabirini kullanmış ki aslında durumu en isabetle özetleyen şey o. Durum şu, kara delik kendisine fazla yaklaşan yıldızın kendisine yakın tarafına uzak yana kıyasla daha fazla yerçekimi uyguluyor. Böylelikle kara deliğe yakın olan taraf uzuyor ve yıldızı bulan ekibin bir parçası olan Craig Wheeler’ın tabiriyle “erişteye dönüyor“. Yalnız ortada şöyle bir durum da var. Wheeler ve ekibi şunu fark ediyorlar: Bu yıldız kara deliğin yutabileceğinden fazla bir lokma. Gerçekten. Buna “Eddington Limit” deniyormuş. Dilim döndüğümce anlatayım, belirli boyutlardaki kara deliklerin yutabilecekleri cisimlerin bir sınırı var. Bu sınıra ulaşıldıktan sonra gelen her madde kara deliğin yerçekimi tarafından kompanse edilmesi imkansız bir dış baskı oluşturmaya başlıyor. Bu baskı artışı bir nevi sekiyor ve kara deliğin toplanma diskinden madde, ısı ve ışık kaybediyor.

Yani tüm durumu şöyle özetleyeyim: Kara delik yıldızımızı yutmaya çalışıyor, fakat yıldız onun yiyebileceğinden büyük bir lokma. Bu yüzden de kara deliğin -bir nevi- kendisi de hasar görüyor.

Eğer yıldızın son mücadelesini görmek isterseniz, ekibin bir üyesi olan James Guillochon kısa bir animasyon hazırlamış. Vazgeçme yıldız, bu daha başlangıç, mücadeleye devam! Kahrolsun her şeyi yutan kara delikler!

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.