İlk Manhattan Projesi 1942 yılında General Leslie Groves yönetiminde Oak Ridge, Tenessee’de başlatıldı. 130.000 çalışandan fazlasını bünyesinde barındıran proje, ürettiği ilk nükleer bombayı 16 Haziran 1945’te New Mexico’daki Trinity Test Sahası’nda patlattı. Patlamada 20 kiloton TNT’ninkine eşdeğer enerji açığa çıktı. İki ay sonra Hiroşima ve Nagazaki’de patlatılan bombalar, Little Boy ve Fatman, sırasıyla 18 ve 22 kiloton enerjilik yıkım gücüne sahiptiler. Bugün bilinen en güçlü nükleer silah olan Çar Bombası ise Fat Man ve Little Boy’un toplamının 2500 katı daha geniş bir tahribat potansiyeline sahip.

Manhattan Projesi nükleer silahlar üzerineydi. Başka projeler de var…  

 

1940'larda Oak Ridge'e hoşgeldiniz...
1940’larda Oak Ridge’e hoşgeldiniz…

İkinci Dünya Savaşı yılları pek garip zamanlardı, sevgili Geekyapar okurları. “Gördün mü?” derseniz haklısınız, sizden fazlasını tecrübe etmedim. Ancak hepimizin okudukları ve seyrettikleri, bu savaşın dünya dengelerini belirlemedeki etkisini görmeye yeterli. İkinci Dünya Savaşı, modern dünyanın kalıcı sınırlarını çizmesinin yanında, insanlık tarihindeki konvansiyonel savaş algısını da değiştiren bir tecrübe idi.

Açık alanda muharebe mantığının, yerini üst düzey haberleşme ve gerilla taktiklerine bıraktığı ve en küçük teknolojik üstünlüklerin bile yenen-yenilen ilişkisini şaşılası bir hızda ters yüz edebildiği bir savaştan bahsediyoruz. Hal böyle olunca sermayeye sahip grupların savaş döneminde en çılgın işlere girişmesi, stratejik anlamda belki de alınacak en aklı başında karar idi. Manhattan Projesi, sonucunda yarattığı felaketler itibariyle gizli kalamayacak bir proje oldu; ancak savaş süresinde kimbilir başka ne projeler denendi, askıya alındı ya da tahmin bile edemeyeceğimiz başarılara ulaştı…

Ve tabii ki “gizli proje”nin tanımı gereği gizli ve bilinmez olması, komplo teorilerini de şaha kaldıran bir olay. Pek çok yazar ve gazetecinin ilerleyen yıllarda AREA 51 ya da Philadelphia Deneyi gibi şehir efsanelerine kapılması şaşırtıcı değil…

Papyonun gücüne inanın
Papyonun gücüne inanın

Bu haftaki Pazar okumamız da işte tüm bu meseleleri aynı potada ustalıkla eritmeyi ilke edinmiş bir çizgi seri. Jonathan Hickman’ın yazdığı ve Nick Pitarra’nın çizdiği The Manhattan Projects, aklınıza gelebilecek tüm gizli projelerin uygulama halinde olduğu bir İkinci Dünya Savaşı fikrine hayat veriyor. O kadar çok projemiz var ki orijinal Manhattan Projesi buz dağının tepesinde sadece bir havai fişek. Uzaylılarla iletişime geçilmiş durumda, paralel evrenler arası boyut kapılarımız var, Japonlar teleportasyon için Budist felsefeden yardım alarak çok ilginç olaylara girmişler… Ve bunların hepsi şaşılası bir uyumla hikayede hayat buluyor.

Bir yandan çok uçarı teknolojilerden bahsediyoruz, öte yandan modern bilimin de ilk yıllarındayız. Her şeyin gerçekleşebileceğine dair şevk dolu bir inanca sahibiz ancak teorinin ne kadarının pratiğe dönüşebileceği hakkında kimsenin net bir fikri yok. Dönemin çoğu biliminsanı için renkli televizyonun ya da internetin tasarlanması, uzaylılarla iletişim kurmaktan belki daha bile düşük ihtimallere sahip. İşte The Manhattan Projects bu heyecan dolu ilk yılların algısını ve coşkusunu taşıyan bir bilimsel fantezi aslında.

Burada “coşku” kelimesi sizi yanıltmasın, buradaki şekliyle “bilimin kudreti her şeyi mümkün kılar” fikrinin insanlığa daha güzel bir gelecek sunduğu falan yok. Teknoloji ne kadar farklı ve güçlü olsa da yöneticiler aynı olduktan sonra bu alternatif dünyanın bir Soğuk Savaş yaşamaması beklenemez.

The Manhattan Projects’in en heyecan verici özelliği ise hikayelerinde 20 yüzyılın en meşhur bilimadamlarına yer vermesi (Bilimadamı diyorum çünkü daha kadın karakterlere yer verilmedi). Oppenheimer, Feynman, Einstein, Fermi gibi isimler gerçek dünyada olduğu gibi The Manhattan Projects’in İkinci Dünya Savaşı’nda da Amerikan hükümeti çatısı altında toplanmşı vaziyetteler. Ancak eğer aklınızda bir bilge ve iyi niyetli bilimadamı tablosu var ise onu Manhattan Projects’i okumadan evvel bir dolaba koyun, belki sonra yeniden alırsınız.

Alternatif dünyamızın bilimadamlarının her biri iki üç gezegen yok edecek hırsa ve psikopatlığa sahip. Oppenheimer çiftkişilikli, Feynman narsist, Einstein aşırı kıskanç, Fermi zaten uzaylı ve yüksek ihtimalle insanlardan nefret ediyor… Bilimadamları portrelerimiz dışında, dev bir bilgisayarda yeniden hayat bulan yapay zeka bir Roosevelt’imiz ve Illuminati’nin lideri olarak dünyayı yönetmeye hazırlanan bir Truman’dan da bahsetmeyi unutmayalım.

manhattan3

Geçen sene en iyi devam eden seri dalında Eisner adaylığı alan The Manhattan Project an itibariyle yirmili sayılarına giriş yaptı. Eğer  Hickman ve Pitarra şu yakaladıkları damarı iyi kullanırlarsa önümüzdeki senelerde ödüle boğulmamaları işten bile değil. Sonra zaten dizidir, filmdir alır başını gider bu seri. Siz en azından ilk beş sayının toplaması Science Bad albümünü geç olmadan bir araştırın, pişman olmayacaksınız.

Aşağıdaki birkaç görselin iştahınızı kabartması dileğiyle…

Einstein ve Feynman macera peşinde
Einstein ve Feynman macera peşinde
manhattanprojects5a oppenheimer shoots aliens
Oppenheimer uzaylı elçisinin beynini dağıtırken

 

Oppenheimer iç dünyası biraz karışık bir amca. Mümkün mertebe uzak durun.
Oppenheimer iç dünyası biraz karışık bir amca. Mümkün mertebe uzak durun.
Yazar

Eskilerin dediği gibi: "You must gather your party before venturing forth"

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.