Arrow‘un Christopher Nolan’ın The Dark Knight üçlemesiyle ortaya çıkan ‘süper kahramanlara realist yaklaşım’ ekolünün bir ürünü olduğunu söylemeyen kalmamış gibi bir de ben yineleyeyim. The Dark Knight Rises ile üçlemenin tamamlandığı yıl, DC’nin The CW gibi ‘ergen’ dizileri diye tabir ettiğimiz, genel olarak genç kuşağa yönelik eğlenceli kanalında bize yeni bir Bruce Wayne öyküsü anlatmaya başlaması nereden baksanız akıllıca bir hamleydi. Birbirine oldukça paralel başlangıç ve yükseliş öykülerine sahip olmalarının yanı sıra iki karakterin de benzer travmalardan beslenmeleri ve yaşadıkları dramaların kendilerine kazandırdığı anti-kahraman kimliği de hoşuma gitmişti. Elbette Batman’in her tarafına sinmiş karanlık atmosfere yaklaşamadı ancak tutturdukları üslup yine de gayet başarılıydı. En azından ilk iki sezon. Bunu şimdilik buraya bırakıyorum, daha sonra özenle çemkireceğim.

Stephen-Amell-as-Arrow-in-Season-3-Premiere
Tıpkı Gotham gibi elimizde yozlaşmış bir şehir var: Starling City. Bu kokuşmuş şehrin en zengin iş adamlarından Robert Queen Paşa’nın yatı, Queen İmparatorluğu’nun veliahdı Şehzade Oliver ile çıktıkları bir gezide batıyor. Paşa babamız ölürken şehzademiz de kendini bir adada buluyor. Babasından yadigar tek şey, şehrin boğazına kadar çamura batmasına sebep olan kötü adamların bir listesi.

Oliver, adadan sağ çıkıp 5 yıl sonra şehrine ve ailesine döndüğünde şehri hayal kırıklığına uğratmış adamların peşine düşüp onu daha iyi bir yer yapmak için giyip kuşanmaya karar veriyor. Bir süre “Vigilante/Kanunsuz” olarak adlandırılan kahramanımız, şehir için şehre rağmen çalışıp çabalıyor. Kendisine bu yolda yanına koruma diye verilen ama sonradan iyice uşağa dönen John Diggle, zeki, güzel ve sempatik bilgisayar dehamız Felicity Smoak, Oliver’ın gecekondulardan alıp adam ettiği Roy Harper eşlik ediyor.

Oliver’a yakın olup da ekibe katılmayan iki isim vardı, onlar da bu sezon giyinip kuşanıp kahraman olmaya karar verdiler. Deyyus babası Malcolm Meryln tarafından yetiştirilen Oliver’ın kardeşi Thea, henüz maskesini takmadı ama Speedy’e dönüşüp Arrow ile omuz omuza savaşmaya başlaması yakındır.

corto_maltese
Giyinip kuşanan diğer karakter ise Oliver’ın eski yavuklusu Laurel Lance. Artık The CW’nin CEO’sunun kızı olduğuna kanaat getirdiğim Katie Cassidy, Skylar’dan sonra TV’nin en nefret edilen kadın karakteri olan Laurel’a hayat veriyor. Senaristlerin Laurel’ı 2 sezondur Oliver’ın peşinde sızlanıp dolananan ve herhangi dişe dokunur bir iş yapmayan lüzumsuz bir karakter olarak çizmelerinden mi yoksa Katie Cassidy’nin oyunculuğundan mı bilmiyorum ama Laurel’a ısınmayı başaramadım pek.

Aslında Supernatural’da Ruby olarak izlemiş olanlar Cassidy’nin iyi bir oyuncu olduğu fikrine katılacaklardır ancak bu onun rolü mü emin değilim. Belki Sara ya da Felicity ile yakıştıranlar olarak Ollie’nin kala kala Laurel’a kalması ihtimalini sindiremedik ilk başta. Zaten gidişata bakarsak senaristler de, çizgi romanları takip edip kendisini bir ‘sevdicek’ olarak değil de bir ‘sidekick’ olarak konuşlandıracaklar. Aslında açık konuşayım, ben herkes kadar fazla nefret etmiyorum Laurel’dan. Özellikle uzun zamandır içinde biriktirdiği her şeyi döktüğü Canaries bölümüyle birlikte ufaktan sevmeye bile başladım diyebilirim.

