WandaVision biteli sekiz ay oldu, üstüne The Falcon and the Winter Soldier ve ardından Loki çıkınca sanki unutuldu fakat etkisini atlatamadık. Hatta, atlatmamamız gerek desem daha doğru olur. Elizabeth Olsen, Marvel Phase 4 için hatırı sayılır derece önemli ki bu da Wanda Maximoff ya da Scarlet Witch karakterimizin aslında bu dönem için ne kadar önemli olduğunu açıklıyor. Ben Wanda ve Dr. Strange’in anahtar bir rol oynadığını düşünüyorum bu dönemde, Marvel’ın ileri zamanlarını değiştirebilir, temellerini atabilir türden hem de. Neden mi? Açıklayalım efendim.

Scarlet Witch karakterini senelerdir çizgi romanlardan okuyan, araştıran, peşinden koşan biri olarak söyleyebilirim ki sonunda adam akıllı bir Scarlet Witch orijini görmek beni çok mutlu etti. İzlerken Marvel’ın böyle bir iş çıkartmasına çok şaşırdım. Özellikle ilk beş bölüm, şu ana kadar gördüğümüz Marvel’dan çok farklıydı. Başa çıkma mekanizmasını sit-comlardan yana kullanan Wanda’yı çok iyi anlatmıştı. Sonuna doğru, özellikle sahte Pietro geldiğinden sonrası “Tamam, bu Disney/Marvel işi”, denilebilecek türdeydi bence. Genel olarak anlattığı olay Wanda’nın acılarıyla yüzleşmesi olduğu için de izleyicileri biraz hayal kırıklığına uğratmış olabilir. Son bölümü izlerken arkadan fanların çığlıklarını duydum resmen, “Doctor Strange nerede!! Magneto nerede!” diye. Hele teoriler! Kişisel olarak konuşacak olursam her bölümde her şeyi detaylı detaylı incelemekten delirecektim en sonunda. Çoğu teori cevaplandı ama hâlâ cevaplanmamış sorular da var. Bu kısmın üstünde çok durmayacağım çünkü yazının devamında anlatacağım şeylerde de birkaç şey çıtlatabilirim düşüncelerimle ilgili.

WandaVision’dan öğrendiğimiz ve WandaVision’dan sonra bilmemiz gereken çok önemli şeyler var. Beş maddede bunlardan bahsedelim:

1. Agatha Harkness

Ahh ah, yaramaz Agatha. Agatha Harkness, çizgi romanda aslında Wanda’nın akıl hocası, onun delirmemesini sağlayan kişi, usta bir Salem Cadısı. Ne kadar yaşlı olduğunu söylemem gerekirse… Şey, Atlantis’in denizin dibine batmadan 500 sene öncesini bilecek kadar yaşlı. Ama bunu demem sizi Agatha’nın aslında tamamıyle iyi bir cadı olduğuna inandırmasın. Zira kendi oğlu Nicholas Scratch ile bile uzun süre savaş içerisindeydi. Belki oğlunun ismi size diziden bir şeyler çağrıştırmıştır, Agatha’nın tatlı tavşanı Senyor Scratch gibi.

Bunun cevabını asla tam olarak bilemeyiz belki ama, Matt Shakman bize aslında dizinin son bölümünde Agatha Wanda ile, Vision ise White Vision ile dövüşürken o sırada Monica ve Darcy’nin de Agatha’nın bodrum katına gireceği ve orada Senyor’un bir şeytana dönüşeceği planının olduğunu söyledi. Her şeyden sonra yanlış bir teori değil, değil mi?

Agatha aynı zamanda birçok defa Wanda’yı kontrolde tutmak için onun zihnini sildi, anılarını değiştirdi. Yani zaten güçlerinden dolayı şizofreniyle boğuşan bir kızı, iyice hasta etti diyebiliriz. Zaten, Avengers Dağıldı’da da görüyoruz ki, bu, sonunda Agatha’yı ölüme itti; Wanda, kendi elleriyle öldürmüştü Agatha’yı. Yani… hexleriyle. Her neyse.

Dizide en sevdiğim detaylardan biri ise şuydu, Agatha ve Ralph’ın yıldönümü 2 Haziran idi, bu da aslında Salem Cadı Mahkemeleri’nin başladığı güne denk geliyor. Bunu fark ettiğimde Ralph’ı hep Chthon olarak düşünmüştüm ama sadece penis şakası için getirilmiş bir Evan Peters’mış. Agatha’nın öldürülmemesi bile aslında belki de eninde sonunda Wanda’nın ona döneceğiyle ilgilidir, yani ben öyle düşünüyorum. Kendisinin dediği gibi, Wanda’ya kendi büyüsünü Agatha’dan daha iyi anlatabilecek biri yok. Zaten Jac Schaeffer’ın dediğine göre, alternatif sonda Wanda ve Agatha birlikte gün batımına doğru yürüyorlarmış.

