Netflix’in hayatımıza kattığı en güzel şeylerden biriydi Bojack Horseman. Absürt komedi maskesinin altına saklandı ilk başta, biz de yeni nesil çizgi dizilerden sandık onu. Sezonlar ilerledikçe her karakteri daha yakından tanıdık, her taşın altını kaldırdık, her psikolojik sorunun temeline indik. Kırık salata tabaklarını altınla doldurmaya çalışan karakterlere âşık olduk, onlarla ağladık, onlarla güldük. Hayvan kafalı, tüylü, dikenli çizgi karakterlere canlı insanlardan daha yakın hissettik. Altı mükemmel sezonun ardından, yine bize bu güzel diziyi veren Netflix tarafından alınan bir karar sebebiyle, Bojack Horseman’a veda ediyoruz. 

Dizinin altıncı ve final sezonu, ilk beş sezondan daha uzun süreceği için ikiye bölünerek ekranlarımıza geldi. Bojack’in macerasını tek seferde bitirmeye gönlüm elvermezdi zaten, bir yandan her bölümü hemencecik bitirip bir yandan da sindire sindire izlemek istedim. 1 Şubat’ta gelen bildirimin ardından diziyi nadasa yatırdım, bitirmek istemiyordum. Ne var ki sabırsız yanım galip geldi ve ikinci günün sonunda altıncı sezonun ikinci yarısına başladım. 

Final sezonuna genel bir açıdan bakacak olursak daha detaya girmeye gerek kalmadan diyebilirim ki dizi tarihinde izlediğim en tatmin edici sonlardan biriydi. Bütün bölümler hem sezonu kendi içinde hem de dizinin genelinde karakterlerin yaşadıklarını çok güzel bağladı. İlk beş sezon boyunca karakterlerin yaşadıkları ve hissettikleri düşünülünce karakter arklarının adil ve hak ettikleri şekilde bittiğini düşünüyorum. Final sezonunu ikiye bölmek bu açıdan çok yerinde bir karardı, sanki dizinin yaratıcıları Bojack ve arkadaşlarının serüvenlerini bir sezonda bitiremeyeceklerini anlamış ve buna göre altıncı sezonu biraz daha uzatmışlardı. Her ne kadar şovun finali beklenildiğinden erken gelse de, bu son on iki bölüm diziyi hak ettiği sona kavuşturmuş oldu. 

Sezonun ve karakterlerin derin analizini yapmadan bu kadar ilerleyebilirim. Yazının devamı bölüm bölüm detaylı inceleme içermese de bolca spoiler içerir. Sezon içinden seçtiğimiz bazı bölümlerin incelemeleri de gelecek, siz şey etmeyin.  “The View From Halfway Down” bunlardan biri; bu bölüm kendine ait bir incelemeyi hak ediyor.

Altıncı Sezon Birinci Kısım: Yeni Başlangıçlar Gerek

Altıncı sezonun ilk yarısı, daha iyiye gitmek için yeni başlangıçlar yapmak için geçmişe sünger çekmeye yönelikti. İlk sekiz bölümde Bojack, Princess Carolyn, Diane, Mr. Peanutbutter ve Todd, kısacası dizideki tüm karakterlerin, geçmişlerini kabullenip yeni başlangıçlar yapmak uğruna attığı adımları izledik. Altıncı sezonda ilk fark ettiğim unsur, ilk beş sezonda birbirlerine bağımlı yaşayan bu karakterlerin, altıncı sezonda kendi yollarını bulmak amacıyla birbirlerinden uzaklaşmaya başlamalarıydı. Bunun en önemli sebebi ise Bojack oldu. Her ne kadar dizi boyunca birkaç bölüm diğer karakterlerle çok keyifli zaman geçirsek de dizi esasen Bojack hakkında ve biz daha çok onun macerasını takip ediyoruz. Altıncı sezonun ilk yarısında Bojack’in rehabilitasyona gitmesi, sekiz bölümün sonunda nihayet Hollywoo’yu terk etmesi ve daha basit temiz bir hayat yaşamaya başlaması ile biz de onun hayatında gittiği bu yönü takip etmeye hazırdık. 