Beni asıl rahatsız eden Laurel’ın Black Canary olması değil. Bir noktada dönüşeceğini zaten biliyorduk fakat Sara Lance meydana çıkıp The Canary olarak tanıştırılınca ben Laurel gibi sevilmeyen ve herhangi bir vasfı olmayan bir karakteri dönüştürmektense Sara ile devam edeceklerini düşünmüştüm. Dizinin en başarılı kadın karakterini sırf Laurel’ı Black Canary’e dönüştürmek uğruna öldürmüş olmalarını hazmedemiyorum. Dolayısıyla Sara’yı bu kadar sevdirdikten ve 2 sezon boyunca karakterden nefret ettirdikten sonra bize Laurel’ı Black Canary diye yedirmeye çalışmaları biraz canımı sıkıyor.

Crucible
Canary demişken; The Atom, Canary, Firestorm ve Captain Cold’un olacağı spin-off dizinin de haberini vermiştik. The CW’nin bu manasız hamlesi, TV için ufak çapta bir Justice League kurma çabası mıdır nedir bilemiyorum. Belki Barry Allen, bu sezon sonunda annesini kurtarıp Flashpoint evrenine geçmemize neden olacak ve bu evrende ortaya çıkacak olan şu ucube karma kadro da orijinal hikayedeki Justice League’e denk bir şey olacak. Belki hem Arrow’da hem de The Flash’de bildiğimiz her şey değişecek. Bu sayede Sara da geri dönecek.

Eğer plan bu yöndeyse, benim burada şöyle bir maruzatım olacak: bir çizgi roman okuru olarak böyle bir şeyin gerçekleşmesi beni heyecanlandırabilir. Ben atıyorum Flashpoint Paradox event’i dahilinde hem Aquaman’i hem The Flash’i, hem Batman’i hem Wonder Woman’ı ayrı ayrı takip edebilir, her bir sayılarını alıp okuyabilirim. Ancak çizgi roman okurluğu özel merak ve tutkuyla alakalı da bir şey takdir edersiniz ki. Fakat televizyon için aynı şeyi söylemek gerçekten mümkün mü? İzlemediğim bir dizideki bir karakter anasını kurtaracak diye niye 3 sezondur izlediğim Arrow’un tüm öykü yumağını çöpe atmalıyım? Yeni karakterlerin olduğu, kendi dinamikleri olan yeni bir ‘takım’ dizisi çıkarsalar ve ara ara crossover yapsalar şu aşure gibi ekipten çok daha mantıklı olmaz mıydı?

k580i1K
Lafı başta söylediğim şeye getirip son sezonun gidişatına bağlamak istiyorum: Batman referansını verdim çünkü dizi başladığı zaman bunun güzel bir çıkış noktası olduğunu düşünüyordum. Ancak 3 sezonun ardından geldiğimiz noktada Arrow’un Batman’in üstüne ne koyduğunu da oturup düşünmek lazım. Kara Şövalye külliyatını bir kenara bırakmak şöyle dursun düşmanlarına varana kadar her şeyi birebir kopyalamaya ısrarla devam ediyorlar. Geçen sezon Nyssa al Ghul ve Sara vasıtasıyla tanıştırılan The League of Assassins ve bu sezon karşımıza çıkan Ra’s al Ghul’un ardından Arrow ile Batman arasındaki tek fark kostüm renkleri gibi gelmeye başladı bana.

Dizinin dokusundan Oliver’ın Arrow olduğundaki ses tonuna ya da Catwoman kopyası gibi gezinen Black Canary’den tut Robin/Nightwing’in çakması gibi duran Arsenal’e kadar karşımda orijinal hiçbir şey göremiyorum. Geçen sezonun kötü adamı Jason Blood, Scarecrow’dan aparma değil miydi? Çok sevdiğimiz Felicity Smoak bile Oracle’ın bir kopyası değil mi? Ya da Laurel’ın babası Dedektif Lance, Jim Gordon’ı hatırlatmıyor mu? Diggle’a bile son birkaç bölüme kadar yeterince aksiyon içine sokmayıp Alfred muamelesi yapıyorlardı bu dizide, yazıktır, günahtır. Diyeceksiniz ki “geek kardeşim, Green Arrow zaten çizgi romanda da Batman’den esinlenilerek yaratılmış bir karakter“. Evet, bu yüzden tüm bu benzerlikleri, Deathstroke, Huntress, Deadshot, Nyssa ve Ra’s al Ghul gibi ortak düşmanları göz ardı edebilirim. Ancak tüm Batman referanslarını bıraksak bile, ki sadık bir izleyici olarak söylüyorum bunu, Arrow’un artık biraz ite kaka gittiğini kabul etmek lazım.