2. White Vision

“Bir dakika, ben bu hikayeyi bir yerden hatırlıyorum!”

Evet hatırlıyorsun, West Coast Avengers (1985), White Vision’ı gördüğümüz ilk zamandı. Vücudunun parçaları ve zihni, içlerinde hükümete ait önemli bilgiler bulunduğu için, bizzat hükümete bağlı bilim insanları tarafından mahvedilen Vision, tekrar bir araya getirilmesi için laboratuvara alınmıştı. Fakat oradan hafızası ve işlemcisi sıfırlanmış bir Vision, yani White Vision çıkmıştı.

Artık Vision hislerine sahip değildi, hatta çocukları Thomas ve William’ın gerçek olmadığını da Wanda’nın yüzüne vurmuştu. Wanda’ya sırılsıklam âşık olan Wonder Man ise, beyninin bir numunesini Vision’a vermeyi kabul etti ve Vision böyle eski hâline dönebildi.

WandaVision’da Vision, işlendikçe işlendi fakat sonunda bir gelişme kat edemediğini gördük; en sonunda ise White Vision ile karşılaştık. Artık asıl Vision’ın hafızası onda olduğundan, gelecekteki Vision’ın da o olacağına eminiz aslında. Sadece biraz daha arka planda kalarak kendi içinde varoluşsal krizler geçirmesi gerekiyor.

3. Wanda’nın Güçlerinin Anahtar Anlatımı: İkizler!

Wanda’nın klasik orijininde bile delirmesine sebep olan çok büyük bir ikili Billy ve Tommy. Fakat hikâyeleri biraz karmaşık. Karışık olmasının sebebi ise asıl tohumların, 1985-1994 arasındaki West Coast Avengers serilerinden atılıp, ardından doğrudan 2004 yılındaki Avengers Dağıldı hikâyesinde işlenmesi. Aralarındaki boşluktan dolayı insanlar biraz afalladı diyebiliriz. Tabii ki hepimiz zamanında Wanda’nın büyüsüyle kendini hamile bıraktığını biliyoruz ama özellikle modern çizgi roman okuyucularının bilgisi genellikle sadece bundan ibaret, doğal olarak. Yazarlar sanki seneler öncesinden bir olayı almış, bundan güzel hikâye çıkar demiş ve işe öyle başlamışlar gibiydi. İkizler hâlâ Marvel çizgi romanlarının en çok bilinen olaylarından birisi. Biraz daha detaylı, sıfırdan anlatalım bunu. Hem böylece Wanda’nın gücünün normal şartlarda nasıl işlediğiyle ilgili de bilgimiz olmuş olur:

Wanda ve Vision evlendikten sonra, Wanda çocuk sahibi olmayı arzuluyordu. Fakat bilinenin aksine, Wanda kendini bilerek hamile bırakmadı aslında. Wanda’nın gücü, Wanda’nın isteğine ve perspektifine göre değişiyor, Nexus* bir varlık olduğu için ve özellikle o zamanlar bunu kontrol etmekte çok zorlandığından şöyle düşünebiliriz; Wanda sarı olan bir kalemi, mavi olarak mı düşünüyor? İstemeden gerçekliği büküyor ve sen de öyle görmeye başlıyorsun. Bu kadar basit değil tabii ki ama demek istediğimi anladınız. Bu şekilde, Wanda sadece ruhlarını oluşturarak Thomas ve William Maximoff’a hamile kaldı. Vision ve Wanda, Avengers’dan uzaklaşarak sade bir hayat sürdüler. Ardından Wanda doğum yaptı.

Fakat gördüğünüze inanmayın, aslında onların elinde tuttukları şey iki canlı bebek değil, bedensiz bebek ruhlardı. Yani aslında görünmüyorlar fakat Wanda onları görüyor, gerçekliği istemeden büküyor, böylece herkes aynı şekilde görüyor. Biraz kafa karıştırıcı olabilir, evet. Zaman böyle geçiyor, William ve Thomas 1-2 yaşlarına geliyor ve her şey de yolunda gidiyor. Ta ki Master Pandemonium, asıl gerçeği Wanda’nın yüzüne vurana kadar.