Diane Bojack’i rehabilitasyona bıraktıktan sonra Hollywoo ve özellikle de Mr. Peanutbutter ile ilişkisini tamamen kesmeye karar vermişti, ki beşinci sezonun sonunda Mr.Peanutbutter’ın sevgilisi Pickles’ı Diane ile aldattığını düşününce en iyisi de buydu. Todd acımasız bir dürüstlük ile Bojack ile bağlarını neredeyse koparmış ve Princess Carolyn’in yeni bebeği Ruthie’nin dadısı olmaya karar vermişti. Dünyanın en mükemmel karakterlerinden Princess Carolyn ise “çocuk da yaparım kariyer de” teması ile kendi ajansını yönetiyordu. Kimsenin, Hollywoo’nun, Bojack’e ihtiyacı yoktu ve bu iyi bir şey.

Hollywoo ve Bojack toksik bir ilişkiye sahip, aradaki bağ kopmadan Bojack’in yeni bir başlangıç yapması pek de mümkün değil. Bojack’in kalbindeki derin mutsuzluğu, Hollywoo’nun sunduğu şan ve şöhretle karıştırdığını biliyoruz. Beş sezon ve rehabilitasyon terapisi sonucu artık Bojack de bu gerçeğin farkına varmıştı. Zaten Hollywoo, sunduğu kötü alışkanlıklar yelpazesi sebebiyle rehabilitasyondan yeni çıkmış Bojack için çok da uygun bir yer değil. Altıncı sezonun sonunda Bojack’i yeni bir atmosferde görmek benim için de iyi geldi. 

Altı sezonun ilk yarısını izlerken herkesin hayatını düzene soktuğu bir finale hazırdım. Bojack ile birlikte diğer karakterler de hayatlarını dengeye sokmaya başlamışlardı. Princess Carolyn ve şirketi, Diane ve Guy’ın Şikago’ya yerleşmesi, Todd’un kendine uygun bir iş ve sevgili bulması derken işler gerçekten birçok karakter için yolunda gidiyordu. Karakterlerin yaşadığı sorunlar, günlük hayattaki düzensizlikten mental sorunlara kaymıştı. Princess Carolyn stres ile, Diane depresyon ile boğuşuyordu. Yine de çevrelerinde onlara destek olacak insanlar vardı. Sırf Bojack değil, birçok karakter gerçekten de mutlu bir sona gidiyor gibiydi.

Ta ki sekizinci bölümün sonunda, Hollyhock Bojack’in New Mexico’da geçirdiği balo gecesini öğrenene kadar. Sekizinci bölümün son dakikalarını izlerken, Hollyhock’un Bojack’in en karanlık gecelerinden birine ait gerçekleri yavaş yavaş öğrenmeye başlaması ile birlikte her geçen saniyede kalbim biraz daha sıkıştı diyebilirim. Altıncı sezonun ilk yarısı Bojack’in hayatındaki yükselişi göstermişti. Bu demek oluyordu ki  bu noktadan sonra düşüş daha da acı verici olacaktı. 

Altıncı Sezon İkinci Kısım: Geçmiş Peşimizi Bırakmıyor

Altıncı sezonun ilk yarısı kişinin kendisini, geçmişini kabullenmesi ve yeni başlangıçlar hakkındaydı. İkinci yarısı ile geçmişinden kaçamamanın verdiği güçsüzlük ile dolup taşıyordu. Altıncı sezonun ikinci yarısının başında Bojack topluma katkıda bulunan ayık biriydi. Öğrencilerini cesaretlendirdiği bölümleri gördük, Hollywoo’daki yıllarının belki de en verimli kullanıldığı yer bir drama okuluydu. Fakat ne yazık ki Bojack’in geçmişe sünger çekmesi, geçmişi yaşanmamış kılmadı. 