Nyssa_al_Ghul_Katrina_Law_and_Oliver_Queen_Stephen_Amell-3
Peki ne oldu da iki sezon boyunca yükselen bir grafik çizerken bu sezon düşüşe geçti bu dizi? Bence artık The Dark Knight’ın kaymağını yiyelim derken altına girdikleri ağır yükü sırtlayamayacak hale geldiler. Yeni başladığı için göz bebeğimiz diye demiyorum ama The Flash bu işi iyi kotarıyor. Barry’nin düşmanlarıyla olan komik kavga mizansenleri, geyik diyalogları ya da hafif tonu bize batmıyor çünkü ne olduğunun ve ne olmadığının farkında olarak sezona giriş yaptı. Arrow ise tam aksine karanlık bir taraf kazandırmak uğruna iyiden iyiye itici hale getirilen karakterleri, karakterlerin üstlerine oturmayan ciddi diyaloglar, komik çatışma sahneleri ve senaristlerin özensiz hikaye kurgularıyla 2 senedir düzenli olarak izleyen benim gibi biri için bile alay konusu haline geldi. Kibarlığımdan “alay” dedim, siz uygun kelimeyi bulun koyun oraya.

Sara’nın ölümü üzerine inşa edilen bir sezon, bitmek bilmeyen bir Malcolm Merlyn sevdası, yine dönüp dolaşıp adaya gelmeler, Deathstroke’u sanki Oliver’ın sülalesini belleyen azılı bir düşman değilmiş gibi bir bölümde tekrar kafese tıkmalar ve uzadıkça uzayan bir Ra’s al Ghul muhabbetiyle iyice çekilmez bir hal aldı benim için. En azından Ra’s al Ghul tarafından böğründen kılıçlanıp uçurumdan aşağı yuvarlanan ve karlara gömülen Oliver’ın diriltilerek Lazarus Pit mevzusuna giriş yapacaklarını ummuştuk, onda da ağzımızın payını aldık. Tatsu Abla’nın özel olarak hazırladığı her derde deva Penisilin çayı dururken ne gerek var? Ya da karargahta herkesin en az bir kere yatıp kalktığı büyülü masamız varken. Misal Laurel, dayağın kralını mı yedi? Yatırın çocuklar hemen masaya, az dinlensin bişeyciği kalmaz. Lise çıkışında adam toplamışlar gibi mahalle kavgasından hallice Glades çatışmalı Uprising ve Malcolm Merlyn’i kurtarmak için Ra’s al Ghul’ün inine iki kişi daldıkları Nanda Parbat  bölümlerini ciddi ciddi inceleyip daha fazla sinirlerimi bozmak istemiyorum.

The Climb
Bölümlerden ziyade karakterlerin gidişatıyla derdim var. Maskeyi takıp eline sopayı, silahı, oku alan bir havalara giriyor arkadaş. Neymiş Oliver birkaç haftadır yokmuş da, yokluğunda çok şeyler değişmiş de, artık o olmadan da halledebiliyorlarmış da, böyle dönecekse hiç dönmesinmiş. “Lan ayılar, öldüm ben öldüm! Böyle mi karşılıyorsunuz 2 senedir arkanızı kollamak için ölümlerden dönen adamı?” Felicity Smoak gibi hepimizin sevdiği bir kadını bile bir kahramandan ötekine atlayan, “böyle seveceksen sevme Allah aşkına Oliver!” diye atar yapan bir karaktere çevirdiler. Flash, Arrow, Atom. Sırada kim var? Supergirl?

Ray_Palmer_Brandon_Routh_and_Felicity_Smoak_Emily_Bett_Rickards-2
Dizinin Batman’e yeterince benzemediğini düşünenler için bu sezon sonunda ‘Damien Dark‘ olarak bahsedilen yeni bir düşmanın tanıştırılacağını da not olarak düşelim. Bunun Talia al Guhl ve Bruce Wayne’in küçük veletleri Damian Wayne olması muhtemel. Bu dizi zaten Batman’in kendisi olduğu için bunu Batman’in oğlu olarak tanıştırmayacaklardır kanısındayım. Belki sadece Ra’s al Ghul’un intikam peşindeki torunu gibi bir şey deyip geçebilirler. Yine de Oliver’a düşman diye bacaksızın tekini çıkarmak her anlamda abes geliyor. Ah, ama unuttum pardon. “Abes” bu dizinin yeni adı.

