FauxPlay olarak gene kitleleri nerdrage’e sürükleyecek bir liste ile karşınızdayız. Bu seferki konumuz oyunlarda duygulara tercüman seslendirme sanatçıları. Aslında yıllardır gayet profesyonel bir çizgide işleyen video oyun seslendirmeciliği, son birkaç yılda sinematik ağırlığa sahip oyunların sektörde yer edinmesiyle daha da ön plana çıktı, öyle ki artık pek çok oyuncunun favori “ses sanatçılarının” olduğu bir döneme girdik. Çok iyi oldu, çok da güzel oldu. Biz de bu güzelliği biraz gündeme getirelim dedik.
Gönlümden her ne kadar aşırı kişisel bir dosya yapmak geçse de şimdilik kendimi tutacak ve listeyi oyun tarihinde gerçekten ikonik öneme sahip isimler üzerinden geliştireceğim. Eminim tüm çabalara rağmen yorumlar kısmı “Hüseyin’i nasıl unutursun?” mesajlarıyla dolacak ama ne yapalım, bu işte herkesi memnun etmek imkansız.

Haydi teybe basalım gençlik.

6. Dave Fennoy

davefennoy
Listemizin açılışını Dave Fennoy ile yapıyoruz. Fennoy’un sesine hepimiz Walking Dead’ten aşinayız, oysa ki 61 yaşındaki sanatçının oyun dünyasındaki geçmişi King’s Quest IV’a kadar uzanıyor. Kendisi yirmi yılı aşkın profesyonel hayatında Monkey Island, Starcraft, Fallout, Mass Effect gibi pek çok seriye katkı sağlamış, ama şüphesiz sanatçının en büyük eseri acıların survivor’ı Lee Everett. Walking Dead’in o karanlık dünyasında küçük Clementine’e ihtiyacı olan huzuru sunacak daha başarılı bir karakter olabilir miydi? Olamazdı elbet, eminim yeni oyunda da olamayacak. Lee’nin mazlum bakışlarına ise ancak Fennoy’un sesi yakışırdı. Altıncı sıra hakkımı bir adventure oyunundan yana kullanıyor ve Dave Fennoy’u beni hayatımda en çok etkileyen oyunlardan birinde gösterdiği performanstan ötürü listeye alıyorum. Vicdanı olan, vicdansız da olsa ilk oyunda Episode 5’i oynayan kimse gelip laf etmesin.

5. Mark Hamill

markhamill

Ana gibi yar olmaz, seslendirmede de Hamill gibi Joker olmaz sevgili okurlar. Biricik Luke Skywalker’ımızın popüler kültürün en büyük kötüsüne sesiyle hayat vereceğini 80’lerde kim düşünebilirdi ki? Hamill’in destansı performansının kökeni ise 1992’ye, Batman: The Animated Series’e gidiyor. O günlerden beri pek çok film ve oyun seslendirmesi yapan Hamill’i yeniden Gotham sokaklarına terör salarken görmek 2011 yılında nasip oldu. Arkham Asylum’daki işi ile 2011 British Academy Video Game Awards’ta en iyi performans alan Hamill’i beşinci sıradan listeye ekliyor ve daha nice Batman projesinde yer almasını diliyorum. Daha az Luke daha çok Joker. İhtiyacımız olan bu…

4. Charles Martinet

charlesmartinet
Dört numarada tarihin arka odasına gidiyoruz ve bizi (şükürler olsun ki) Murat Bardakçı değil, Charles Martinet karşılıyor. Kendisine Nintendo ne kadar duacı olsa az, zira Martinet oyun dünyasının en ikonik karakteri Mario’ya kendine has sesini veren isim. Sadece Mario da değil aslında, tüm Mushroom Kingdom Martinet’ten soruluyor; Luigi, Wario, Baby Mario falan hep onun eseri. 1990 yılında Nintendo’da çalışmaya başlayan Martinet’in Mario macerası ise her büyük hikaye gibi tesadüf eseri vuku bulmuş. Seçmelerin son anda yetişen Martinet’e “Brooklynli bir İtalyan muslukçu gibi konuşacaksın” dendiğinde herkesin ilk beklediği bozuk aksanlı ve itici tonda bir İtalyan şivesi imiş (New Yorklu hiçbir İtalyan muslukçu tanımadığım için yorum yapamayacağım). Martinet ise “çocuklar için tasarlanan bir karaktere bu kadar boğucu bir ses yakışmayabilir” diyerek beklenmedik incelikte ve sempatiklikte bir ton denemiş. Yarattığı ses muslukçudan ziyade pek çok yerde rastladığımız İtalyan aşçı tiplemelerini andırsa da Martinet’in aldığı bu risk tutmuş ve biraz önce eşyaları toplayıp gitmeye hazırlanan set ekibi genç sanatçının tam otuz dakika kaydını almış. Sonra olan ise prodüktörlerin birkaç gün içinde Martinet’i araması ve oyun dünyasının en ikonik seslerinden birinin dünyaya gelmesi. .

3. Jon St. John

jonstjohn

 Bir dönemin gençliğinin oyun dünyasında ürettiği aşırı testesterondan bu şahsiyet sorumludur aziz okurlar. 1990’ların ortasındayız. Herkes bir noktada Arnold Schwarzenegger ve Sylvester Stallone filmleriyle bir münasebete girmiş. Bir yandan aşırı abartı bir aksiyon kahramanı yönetesimiz var ekranda, öte yandan her şeyi de beğenmiyoruz. Sonra bir gün Duke Nukem 3D geliyor ve hiç kimsenin hayatı eskisi gibi ondan sonra eskisi gibi olmuyor.