Altıncı sezonun ilk yarısının son bölümünde iki muhabir Bojack ve Sarah Lynn’nin hikâyesini takip etmeye başlamıştı. Bojack her ne kadar rehabilitasyondan başarılı bir şekilde ayrılıp hayatında yeni bir sayfa açmış olsa da geçmişi onu takip etmeye devam etti. Zaten Bojack’in döngüsü bu değil miydi? Her sezon Bojack’in geçmişi hakkında daha fazla bilgi edindik. Herb Kazzaz, Bojack’in ailesi, Sarah Lynn, Sharona, New Mexico derken Bojack bir türlü geçmişinden kaçamıyordu. 

Diane içinse durum tam tersiydi. Bojack geçmişinden kurtulmaya çalışırken Diane ise anı kitabı için geçmiş yaralarını daha da deşmeye çalışıyordu. İkisi arasındaki bu paralellik dizinin sıkça işlediği bir konu, aralarındaki bağın bu kadar güçlü olmasının sebebi de bu. Diane’nin depresyonu ile kitap yazmadaki zorlukları işleyen , sezonun en sevdiğim bölümlerinden olan “Good Damage” bölümünün dördüncü sezondaki “Stupid Piece of Shit” bölümünü andırmasının sebebi yine bu paralellik. Bu sebeple Diane’nin mutluluğa güvendiğini ve bunun için eski yaşamını terk etmesi gerektiğini söylemesi, bu karakterler için çok güzel bir veda oldu. Bojack’in güvenli limanının mutluluk adına onu terk etmesi üzücü. Fakat Diane’nin de güvenli bir limana ihtiyacı var. Tek umabileceğimiz Bojack’in kendi güvenli limanını yaratması.

Travmalar Yapılan Yanlışları Haklı Çıkarmaz

Final sezonunda Bojack hakkında beynimin iki ucunda çok sık gidip geldim. Bir yandan Hollyhock ile ilişkisini düzeltmeye çalışıp okuldaki işiyle birlikte daha düzgün biri olmaya çalışıyor. Fakat bir yandan da Bojack inatla değiştiğini, eski Bojack’i tanımadığını iddia etse bile savunma mekanizması aksini iddia ediyor. Sezonun dönüm noktası olan “Sunk Cost and All That” adlı bölümde muhabirlerin hangi hikâye peşinde koştuğunu öğrenmek için Bojack’in yaptığı tüm kötülükleri tahtaya yazdıkları sahne, buna çok iyi bir örnek. Bojack artık iyi bir insan oluğunu savunsa da savunma içgüdüsü onu muhabirlere karşı şantaj girişiminde bulunmasına itiyordu. Todd ve Diane odadan çıkıp gitmeseler belki de Bojack bu savunma mekanizmasının yanlış  olduğunu fark etmeyecekti bile. 

Bojack her ne kadar hatalarının farkına varmaya başladıysa da gidecek çok yolu olduğu belliydi. Yine aynı bölümde tahtaya yazdığı kötü eylemlere Diane ve Todd’dan eklenti gelmesi, Bojack’in başkalarına verdiği zarardan hala bihaber olduğunun çok satır arası ama tam da tadında işlenmiş bir kanıtı. Todd’un hayali olan rock operayı sabote etmesi Todd’u çok yaralamıştı; Bojack ise bu olayı ya unutmuş ya a tahtaya yazacak kadar önemsememişti. Hangisi daha kötü bilemiyorum. Bojack tam olarak böyle bir insan.

