“Rızanız hakiki mi?” Keşke bu soru bize, Moffat dizinin başına geçmeden önce bir hatta birkaç kez sorulsaydı. Muhtemelen o zamanki toyluğumuzdan, Blink’den, Silence in the Library’den dolayı yine gönlümüzden gelerek rızamızı gösterirdik Moffat tiranlığına ama en azından şu günlerde, kendimiz edip kendimiz bulduk, diyerek avunurduk da elimizde olmayan kararlar için duvar yumrukluyor olmazdık. Geek Muhabbetleri’nden Cevdet, Can ve Ömercan bitti; şimdi de bu eleman mı Moffat gömecek, diye düşünmeyin. Ben Moffat’ı da yarattığı karakterleri de (Clara hariç, Clara hariç!) o üçlüden daha çok seviyorumdur muhtemelen. Ama benim de sınırlarım var: Bu sınırlar en son büyük çapta Gallifrey’in dönüşünde çiğnenmişti ve kendimi tutarak da olsa bir öfke seli yaşatmıştım Geekyapar sayfalarında, tutmasam bir daha benim kalemimden Doctor Who incelemesi okuyor olamazdınız muhtemelen.

Ya, kardeş dur hele. Bölüm o kadar da kötü değildi.” diye de düşünüyor olabilirsiniz veyahut ben yazıyı devam ettirebilmek adına böyle varsayıyor olabilirim. Hayır, bölüm genel itibariyle öyle kötü değildi. İnanmazsınız, bir noktaya kadar acayip de keyif aldım. Fakat bir noktada yine ve yeniden, tekrar ve tekerrürle salak yerine konmak beni böyle bir giriş yapmaya itti. İyisi mi ben, beni böylesine uyuz eden illet hakkında içimde birikenleri dökeyim de normal akışımıza dönebilelim:

The_Doctor_missed_a_simple_way_to_beat_the_Monks_in_Doctor_Who_episode_The_Pyramid_at_the_End_of_the_World
Bundan sadece bir hafta önce hiç çekinmeden “Bu Diziye Risk Almak Yakışıyor Arkadaş!” diye yazdım Doctor Who incelemesinin manşetine, samimiydim de. Yine de malımı bildiğimden, yani çok da kanmamak lazım hemen, anlamında bir de son yazmıştım aynı yazıya. Yani çok da kanmamak lazımmış hakikaten. Çünkü öve, öve; inceleye, inceleye anlattığımız koca körlük meselesinin sonlanıp sonlanabileceği yer için bir kapı kilidi seçilmiş. Burada kendimi bölüp bir açıklama yapmak istiyorum: Bölüm sonrası internete hakim olan isyanın aksine, bence Doctor’un körlüğünün minnacık bir engel karşısında devasa bir soruna dönüşmesi yanlış ya da tutarsız değil. Aksi gibi görme yetisinin eksikliği, gerçekten de beklenmedik anlarda devleşebilecek bir eksiklik. Buradaki asıl sorun kapı kilidi değil anlayacağınız, bu kapı kilidinin hangi etmenlerle bir sorun haline geldiği.

Öncelikle tahta hariç her türlü maddeyi varlığına pişman etmesiyle bildiğimiz sonik tornavidanın hangi sebebe hizmetle bu kilidi açamadığını kesinlikle anlamadım. Dizide, sonik tornavida kombinasyonu hesaplayabiliyor ama hala elle açmam gerekiyor, gibi önü arkası belirsiz ve sebepsiz bir bahane sunuyorlar önümüze. Ama bu kesinlikle, sürgü açmak gibi tamamıyla fiziksel güç gerektiren bir eylemi bile yerine getirebilen sonik tornavidanın bu durumda niye çalışmadığını açıklamıyor. Biraz zorlanıp bu kuru bahaneyi yutsak bile, en ince detayları akıl edebildiğini ayna karşısında kendine söyleyip saçlarını taradığından emin olduğum Moffat’ın böylesi bir laboratuvardaki kilidin çevirmeli olduğunu, çevirmeli olduktan sonra da sayıların görmeden çevrilebilecek şekilde yazılmadığını düşünmesi beni bir miktar deli ediyor. Doctor’un elinde kameralı bir telefon ve düzgün bir hat bağlantısı olmasına girmiyorum bile. Kısacası sorun, küçük bir engelin büyük sıkıntılara yol açmasında değil; bu engelin detayları hiç düşünülmeden büyütülmesinde yatıyor.