Eğer ki çoğu oyuncu sabırla Duke Nukem Forever için 12 sene sabrettiyse bunda 1996 yapımı oyunun başarısı kadar Jon St. John’un akılalmaz yeteneğinin de payı vardır hatta payı oyunun kendisinden büyük bile olabilir. Duke’u seslendirirken Clint Eastwood’un sesinde etkilenen St. John yaptığı işle oyun dünyasının en büyük ikonlarından birine hayat vereceğini kesinlikle tahmin edemezdi. Biz bu FPS külliyatında çok karizma ölüm makinesi gördük, elimizden be Caleb’ler (Blood serisi), ne Lo-Wang’lar (Shadow Warrior) geçti ama hiçbiri Duke kadar kalbimizi çalamadı.

Jon St. John’un wikipedia sayfasındaki resmini sizlere sunuyor ve hiçbir yorum yapmadan iki numaraya geçiyorum.

2. Troy Baker

 

troybaker

Troy Baker adı hem video oyun hem de anime dünyası için büyük öneme sahip ama kendisi kitlelerin kalbini BioShock Infinite ve The Last of Us ile çaldı. Gerçi BioShock Infinite öznelinde konuşacaksak seriye haksızlık etmek olmaz, Elizabeth rolünde Courtnee Draper’in ya da Andrew Ryan Reis’i bize kazandıran Armin Shimerman’ın da performansları muazzam, ancak Troy Baker’ı bu listede anmak daha doğru bir karar gibi geliyor. Zira Infinite’in o kalbe hançer gibi saplanan finalinde içinde bulunduğumuz ruh halini Baker’ın performansından daha iyi anlatan biri olamazdı. Bunun haricinde yığınla oyuna ve animeye sesini armağan etmiş Baker, aynı zamanda Akira Yamaoka’nın Silent Hill grubunun da basçısı. Yani şu geek hayatımızda sevdiğimiz çoğu şeyi hafif dokunuşlarıyla şenlendirmiş bir insan kendisi. Benden gelen teşekkür ödülü de ona listede ikincilik vermek olsun.

1.Gordon Freeman

Gordon_Freeman
….

 

 

Tamam, bu sadece dikkatiniz hala burada mı onu test etmek içindi. Başka sululuk yok.

 

Gerçek 1.Terri Brosius ve Ellen McLain

terribrosius

Listeyi takip eden bilinçli okurlar seçimlerin hep erkeklerden yana yapıldığını fark etmişlerdir. Bana okkalı laflar hazırlamakla meşgul olanlar için kapanışa bir twist-ending atıyor ve seslendirme birinciliğini bir değil, iki kadın sanatçıya birden veriyorum. Açıkçası SHODANGLaDOS mu daha muhteşem bir oyun kötüsü karar vermek kolay değil, kimsenin zorlanmadan varacağı yargı ise ikisinin de tarihe geçecek nitelikte etkileyici oldukları.

SHODAN’a sesini veren Terri Brosius, Eric Brosius ile 1994 yılına kadar Tribe grubunda klavyeci olarak bulunmuş, grubun dağılmasının ardından da eşi Eric Brosius ve grubun basçısı Greg LoPiccolo ile System Shock projesine katılmış. İlk oyundaki SHODAN’ı hatırlayan az oyunsever vardır, hatırlamıyorsanız üzülmeyin. Zira bizi geceler boyu uykusuz bırakan SHODAN, 1999 yapımı ikinci System Shock’taki performansıdır. Cehenneme dönmüş uzay gemisinde önce kalbimize umut serpen, ardındansa gerçek yüzünü dehşet verici bir şekilde bize gösterip oyunun ikinci yarısında bize panik ataklar yaşatan SHODAN, boşuna oyun tarihinin en önemli tasarılarından değil. System Shock’un tarihe geçmesini sağlayan Terri Brosius daha sonra Looking Glass’ın pek çok oyununda da seslendirme yapmış ama bunlar SHODAN’ın etkisini yaratmaktan uzak (Belki Thief’ serisindeki Viktoria rolü, ama o da belki). Olsun, kendisi şu bizim minik Oscar’ımızı sonuna kadar hakediyor.

elleinmclain

SHODAN’ın küçük yaramaz kuzeni GLaDOS ise bambaşka. GlaDOS’a sesini veren Ellen McLain aynı zamanda bir opera sanatçısı (soprano) olması sayesinde oyunun şarkılarını da söyleyen isim. 2011’de Spike Video Game Award’ta “Best Performance by a Human Female” ödülünü rahatlıkla alan sanatçı şu sıralar farklı oyunlarda GLaDOS cameosu yapmaya devam etmekte. Kendisini daha nice oyun ve filmde bize kahkaha ve huzursuzluğu aynı anda yaşatan isim olarak görmek herkesin temennisi.

 

mühim not: Bu listeye alamadığım ama çocukluğumu derinden etkilemiş Tony Plana (Manny Calavera /Grim Fandango) ve tüm RPG alemini coşkulu “Rejoice!” çığlıklarıyla inleten Jim Cummings‘e (Minsc/Baldur’s Gate) kucak dolusu selamlarımı iletiyorum. Tony ve Jim, listemiz altılık değil de sekizlik olsaydı inanın koltuğunuz hazırdı. Siberalem sizinle gurur duyuyor.

 

Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.