Bir sonraki bölüm olan  “Xerox of a Xerox” bölümünde ise Bojack’in geçmişine ve bizzat kendisine olan duyarsızlığı biz izleyenler dahil herkesin yüzüne bir tokat gibi geldi. Mevki olarak kendisi kadar güçlü olmayan kadınlarla olan ilişkilerindeki benzerliklerin farkında bile değildi. Röportaj sırasında kadınlarla olan ilişkilerinin karmaşıklığı ve hataları tekrar tekrar gözler önüne serilse de Bojack bunu hâlâ kabul etmiyordu. Savunma mekanizması hâlâ, inatla, suçu muhabire atıyordu. 

İşin kötü yanı, aynı zamanda da diziyi mükemmel yapan unsur şu ki Bojack’in ilişkilerindeki bu güç dengesizliği bir kişilik özelliği olarak ortaya konana kadar, bunun biz de farkında değildik. Hangimiz beş hatta beş buçuk sezon boyunca kendimizi Bojack ile bağdaştırmadık? En azından ona üzülmedik, travmalarına ağlamadık? Fakat, dizide sıkça vurgulandığı üzere, travmalar yapılan yanlışları haklı çıkarmaz. Bojack’in kötü davranışları anne ve babasından gördüğü sevgisizliğe bağlanabilir, biz de Bojack’e empati duyuyoruz. Fakat duyduğumuz bu empatiden sıyrılıp gerçeklere bakarsak Bojack aslında uzak durulması gereken bir karakter.          

Bana katılmıyor musunuz? Ambulans çağırmak için on yedi dakika bekledikten sonra Sarah Lynn’nin hastanede ölmesi ölümüne sebep olması diyor ve bu noktada Bojack’i affetmeye hazır olup olmadığımızı sizin takdirinize bırakıyorum. Tam da bu sebeple  Bojack, sezon sonunda halktan aldığı negatif bildirimi sonuna kadar hak ediyor. 

Bojack’e Ne Olacak?

Son birkaç senede bir sürü ünlü aktör, stüdyo yöneticisi ve politikacı “Me Too” hareketiyle birlikte yaptıkları kötü eylemlerin sonuçlarına katlanma durumunda kaldılar. Harvey Weinstein, Kevin Spacey, Louis CK gibi Hollywood’da büyük önem arz eden kişiler sanki hiç yokmuşlar gibi davranıyoruz. Dizi de biz izleyenlere çok kritik bir soru soruyor, bu daha ne kadar sürecek? Harvey Weinstein hakkındaki suçlamalar doğru ise, en azından ben öyle olduğunu düşünüyorum, cehennemin dibinde çürüse yeridir. Peki Louis CK’ye ne demeli? Dönemin en yetenekli komedyenini kadınlara karşı işlediği ve kabul ettiği taciz suçlarından dolayı affedebilecek miyiz? 

Dizinin son bölümüne göre, evet affedebiliriz. Hollywoob Bojack’in hapisten çıkıp film sektörüne dönmesini sabırsızlıkla bekliyor. Princess Carolyn’nin dediği gibi, insanlar çabuk unutur. Bu bizim en iyi ve en kötü özelliğimiz. Bojack, Sarah Lynn’in ölümü hakkındaki suçlamalardan beş milyon dolar tazminatla kurtulmuştu. Hapiste geçirdiği on sekiz ayın sonunda teknik olarak yakalandığı tek yasal suçunun da cezasını çekmiş olacaktı. Sonuç olarak ödemesi gereken başka bir cezası kalmadı.Bu onu affetmeye yeter mi? 

Dizinin yapımcıları bu sorunun cevabını seyircinin kendisine bırakıyor. Bojack Hollywoob’a dönmeye hazır. 

Sizce Bojack halk tarafından affedilip, Hollywoob’a dönecek mi? Dizi finali hakkındaki yorumlarınızı bekleriz.

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

4 Yorum

  1. The View From Halfway Down incelemesini merakla bekliyorum. Hayatım izlediğim en rahatsız edici ve edebi şeylerden biriydi gerçekten. Eline sağlık, mis gibi yazı.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.