Pandemonium, çocukların asıl görünüşünü, ruhlarını ortaya çıkarttıktan sonra Wanda’nın kafasındaki gerçeklik bozuluyor. O sırada Thomas ve William’ın ruhları Pandemonium tarafından emildi, yani ikizler öldü sanılıyor fakat aslında iki bebek ruh, kaçıyor. Wanda’nın delirmemesi için ise Agatha, Wanda’nın hafızasını siliyor. Wanda, çocuklarının olduğu hakkında hiçbir şey bilmeden hayatına devam ediyor. Sonrasını zaten biliyorsunuz; Avengers Dağıldı, House of M

Peki, bu sırada kayıp iki ruha ne oldu? Thomas ve William, bir nevi reenkarnasyon ile hamile olan iki farklı kadının fetüsüne yerleşti. Bu yüzden farklı soyadları ile doğdular; Billy Kaplan ve Tommy Shepherd. Billy ve Tommy’nin birbirlerini bulmasını, Wanda’yı bulmak için neler yaptıklarını, Wanda’nın House of M’den sonra hangi konuma geldiğini daha iyi anlayabilmeniz için aşağıdaki çizgi romanları okumanızı öneririm. Yazımızın devamında bu kısma daha fazla değinmeyeceğiz:

  • Avengers: The Children’s Crusade.
  • Young Avengers Presents: Wiccan and Speed.
  • Young Avengers (2005)
  • Young Avengers (2013)
  • New Avengers (2004) Vol.1 #26

4. Scarlet Witch Kehaneti

Marvel Sinematik Evreni’nde Wanda’ya verilen orijini asla beğenmemiştim. Wanda’nın hikâyesi ve güçleri bence, sadece bir taştan gelemeyecek kadar önemli ve derin. İşte, yazarları en çok takdir ettiğim kısım bu oldu; sonunda, doğruya gerçekten yakın olan bir orijin. Sanki yaptıkları yanlışı burada toparladılar ve bunu çok iyi yaptılar.

Çizgi romanlarda, Wanda yaklaşık on yaşlarındayken, o zamanlar anne ve babası sandığımız Marya ve Django Maximoff’a, Cadı Kraliçesi tarafından bir bildirim gönderilir. Wanda’yı getirmelerini isterler çünkü Wanda’nın geleceğini görmüşlerdir. Wanda’nın gücünün ilk ortaya çıkışı da daha o yaşlardayken bu cadılardan oluşan Coven’ın ritüeli sırasında gerçekleşir. Ve Chthon, Wanda’nın gücünü hissederek ritüelde çıkagelir, Wanda’nın bedenini ele geçirir.

“Bu genç cadının Chthon için önemli olduğunu bilin. Herhangi bir cadı topluluğuna bağlı olmayacak. Sizi bu kehanet ile bırakıyorum.”

-Chthon, Wanda ve Coven için.

Aynı dizideki gibi, Wanda hiçbir Coven’a ait değildir. Scarlet Witch doğmamış, yaratılmıştır. Wanda Maximoff, efsanevi varlık Scarlet Witch’tir. Annesi Natalya Maximoff (Scarlet Witch), annesinin babası Scarlet Warlock ve geriye kalan, taşıdığı kanı gibi. Bunun üstüne Coven birleşip, Wanda’nın yetenekli bir cadı tarafından eğitilmesini isterler. Akıllarına gelen ilk isim ise Agatha Harkness olmuştur. Wanda ile Agatha’nın ipleri bu şekilde birbirine denk gelir.

Ve işte bu yüzden, Marvel bu dizide Wanda’nın hikâyesi için en önemli adımı atmış oldu.

5. Darkhold’un Tarihi

Burayı dikkatli okuyun çünkü bu kısım bize, Wanda’nın ne kadar güçlü olabileceğini, hangi tarafa kayabileceğini ve özellikle Wanda’nın kimleri uyandırabileceğini anlatacak. The Darkhold, basit bir büyücü kitabı olmamanın yanında Marvel evreninin en önemli kitabıdır bana göre. Önce onun tarihinden ve potansiyelinden bahsedelim:

Bundan yüzyıllar önce, dünyanın en yaşlı tanrılarından biri, aynı zamanda kötülüğün ve şeytanın simgesi olan Chthon, Demogorge‘den kaçmak için dünyaya, Wanda’nın doğmuş olduğu Transia’da, Wundagore’un dağlarına kaçmak zorunda kaldı. Wundagore dağlarının birinin içinde kendisine bir mağara kurdu, ve burada, deriden kağıtlara tüm şeytani ve karanlık işlerini, büyülerini geçirdi. Kendi kitabını hazırlayarak bunu dünyayla bir bağlantısı olması adına dünyada bıraktı. Marvel evreninde 100.000 yıl önceye denk gelen Pre-Cataclysmic çağında Fatih Kull isimli güçlü, karanlık bir büyücü vardı ve en önemlisi bu büyücü, Darkhold’u elinde tutan Thulsa Doom‘u öldürdü.

