Bu bölüm öyle farklı özelliklere sahip, cins uzaylılar yok. İnsan ve insanın yaptıkları var. 38. yüzyılda dünyanın galaktik önem arz eden bir gezegen olduğu siberpunk özellikli gelecekte, Venüs’ün yakınına konuşlanmış bir uzay istasyonundayız. Bölüm, sezonun gerilim bölümü olsun diye tasarlanmış. Her sezon böyle bir bölümle karşılaşıyoruz. Tabii bölüm bizi ne kadar gerdi orasını siz cevaplayın.

Olaya farklı bir hisle dalış yapalım diye jeneriksiz bir bölüm başlangıcı yapmışlar. Şahsen bu gibi istisnai değişiklikleri seviyorum. Aynısını Agents of S.H.I.E.L.D yaptığında da sevmiştim. Bu değişiklik amacına ulaşmış. O tanıdık, güven verici jenerik müziğini duymadığınızda kendinizi daha bir nerede olduğunu bilmez, meraklı ve tedirgin bir psikolojide buluyorsunuz. Tam da bundan dolayı Doctor ve Clara’nın geyiğini duyunca tedirginliğin ortadan kalkması Doctor’a duyduğumuz güvenin hatırlatıcısı oluyor. Bu atmosfere çekim de büyük katkı sağlıyor. Found footage denilen, genelde olay sonrası bulunan kayıtlarda olayı izlediğimiz bir çekim şekli bu. Aslında burada durum biraz daha farklı ve etkili. Görüntüyü bölümün yan karakterleri olan kurtarma ekibi üyeleri ve Clara’nın gözünden takip ediyoruz. Böylece aksiyonu olabilecek en yakın perspektiften yaşıyor ve Doctor, o an bakış açısını izlediğiniz karakterin suratına bakıp kaşlarını oynatarak bilmiş bilmiş konuşurken kendimizi önümüzde duran ekranın öbür tarafında zannedebiliyoruz.

maxresdefault

Ancak -hiç sevmiyorum bu ancakları- tüm bunlar bizi gerecek zemini bir güzel hazırlamışken büyüyü bozacak bir şey oluyor. Bu bölüm muhatap olacağımız varlıkların ne olduğunu öğreniyoruz: Çapak Canavarları! Evet, bildiğiniz, sabah uyandığımızda gözümüzün kenarında oluştuğunu fark ettiğimiz deri ve mukus birikimi olan çapak. Beni en çok hayal kırıklığına uğratan ise bu fikrin yazdığı bölümlere sıra gelsin diye beklediğim, Sherlock’un iki yazarından biri Mark Gatiss‘ten çıkması. Bir dahaki sefere sümük trolleri bekliyorum sevgili Gatiss. Hayal kırıklığımı atamadım biraz daha saydırayım.

Neymiş efendim, kurtarma ekibinin kurtarmak için geldiği profesör bir uyku kozası yaratmış. Bu kozada kısa bir süre kalındığında 1 ay uyku ihtiyacı hissedilmiyormuş. Ama kozaları çok kullanınca insan vücudu buna tepki veriyormuş. –Bak mesela burdan yürüsene Gatiss. Ben seni biliyorum, efsane yaratırsın buradan. Niye çapak?– Bu tepki sonucu bedenimiz çapak bağlıyor, bilinçli ama kör birer çapağa dönüşüyormuşuz. Hocam bu ne? Sen bu hamleyle bölüme tat veren o çok sevdiğim müziği de, övdüğüm çekimi de hiç ettin. Bu çapak mevzusundan gerilmeye başaranlara da çarenin çayla ıslatılmış pamuk olduğunu bir babaanne edasıyla belirtip devam edeyim.

Abi tipe bakar mısın?
Abi tipe bakar mısın?

Bir de konuyu çarpıcı kılmak için, uykuyu Doctor’un ağzından kutsallaştırmışlar. Kusura bakmayın da hiç gerçekçi değil. Zaman Lordu dediğimiz ırk aşkı bile biyolojik bir tepkimeden ileri görmüyorken uykuyu mu kutsal görecek? Kim yedi bunu? Tamam, sert çıktığımı biliyorum. Uyku meselesi Doctor Who mantığına gayet etkileyici şekilde sokulabilir. Benim derdim bu şekilde sokulmasında. Neyse ki hatayla yarattığı çapak canavarlarıyla duygusal bir bağ kuran (!) Profesör Gagan Rosmussen’i ilgi çekici bir karakter olarak gösterebilmişler ve adamın tüm kötülükleri yapmasındaki asıl amacın izlemeye değer, heyecanlı bir kayıt tutmak olması gibi bir kılıf uydurmuşlar da yaratıklar hakkında yaptığı hiç de etkileyici olmayan, toplaşıp Dünya’yı basacaz, tehditlerini formaliteden yapıyor gibi göstermişler. Bölüm de vasatlıkta çıkamasa da izlenebilir bir hal almış.

İşte böylece Doctor Who sezonun ilk firesini verdi. Davros, Ashildr gibi villainlarıyla övdüğüm sezona, “bu çapak canavarları insanlığın yeni versiyonu olacak” diyen bir villain eklemek, önceki bölüm attığı tirada diyecek söz bulamadığım Doctor’a “Uyku kutsaldır. Niye mi? Bakınız ben de uyuyorum.” şeklinde bir replik yazmak bence öyle küçük bir fire de değil. Tüm bunların arkasında Mark Gatiss’in olması beni yazmak istemediğim sövgülere itiyor. Umarım bu fire durumu bu bölümle sınırlı kalır. Çünkü geriye sadece 3 bölümümüz kaldı. Sonraki bölüm Ashildr sezona tekrar dahil olacak ve fragman umut vaat edici. Zaten son iki bölümden beklentim çok fazla. Çünkü River Song.

Siz bu, “uyanınca elinizi yüzünüzü düzgün yıkayın bak bunlar yıkamadı çok çekti”, temalı bölümü beğendiniz mi? Fikriniz nedir geekler?

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.