Dizi silme 13 bölüm birden yayınlanınca, biz de hepsine kombo çakma kararı alınca otomatikman bazı bölümlerin arasına uyku, yemek, güneş görmek, hijyen gibi doğal ihtiyaç aralarının gireceği kesindi. Dördüncü ve beşinci bölümler arasında da gayet sakin bir uykuya daldım ben. Uyandım, beşinci bölümü edindim,açtım… Ve inanın, sinematografinin ne kadar iyi olduğunu unutmuşum bu geçen sürede. Dizi gerçekten de bu sezon yayınlanan tüm televizyon dizileri arasında en güzel gözükenlerden biri; buna zerre şüphe yok. Ve işin ilginci, sırtını yasladığı tek mahareti de bu değil.

Daredevil, karakterinin tüm yönlerini yavaş yavaş inceliyor. Aslında dizi her şeyi çok yavaş yapıyor; ama büyük bir meziyet sayesinde çok da sıkıcı olmaktan kurtulmayı da başarıyor. Buna en iyi örnek, Daredevil’ın güçlerinin ne olduğunu ve sınırlarını çok hafif dokunuşlarla açık ediyor olmaları şüphesiz. Dört bölümdür Daredevil’ın dünyayı daha iyi duyduğunu, kokladığını yavaş yavaş görüyoruz zaten; bu olurken bir yandan da karakteri Claire ile yan yana koyarak, daha derine de iniyorlar.

Daredevil S01E05 Claire

Ama bununla da yetinmiyorlar. Evet, hikayenin ve teşhirin nabzını uyarlamak çok önemlidir; ayarı tutturmaz, gaza basarsanız izleyici bazı şeylerin üzerinden alelade geçildiği izlenimini edinir; çok yavaş kalırsanız da izleyici kopar. Daredevil bu nabzı çok sağlam bir aralıkta tutuyor zaten; ama üzerine bir de harika diyaloglar çıkartıyor. Bu bölümde Foggy’nin hukuk atarı bir yanaydı; Kingpin – Vanessa konuşmaları başka bir yana; Daredevil’ın Claire’e söylediği “A World on Fire” repliği ise bambaşka…

Bu noktada tüm bu hikaye arklarının temelinde duran ikili karakterlerin kimyasına da bir şapka çıkartmak gerek. Foggy ve Karen zaten birbirlerine pek yakışıyorlar, her ne kadar ortada Karen’ın aslen Murdock’a vurulduğunda dair ince bir ima etrafa çok da yakışmayan bir şekilde dursa da. Matt ve Claire arasındaki uyum da gerçekten inanılmaz; hatta öyle ki, bu konuda Peggy – Cap ve Tony – Pepper gibi iki sağlam örneğe sahip MCU’nun bile zirvesine oynuyorlar; en azından işin kahramanlar kısmında.

Daredevil S01E05 Vanessa

Böyle diyorum, çünkü Kingpin ve Vanessa arasındaki ilişki… Yani ne desem emin değilim; geçen sefer Soprano – Melfi ile Soprano – Carmela ilişkisinin bir kombinasyonu demiştik, ama bu sefer onu da aştılar. Vincent D’Onofrio’nun Ayelet Zurer ile karşılıklı sahnelerini izlemek gerçekten de büyük bir sinematik keyif. O ikisinin bir masaya oturdukları anlarda daha önce hiçbir süper kahraman filmi ya da dizisinin yakalayamadığı bir ton, bir hava var. Vanessa’nın alttan alta kaynayan tehlikelilği, Kingpin’in kapkatı kararlılığı, birbirlerini ince ince açmaları… Tüm kalbimle söylüyorum, bir süper kahraman uyarlaması bu denli kompleks, nüanslı ve etkileyici bir ikili ilişki sahnesi çıkartacak deseler inanır mıydım emin değilim bundan bir iki gün önceye kadar.

Ama diziye ufak bir eleştirim de var. Bölümler Daredevil’ın ana kavgasıyla bağımsız hukuki meselelere takıldıklarında biraz odak noktası ve tonlama olarak kaydıkları anlar yaşıyorlar. Evet, Foggy’nin çıkışı çok şahaneydi, ben de alkış tutarken buldum kendimi. Ama bir yandan bu noktada çizgi romanlardan feyz almaları da gerek. Daredevil’ın hukuki tarafı, karakterin kavgasını, mücadelesini besler. Burada ise biraz fazla yan konu hükmünde kalır bir hâli var. Neyse ki, bu kadar iyi şeyin yanında bizim şikayetçi olma hakkımız yok…

Author

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.