En kısa zamanda Greg Berlanti ve Marc Guggenheim ikilisinin kendilerine gelmelerini ve en azından gelecek sezon toparlamalarını umuyorum. Hikaye olarak ne yöne gittiklerinin bilincinde olduklarını görebiliyorum ama işlenişte çok ciddi sıkıntıları var. Andrew Kreisberg, The Flash’e ağırlık verdiğinden beri kendilerini kaybetmiş durumdalar. Birer Mirakuru alıp biraz canlanın ve 4. sezonda biraz işleri yoluna koyun rica ediyorum.

Yazar

Bir reklam ajansında esnek saat olarak çalışıyor. Geekyapar yazarı. Hobi olarak spoiler vermeyi seviyor. Dreamer değil. Vizyonsuz. Şu hayatta hep Hufflepuff'liğindan kaybetti.

16 Yorum

  1. Yazının her cümlesine katılmamak elde değil. İlk 2sezon soluksuz izlediğim dizi şimdi çerez geliyo bana. Zaman geçirmek için izliyorum sadece, izlemek istediğim için değil. Aksine dediğiniz gibi Flash daha sağlam gidiyo şuan. Flash’ın sezon finalinden sonra dizi evreni baya değişicek Dc adına. Marvel’ı bu yüzden seviyorum dizi ve film evreni iç içe hepsini takip etmek zorunda kalıyo izleyici. Takip ederken sıkmıyo bu yüzden Marvel’a saygım büyük. Dc’de böyle değil malesef. Filmler ayrı kafa diziler bambaşka kafa yaşıyo

  2. Zaten DCnin ne yapmaya çalıştığına anlam veremiyorum. Arrowu severek izledim dediğin gibi 2 sezondur. Flashte güzel bir dizi severek izliyorum. Şimdi adamlar bir de sinematik flash getiriyorlar ortaya. Yani ben bu diziden keyif alırken şimdi flashın başka bir oyuncuyla filmini izlemekten nasıl keyif alabilirim. Aynı anda 2 flash. Böyle saçmalık olamaz. Dc sinema ve tv sektöründe 40 fırın ekmekte yese bir marvel edemez. Adamlar en önemli karakterlerinin yayın hakları ellerinde olmayarak bile harikalar yaratıılar.

  3. İyi demişin hoş demişin de…
    Diziyi yapan CW, kitlesi belli dertleri belli, (Dark Knight benzeşmesi minör bir hadise bence, adamların derdi, ergen vampirler ve tüysüz kurtgençlerin dışında Amerikan gençliğinin ilgi duyabileceği ama çok da bayılmasına gerek olmayacağı diziler yaparak 3 kuruş daha fazla kazanmak. Bunun yanında Arrow’un da The Flash’in de öncülü Smallville’dir hepimiz biliyoruz bunu.)
    E diziyi yaptıran da DC, onların dertleri de belli, (Azalan çizgi roman ilgisinin Marvel ekseninde yükselmesini yavaşlatmak. DC kahramanlarının yalnızca Batman ve Superman’den ibaret sanılmasının önüne geçmek. Ve Marvel ekseninde yükseldiği düşünülse bile, gerçek çizgi roman okurunun yeni nesil Amerikan gençleri arasında giderek azalıyor olmasının önüne geçmek.) bunlardan daha fazlasını beklemek fazla iyimserlik gibime geliyor.
    Yaklaşık 30 senedir çizgiroman okuyan, en dandiğinden en güzeline kadar her filmi, çizgi filmi ve diziyi takip eden birisi olarak, beklentim Arrow başlarken çok düşüktü. Sonrasında beklentilerimin üzerinde geçen ilk iki sezonun ardından tekrar en başa beklentilerin düşük olduğu noktaya döndük (3.Sezon dandik kabul ediyorum demek istiyorum) ama başa döndük sonuçta.
    Adamların derdi Sinematografi veya Güçlü Senaryo değil biliyoruz 🙂 Nankörlük etmemek lazım 🙂

