Kevin Costner’ın 1997 yapımı The Postman filmini bilir misiniz? Bileniniz bolsa şaşırmam, ama bugün  filmi oturup seyreden sinemasever bulmak pek mümkün değil. Costner’ın post-apokaliptik sinemaya takıntısının iki sonucundan biri olan The Postman (Diğeri 1995 tarihli Waterworld idi), tutkulu abimize En Kötü Aktör, En Kötü Yönetmen , En Kötü Senaryo gibi sayısız Razzie Ödülü’nü de kazandırmış, gişede de tepetaklak olmuştu. Geçenlerde filmin açılış sahnesine göz gezdiresim geldi ve filmin mevzubahis ettiği “nükleer felaket” tarihinin 2013 olarak kurgulandığını fark ettim. Demek biz insanlar 2013’te bin bir türlü koşturmacayla savrulurken, bir felaket senaryosunu daha burnumuz kanamadan tarihe gömmüşüz. İnsanlık olarak gene kırmızı düğmeye basmadığımız için herkesi tebrik ediyorum.

Öte yandan türümüz dengesizliğiyle meşhur bir tür ve kimin ne yapacağı hiç belli olmuyor. Artık nükleer füzeleri ulu orta patlatmayız, o başka bir çağın meselesiydi.  Ama belli ki kendimizi gene bir yolunu bulup tüketeceğiz. Neden mi? Çünkü savaş sevdalısı büyüdük, büyütüldük, çocuğumuz varsa da büyütüyoruz. Ve hepimizin bildiği gibi “savaş hiç değişmez”.

2013’e kadar gezegeni patlatmamış olmamız 2014’ü de sızıntısız kapatacağımız anlamına gelmiyor. The Postman’de rast geldiğim küçük tesadüf şerefine, tüm sevenlerine işin ehli bir seriden, Fallout’tan en güzel 6 şarkılık bir liste yapasım geldi. Herkesin bu şarkılar ile nostaljiye doyması, ilk kez dinleyecek olanların da büyük keyif alması dileğiyle.

 

6. Butcher Pete (Fallout 3)

And he’s choppin’ up all the women’s meat…

Roy Brown’un 1950 yılında seslendirdiği Butcher Pete (Part I), insana    “dedemlerin ninemlerin çağında nasıl bir kafayla eğleniliyormuş” dedirtecek cinsten bir psikopatlığa sahip. Sözlerini dikkatlice dinlemeyi ihmal etmeyin.

 

5. Let’s Go Sunning (Fallout 3)

Life’s worth living, when nature’s giving…

Melodik, mutlu ve huzurveren bir şarkı. Ama Capital Wasteland’ın ıssızlığında bu şarkının yarattığı atmosfer bambaşka. Let’s Go Sunning Fallout 3’te çalarken Ghoul sürüleriyle karşılaşmak size hayatı sorgulatmazsa, daha ne sorgulatır, bilemiyorum.

 

4. Love Me as Though There Were No Tomorrow (Fallout: New Vegas)

Teach me all that a heart should know…

İtiraf ediyorum, dördüncü sıra için bu şarkı ile The Ink Spots’tan “I Don’t Want to Set the World on Fire” arasında çok kaldım. İki şarkı da muhteşem, ama aşık olduğumda bunu daha çok dinlerim gibi geliyor. Sevgiliye sarılıp “bırakma beni hiç” demek, “acımı unuttur bana” demek… Geek isek kalpsiz değiliz, biz de duygulanabiliyoruz haliyle. Sen söyle Nat King Cole, biz içlenelim.

 

 

3. Jingle, Jangle, Jingle (Fallout: New Vegas)

Yippie Yay, there’ll be no weddin’ bells for today…

The Kay Kyser Orchestra’dan 1942 tarihli, tadı baharatı yerinde bir Swing. İlk başta çok yadırgamanız olası. Ancak bu yadırgama dönemini atlatırsanız gün boyu dilinize takılacağı da muhakkak.

 

2. Civilization (Fallout 3)

They have things like the atom bomb, so I think I’ll stay where I “ahm”…

Abartmıyorum, tüm yeni nesil Fallout atmosferinin kökleri bu şarkıya dayanıyor olabilir.  Bob Hilliard ve Carl Sigman’ın Civilization’ı olmasaydı ,Fallout 3 bambaşka bir şey olurdu.

 

1. A Kiss to Build a Dream On (Fallout 2)

And my imagination will thrive upon that kiss…

Bir numaraya başka bir şarkıyı koymak hem Fallout’a hem Jazz’a hem Armstrong Abi’ye büyük ayıp olurdu. Bu şarkı varken tüm karamsarlıklara rağmen biraz olsun kalbimizde umut birikebiliyor. Yeterince dinlersek belki 2014’ü de soyumuzu tüketmeden bitirebiliriz. Öylesine güçlü, öylesine önemli A Kiss to Build a Dream On… Bugün dünyayı biraz daha yaşanılır kılan herkese bizden armağan olsun.

Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.