Müzik insan için zamanı olmayan bir mecra. Bir parçayı bugün dinlediğinizde hak ettiği değeri vermemiş olabilirsiniz. Ancak seneler sonra dinlediğinizde hakkını verebilirsiniz. Tam tersi de yaşanabilir. Mesela çok eski bir albümü sıkıştığı zamandan çıkartıp seneler sonrasına getirebilirsiniz. Müziği bu nedenle belirliği bir zamana veya döneme bağlamak pek yakışık almaz.

Öte yandan bir albüm o kadar doğru bir zamanda dinleyiciyle buluşur ki dillere pelesenk olur. Popüler olur bunlar. Bulunduğu konum ise onu yine belirli bir zamana bağlamanızı gerektirmez. Eğer seneler sonra “Britney Spears da ne Toxic’ti arkadaş!” diyorsanız, “Öyle Punk’lu manklı bir parça vardı köpekten bahsediyordu, neydi o?” diyorsanız veya “Timbaland ne kadar iyi bir yapımcıydı ya!” diyorsanız zaten siz o müziği günümüze getiriyorsunuz.

Velhasıl kelam, gençler konuşup anlaşmış. Bize hayırlı olsun demek düşer.

1. Porter Robinson – Worlds

Porter Robinson ile tanışmam çok ilginç bir yol ile oldu. Çünkü Estonyalı birisinin tavsiyesi üzerine dinlemeye başladım. Estonya’yı araştırınca ise ne kadar ilginç bir kültür olduğunu gördüm. Hep uzaktan görüp fikir yürütüyoruz neticede. Birkaç gün sonra da yakın bir arkadaşım dördüncü parça olan Flicker’ı tavsiye edince hatim etmenin vaktinin geldiğini anladım. Pek kendi halinde ilginç bir çocuk Porter. Uzaktan bakınca da kimi zaman müziği R.A.C.’ye benzese de kimi zaman da EDM’in doruk noktalarına tırmanıyor.

 2. Childish Gambino – because the internet

Bu abi uzaktan bakınca genç çocuk gibi görünse de hem yaşını hem tecrübesini epey almış bir muhterem. Elindeki maharetleri sayınca aktör, yazar, komedyen, rapper olduğunu görüyoruz. Ne mühendisler ne doktorlar diyebileceğimiz kadar yetenekli. Müziği kimi zaman Earl Sweatshirt’e yakınlaşıyor. 30 Rock’ın senaryo ekibinde olması da durumu ilginçleştiren bir diğer değişken.

3. N.E.R.D – Nothing

Bu abiler zamanın ötesinden geliyor. Artık Pharell’ı; Happy, Get Lucky, Blurred Lines ve G I R L albümü ile anıyor olsak da N.E.R.D. dönemi hepimiz için harika bir dönemdi. Bu albümün hakkını ziyadesiyle vermek için bugünler uygun zamanlar.

4. Ta-ku – Beat Sketches Vol. 1

Ta-ku, beat altyapılı elektronik müzik kontayjanını dolduruyor. Sakin beat ile chillstep, downtempo, hip hop üçlüsünü birleştirebiliyoruz. Bu altyapı üzerine yapılacak eleştirilerden ziyade dinleti zevkini göz önüne almak gerektiği için yoruma ve beğeniye de son derece açıklar. Keza tamamı göreceli olduğu için paylaşılan bilgi kalıyor geride.

5. Beats Antique – A Thousand Faces – Act II

Antik demesiyle akıllarda bir soru işareti oluşuyor. “Antik beat’ler mi?” Oakland’lı bir grubun ne kadar antik olabileceğini düşünmeden edemiyorsunuz. Fakat ilk parça bitmeden kendinize ait bir şeyler buluyorsunuz. Deneysel dünya füzyonu yapan grup elektronik müzik ile dünyanın dört bir yanından müzikal tınıları birleştiriyor ve ortaya cillop gibi bir albüm çıkıyor.

Yazar

"Serim olmak kolay değil." diyerek distopik bir çerçeve çizmeye yeltensem de insan göründüğünden öte bir canlı değil. Hayatın sadeliği ise mutluluktan ibaret. Veyahut tam tersi. Twitter: @mert_serim

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.