  4. Shadow in the Dark Cevap ver

    Berlanti nin ”Bu iş tuttu,başlayalım spin-offlara” demeycekti.Tabiki Flash çok kötü bir dizi değil ama bütün odak Arrow da olmalıydı.Adamlar resmen diziyi nasıl aşağıya çekebiliriz diye düşünüyorlar.Hatta ezik bir Batman olsaydı ne yapardı? üzerinden yürüyorlar.(Ra’s Al Gul un benim yerine geç demesi nedir!?!)
    Bana göre 1. Sezondaki havayı yakalamsı çok zor.Belki ben vigilante olaylarını sevmiştim.Yapacağımız tek şe bu resime bakıp iyi bir geçmişinin olduğunu hatırlamak.
    https://a.disquscdn.com/uploads/mediaembed/images/1780/792/original.jpg

    Not: Hemen düzeltelimKate orada yardımcı iblis Ruby i canlandırıyordu.Kate Cassidy için Supernatural a başlamıştım:D

  5. Mehmet Çalışkan Cevap ver

    İlk sezondaki flashbackler, liste olayı, Arrow’un vigilante durumunda olması ve finali iyiydi. İkinci sezonda da flashbackler ve Deathstroke diziyi sırtladı. Oliver’ı flashbacklerde adadan çıkartmaları bence iyi olmadı. Deathstroke’dan sonra ilgi çekebilecek tek villain Ra’s al Ghul’du ama maalesef çok kötü kullandılar. Özellikle ara sezon finalinden sonra iyice düşüşe geçtiler. Dizi Nolanverse havasından campyliğe doğru yol almaya başladı. Nanananana Arrow!

  6. The Atom, Canary, Firestorm, Captain Cold.

    Bu dört karakterin ortak noktaları nedir diye kaç gündür düşünüyorum. Sanırım tek ortak noktaları hepsinin kendilerini oyunculukları ile sevdiren kişilerin karakterleri olmaları. Nedir yani? Tek amaç bu mücevherlerden su mu çıkartmak?

    Neyse, konumuza dönecek olursak beni Arrow’un mevcut yayın süreci boyunca en heyecanlandıran dönemi geçtiğimiz sezonuydu. Hemde en başından en sonuna kadar. Şu sıralar yayınlanan bölümleri sadece sevdiğim için izliyorum. 2. sezondaki o olay örgüsü, anlatım bu sezonun tek bir bölümünde dahi olmadı. Bunda şüphesiz ki efsanevi Deathstroke ve rolüne hakkını veren Manu Bennett’in de payı büyüktür. İlk sezon boyunca pişen hikayeyi 2. sezon sürecinde çok üst bir noktaya taşımıştı.

    3. sezon, bir önceki sezonda kapanan kapıların ve biten hikayelerin ardından yeni bir başlangıç gibi oldu aslında. Bakalım, belki de adım adım yeniden pişmeye başlayan hikaye yine zamanla kıvamına gelir.

  7. Dc nin dizilerinde hep aynı olay örgüleri olur,adam west li batmanden tut smalvilleye,ordan bugünkü çin malı çöplük dizilere kadar!Her bölüm başı bir konu açılır arada kahramanımız biraz sevişiriz,aşk,meşk,sonra süperkahramancılık oynar ve bum birden olay çözülür ve bölüm biter,sonra her yeni bölümde bu kısır döngü devam eder!

    Özelde arrowa gelirsek benim için ada sahneleri bitti ,arrow bitti.Birisi çıksında şu ada sahnlerini kesip birleştirsin toplu halde izleyelim!Gerisi çöp.

    Başroldeki arkadaşa gelirsek,adam çok yakışıklı laf ettirmem bile,ama asla bir iyi oyuncu havası yakalayamadım kendisinde gitsin mankenlik yapsın,hatta 3 sezon boyunca gelişme bile kaydettiğini göremedim,eski adanalı dizisi vardı ya hah ne demek istediğimi anladınız 🙂

    Arrow özelinde bazı arkadaşlar batman karanlığı demiş ama emin olun batmanin dizisi çekilsin isterseniz başrolünde bale oynasın,bu arrow dizisinden bir tık bile yukarda olmaz,olursa ancak bu kadar olur,hayal kırıklıgı yaşayabilirsiniz açıkçası!Diziyi yapanların zihniyeti belli.