Bunun ardından Thulsa Doom’un takipçileri, aynı zamanda Darkhold’dan yararlananlar ya da kısaca The Darkholders, Darkhold’da bulunan bir büyüyle ilk vampir olan Varnae‘yi yarattı. Varnae, Kull ile olan savaşında ölmek üzereydi. Bu yüzden onu yaratan Darkholders’lardan birini kendine çekerek, kullandığı büyünün etkisi altına almaya başladı ve böylece daha fazla vampir yarattı. Varnae, bununla birlikte Vampirlerin Lordu olarak anıldı.

Çoğu Darkholders o savaşta öldü fakat kaçanlar da aynı şekilde, Darkhold sayesinde kaçtı. Ve böylelikle bu olay, Darkhold’un insanlar tarafından ilk bulunuşunu temsil etti. Aynı zamanda Varnae, sonradan Hyborian Çağı‘nda, Darkhold’un kayıp sayfalarını bulup birleştirecek kişi olacak. Bu olaylarla patlak vermesinden sonra, hâlâ sayfa sayfa, parşömen hâlinde olan Darkhold, tüm büyücü, cadı ve benzeri karanlık güçler tarafından biliniyordu. Elden ele de çok sık dolaştı.

Ortaçağ döneminde Mephisto, Darklove denilen bir cehennem iblisini, Darkhold’un sayfalarından birine hapsetti. Bununla birlikte aslında Darkhold’un sayfalarına varlıkların hapsedilebileceği, hatta onları uyandırabilecekleri açığa çıktı. Bu sayfaların arasında diğer varlıklarla birlikte Chthon da vardı. Onu uyandırmak, çağırmak ancak büyük bir gücün yanında mümkün olabilirdi.

Altıncı yüzyılda, Morgan Le Fay, ilk defa Darkhold’u kitap hâline getiren kişi oldu, Chthon’u da çağırmaya çalıştı fakat yeterince güçlü değildi. Yine de Chthon’un ruhunu Wundagore’un dağlarının derinliklerine hapsetmeyi başardı. Magnus, Morgan Le Fay’ın sevgilisi, bu saf kötülüğü gördüğünde Darkhold’u kaçırarak Wight Adası‘ndaki yarattığı bir kuleye götürdü. Kuleyi büyüledi, böylece kötü niyetli kimse buraya adımını atamayacaktı.

Kral Arthur döneminde, Modred adındaki bir büyücü, Darkhold’u iyilik için kullanmak istedi ve kuleye girdi. Darkhold’daki Chthon, Modred’a eğer bu güce sahip olmak istiyorsa ruhunu feda etmesi gerektiğini söyledi. İlk başta dirense de Modred ruhunu Chthon ve Darkhold için feda etti. Darkhold’un ağır ve zehirli gücü tekrar açılmıştı, artık ondan kaçmak neredeyse imkansız hâle gelmişti. Bu böyle yüzyıllardan günümüze kadar uzandı. Tarihteki en iğrenç, en korkunç yaratıklar Darkhold’dan çıktı; Darkhold bir kitap değil, nefes alan bir tanrıydı sonuçta. Büyüyü yaratan tanrılardan biri hem de. İçinde her türlü büyünün bulunduğu bu kitabı kullanabilen de okuyabilen de eşsiz bir güce sahip olur. Hele Wanda gibi, kendi kitabının arasına size bir yer ayıracak kadar Chthon’un favorisiyseniz.

Siz sadece Darkhold’u okumazsınız, aynı zamanda Darkhold da sizi okur. Size özel büyüler verir, istediğiniz büyüleri yaratır ve bunun altında kendi kaçışı da yatar. Bu büyülerle Wanda istediğini geri getirebilir, kontrol edebilir, var edebilir, yok edebilir, evrenler açabilir, dünyanın en güçlü ve en kötü varlıklarını serbest bırakabilir… Eşsiz bir varlık için, eşsiz bir güç. Ağır sonuçlar getirebilecek şeyleri şimdiden gözümün önünde görebiliyorum.

Hem Darkhold, Wundagore’da yazıldığı için, Wundagore’da normalde olduğundan çok ama çok daha güçlü işler. Wanda’nın after credits sahnesinde sanki bir Wundagore dağları havası yok muydu sizce de?

Marvel Sinematik Evreni, yeni bir çağa adım atmak üzere.

Yazan: Neda Usuloğlu

*Nexus Varlık: Evrensel zaman akışını değiştirebilen, geçmişi, geleceği ve şu anı bükebilen, bağlantı noktası olarak kullanılan nadir kişilerdir. Çoklu Evren’in yapı taşı olarak hareket ederler.

Yazar

Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.