HouseOfCardsSeason2TeaserSon 5 yıldır, dünya çapında dizi adı altında çok ciddi işler yapılıyor. Televizyon literatürüne “HBO dizisi” tabiri sokulduğunda yapılan işler sayısal olarak bir hayli azdı, fakat Breaking Bad, True Detective ve muadilleri sayesinde, son bir kaç yıl içerisinde “TV show” konseptinin ciddi değişiklik gösterdiğine tanık olduk.

House of Cards ise, bu zincire yapılan son eklenti.

Kevin Spacey’nin başrolünde olduğu House of Cards, günümüz Washington’ında geçen bir siyasal drama. Spacey dizide South Carolina’nın 5.bölgesinden seçilen Frank Underwood isimli hırslı bir demokratı oynuyor. Dizinin konusuna çok girmeyeceğim, oldukça alengirli bir hikaye anlatım yapısı var çünkü, benim tek diyeceğim şey, House of Cards‘ın anlatmaya çalıştıkları konusunda ne kadar tavizsiz olduğu.

Öncelikle hani Game of Thrones‘da olan olaylara “ne kadar büyük kumpaslar bunlar” diyorsunuz ya, o zaman kesinlikle House of Cards’ı izlememişsinizdir. Çünkü HoC’da dönen Ali-Cengiz oyunlarının ağırlığı, emin olun Westeros’u solda sıfır bırakıyor. House of Cards, Amerikan hükümetinin ne kadar değişken bir yapısı olduğunu çatır çatır gözler önüne seren, bir bakıma ürkütücü bir yapım. Ana karakterler Frank Underwood (Kevin Spacey) ve eşi Claire Underwood‘un (Robin Wright) hayatları, tüm realitesi ile, dünyanın soğuk gerçekliğini çatır çatır gözlerimizin önüne seriyor.

Dizinin nefes kesen oyunculuğu bir yana, Spacey’nin performansı ise dillere destan. Özellikle zaman zaman dördüncü duvarı kırıp seyirciye direkt olarak hitap etmesi gerçekten tüyler ürpertici bir etki yaratıyor. House of Cards‘da işlenen eksenler gerçekten çok enteresan. Özellikle politikacı – Beyaz Saray ilişkileri, gazeteci – politikacı ilişkileri ve genel olarak Washington üzerine çeşitlemeler yapan yapım, bütün bunları gri bir skalada sunarak, izleyicinin ahlaki değerlerinin ayarları ile oynamayı başarıyor.

Ahlaki değerlerin ayarları ile oynamaktan neyi kast ediyorum? Diziyi düzenli izleyip, karakterleri kabul ettikçe kendinizi birden bire soğuk, hesapçı ve güce açlık duyan Frank Underwood ve aynı derecede acımasız olan eşi Claire Underwood‘un destekçisi olarak buluyorsunuz. Onların kimi zaman küçük insanları ezen planlarının başarılı olmasını umuyor, 12.000 işçi işinden olduğu zaman “ne yapalım yani politika” diyebiliyorsunuz.

 

house-of-cards-francis-underwood

Bu bakımdan dizinin yazar kadrosuna gerçekten büyük saygı duymak lazım. Özellikle aralarında David Fincher’ın bulunduğu yönetmen kadrosu ise apayrı bir başarı sergilemiş zaten.

Uzun lafın kısası, eğer kendinizi Westeros’ta dönen taht oyunlarından biraz kopartıp gerçek hayata atmak istiyorsanız, House of Cards, gerçekten de ilk seçiminiz olabilir. Fakat gündem yüzünden “ben politikadan nefret ediyorum, siyasetten gına geldi” diyorsanız, Game of Thrones’un 4.sezonunun başlamasına çok az kaldı.

Author

If I ever woke up with a dead hooker in my hotel room, Matt would be the first person I'd call.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.