MV5BZmQ2N2U2NDktNmE2OS00MWYwLWIyMjAtOTMyMTdkMTA1YjkyXkEyXkFqcGdeQXVyMjExMzY5MA@@._V1_
Şimdi, yazının ilk kısmındaki sinir ve stres; körlük ve Monk istilasının gerçekten bu şekilde nihayete ermiş olma ihtimaline karşı dökülmüş sinir ve stresti. Tedbirimi aldıktan sonra sizi başka bir yere götürmek istiyorum: Biliyorsunuz ki Doctor, evrenin en zeki canlılarından biri. Peki evrenin en zeki canlılarından biri kendi körlüğüne derman bulamayıp adı sanı çok duyulmamış Monklar bu dermanı tırnaklarının kiriyle sağladığında sıradan bir geek ne düşünür? Tabii ki daha büyük bir tablo: Ya hala bir simülasyonu izliyorsak?

Bir önceki bölümde Monklar sayısız kez simülasyon düzenlediklerini söylemişlerdi, her ihtimali göz önünde bulunduran simülasyonlar. Bu ihtimaller içinde Doctor’un gerçek Doctor’a ulaşmasına da yer vermiş olabilirler. Bunun sonucunda da mesajı alan simülasyon bir Doctor’un kendini gerçek sanarak simülasyonu durdurmaya çalışma ihtimalini değerlendirecek yeni bir simülasyon düzenlemiş olabilirler ve tüm bu simülasyon çorbasının içinde Doctor, ne yaptığını çok iyi biliyor olabilir. Hem de sırf görme yetisini geri kazandığı bir simülasyonda bulunup olan biteni iyice inceleyip her şeyi içten çökertebilmek adına!

4281
Bunu desteklemenin birkaç yolunu da bulmadan geçmedim: Her şeyden önce, Monkların Doctor’u şıp diye iyileştirebilmesini kendi kontrol ettikleri bir simülasyonun içinde olmalarına bağlayabiliriz. Bu simülasyonda Monklar sadece Doctor’a görme yetisini vererek Dünya’yı ele geçirebilirler ve sonrasında Doctor’u kontrol altında tutmak konusunda yapacaklarıysa gelecek bölüm fragmanında gördüğümüz şekilde şöyledir: Doctor bir noktada Monklara boyun eğip onlara katılır ve onlar lehine bir canlı yayın programı bile yapar. Yani işgal tamamlanmış, en büyük tehdit sindirilmiştir. Veyahut öyle gözükür.

Yine gelecek bölüm fragmanında gördüğümüz gibi Doctor, Bill tarafından vuruluyor ve rejenerasyon sürecine giriyor. Capaldi’nin on ikinci bölüm ile bizlere veda edeceğini bildiğimizden ve daha 12 ile ilgili çözülmemiş olan koca bir Master konusu varken bu rejenerasyonun gerçek olmadığını varsaymak yanlış olmaz. Doctor’un en başından beri planı, görme yetisini geri kazandığı bir simülasyonda olan biteni inceleyip sahte bi rejenerasyon enerjisini gerçekten gözünü onaracak kadar kullanıp sonra yine bu enerjiyle ya da daha akıllıca bir yolla Monkları içeriden çökertmek olabilir.

1596a3a1f8e1621e31bf05555f19a8d238f7ce62_hq
Çok mu uçtum? Belki de. Ama Steven Moffat ve Peter Harness ikilisinin –ki bu bölüme inanılmaz benzeyen Zygon istilası bölümlerinin başında da bu iki isim vardır– ortaya koyduğu bu bölümde olanları mantıklı bir noktaya çekebilmenin yolu böyle teorilere ihtimal vermek. Aksi halde teoriyi desteklemek için verdiğim örnekler sadece yine zekamızla dalga geçildiğinin bir kanıtı olabilir.

Uçarak, kaçarak da olsa çok şey umduğum ve bolca Missy göreceğimiz The Lie Of The Land fragmanı da hemen aşağıda. Fragmanı izledikten sonra yorumuma yorum katmayı ihmal etmeyin. Sekizinci bölümde görüşmek üzere.

 

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.