  8. martian-mantar Cevap ver

    Ben arrowun batman referanslarından memnunum. Çizgi roman uyarlamaları arka arkaya bölümlerin gelmesi nedeniyle filmlerden ziyade dizilere daha yatkın. E tv de batman göremeyeceğimize göre batmancik görmeye razıyım. Bunun dışında herşeye katılıyorum.

  9. Burak Uluışık Cevap ver

    Şu yazıyı kopyalayıp Arrow’un adının geçtiği her yere yapıştırmak istiyorum. Düşüncelerimin birebir aynısı, hatta az bile kalmış.

    Dizinin CW dizisi olması yanında bu kadar kötüye gitmesinin en büyük sebebi DC’nin karakterlerini düzgün kullanamaması. Çizgi romanlar dün yayınlanmaya başlamadı. 80 yıla yakın bir geçmişi var ve bu çizgi roman evreninde her türlü doğa üstü olay yaşanırken her şeyi mantığa oturtacağız diye diye saçmalamanın alemi yok. Tüm metahumanları o parçacık hızlandırıcı patlamasına dayandırmak yapılan en büyük en kötü hataydı. Bir anda her şeyi pat diye vermek zorunda değiller. Yavaş yavaş açıklanırdı. Şu adam kazaya uğramış, buna deney yapmışlar. Aa burda uzaylılar var, büyücüleri de unutmayalım demek bu kadar zor değil. Sonra Gotham’da da bir vigilante varmış kendine Batman diyormuş demek ne kadar zor olabilir ki. Göstermek zorunda değilsiniz yaşadığını bilsek yeter. E hadi bunları yapmıyorlar bari olan karakterleri adam akıllı işlesinler istiyor insan ama mis gibi Sara varken Black Canary olarak zorlama Laurel’ı kullanmak çok sinir bozucu. Gerçi Dinah adını bile kullanmaktan korkan insanlardan bahsediyoruz. Aynı şekilde Atom’u Iron Man yaptılar. Ben yanlış mı okudum bu adamı küçülten kemeri değil mi ne alaka uçan kaçan kostüm yapmak. Bu sezon korkunç kötü gidiyor adamlar düzgün yazamıyorlar üstüne düzgün çekemiyorlar da zira her bölümde herkesin dublörünün yüzlerini görmekten gına geldi. Çeki düzen gelmesi gerek ama şimdi Supergirl ile uğraşırken yazarlar her şey daha kötüye gidecek gibime geliyor. İşin içine Flashpoint sokup evreni sıfırlarlarsa başka büyük bir hataya da imza atarlar. İnsanlar 3 yıl izledikleri dizinin hikayesinin bir anda çöpe gitmesinden hoşlanmayacaklar.

  10. Çağrı Yılmaz Cevap ver

    dizinin konusu yok. senaristlerin deathstroke’un oliver’dan intikamına kadar kafalarında bir şeyler vardı ama sonrasına dair hiçbir fikirleri yoktu. hala da yok. o yüzden bu sezon istisnasız her bölüm anime filler’ı tadında. artık ada dışında geçen ve geleceğe dair hiçbir şey anlatmayan alakasız ötesi flashback’ler (ki bunlar amerikan-japon ikilisi ile çakma bir rush hour’a döndü iyice) dizide tempo falan bırakmıyor. flash dururken vakit kaybedilecek bir dizi değil ama arada bir iki crossover yaparlar diye izliyor insan yine de.

  11. http://www.sinegeek.com
    sitesi üzerinden 2 seneyi aşkındır hafta hafta Arrow yazısı giriyoruz. Flash için de aynısı geçerli, gerek analiz, gerek teori kasıyoruz, burada yazılanlara katılmakla birlikte (Zaten haftalardır aynı şeyleri dile getiriyoruz) eğer bu dizilerle ilgileniyorsanız nacizane sitemizi de ziyaret etmenizi temmenni ediyoruz. Hatta son Arrow yazımızın linkini de paylaşayım. Geekyapar, haklı sebeplerden DC dizileri üzerine yazmıyor pekala bizden takip edebilirsiniz, geek sitelerimizin işbirliği içerisinde olmasını ve birbirimizi desteklememiz gerektiği kanısındayım.
    http://www.sinegeek.com/2015/03/arrow-itiraf-zaman-s01e15.html

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.