Aşağıdaki yazı dokuz yıl önce yayınlanan bir dizinin spoilerini içermektedir. Eğer bu yazıyı okuyorsanız zaten diziyi izlemişsinizdir. Yok ben ilk bir kaç bölümü izledim ama devam edecektim diyorsanız da hem dokuz yıl geç kaldığınızı belirtelim hem de yazının büyük spoilerlar içerdiğini belirtelim.

Heroes-Banner

Bu yazıyı yazarken hayatımda daha önce hissetmediğim bir nostalji duygusu hissediyorum.İki versiyonun da ilk bölümlerini izlediğim zamanki halimi karşılaştırdığımda yüzümde küçük bir sırıtma oluyor. Dokuz yıl önce liseli bir ergen olarak, aileme yalvar yakar bağlattığım geniş bant internet ile, modemin fişini çekip takarak indirip izlerken; şimdi bundan alabildiğine uzak koşullarda izliyorum. Zaman değişik şey.

Reborn’u izlemeye başlayınca diziyi ilk başta neden sevdiğimi ciddi ciddi hatırlamaya çalıştım. Belki de o zamanlar yapılan yazar grevinden dolayı, saçma sapan bir senaryosu, ilkokul piyesi tadında görsel efektleri ve başarısız karakterleri vardı. O zamanlar test çözmek yerini oturup diziyi izlediğimiz bir arkadaşımı aradım, konuştuk, hafiften nostalji yaşadık ve uzun saatlerin ardından, gözümün önündekini fark ettim. O zamanlar yaşadığım sınav / eğitim stresinden beni kurtaran tek şeydi Heroes

Heroes-Reborn-Headed-to-San-Diego-Comic-Con-2015-New-Promo

İnsanların zamanında çizgi romanları sevmesinin asıl sebebinin içinde bulundukları gerçeklikten uzaklaşmak için olduklarını düşünmüşümdür ki belki de bu yüzden hepimizin gizliden gizliye istediği bir güç vardır. Ancak çizgi romanlarda, en azından benim bildiğim kadarıyla, bunlar öyle kolay olmaz. Ya bir şeylerin seçilmiş kişisi  olmanız, ya radyoaktif bir örümceğin sizi ısırabileceği yerlerde takılmanız ya ailenizle beraber uzaya çıkabilecek imkanınızın olması ya da en azından geçmişte bir trajedi yaşamanız gerekmektedir. Uğraştırıcı ve pek hoş olmayan şeyler yani kısaca.

Ancak Heroes bunu sağlayabiliyordu. Sıradan insanların işlerinden evlerine dönerken güçlerini keşfebildiği, sıkıcı bir masa başı işinde çalışanların zamanı durdurabildiği, uykusunda geleceğin resmini yapabilen ressamların, birden bire insanların aklını okuyabilen polislerin olduğu bir dünya yaratmıştı. Heroes’un en başarılı ve sevilebilir özelliği buydu. Sıradan insanların sıra dışı özelliklerini keşfedebildikleri bir dünya…

Heroes Reborn ise, Claire Bennet’in tüm dünyaya güçlerini gösterdiği finalinden dört yıl sonrasında, telif hakları nedeniyle mutant yerine evo denilen yeteneklilerle insanların beraber mutlu mesut eğlendiği bir ortamda gerçekleşen terorist saldırısıyla açılışı yapıyor. Bu olaydan sonra teker teker evoların, onları avlayanlardan kaçıp saklandıklarını, odak noktamız olan bir yıllık bir sürece giriyoruz.

Önceden benim için bu kadar özel bir yeri olan bir şey için bunu söylemek koyuyor biraz fakat, Heroes Reborn’un sunduğu yeni bir şey kesinlikle yok. Zaten şu an yayınlanan dizilerin bir kaçı Reborn’daki konuları işliyor. Agent of SHIELD Inhumans olayına girdiğinden beri zaten “yetenekli” insan kısmını, 3. sezonuyla da beraber avlanma olgusunu sağlıyor. Hafızasını kaybeden ana karakter kotasını da Blindspot dolduruyor. Heroes’un elinde de sağladığı nostalji duygusu kalıyor ki onu da doğru kullanabileceklerini sanmıyorum.

set_heroes_reborn_640

Karakter konusu ise apayrı. Yukarıda bahsettiğim nostaljilik orijinal karakterlerden Noah Bennet üzerinden sağlanıyor ki kendisinin olayı, ilginç iyi mi kötü mü olduğunu anlayamamamızdı. Bu durum ortadan kalkınca, kendisi ölümsüz kızından bile daha sıkıcı bir karakter oldu. Noah dışında bütün karakterler ise yeni. Yanlış anlaşılma olmasın, yeni derken sadece isim yeni, yoksa daha önce bir yerlerde beş bin kere gördüğümüz klişe karakterler. Amerikan lisesinde, popi kıza aşık olan evo Tommy; Japonya’da izole bir hayat süren ve katana kullanabilen Miko; gücü hakkında şimdilik bir fikrimiz olmayan, fakat alkolik olduğunu öğrendiğimiz Afganistan gazisi bir anti kahraman olduğundan; çok yenilikçi bir şeyler beklemediğim Carlos; evo çocuklarının yukarıda bahsettiğim terörist saldırı sonucu ölümüne şahit olan, sonra da evoları avlayamaya başlayan  evli çift Luke ve Joanna Reborn’daki  yeni karakterler. Noah’ya yancı olan ve çok konuşan garip bir eleman da var ama adını öğrenme zahmetine bile girmek istemedim o derece gereksiz bir karakter.

Karakterler klişelikleri, hikayeleri başarılı olsaydı belki biraz kabul edilebilirdi. Evoları avlayan çiftimizin hikayesi şimdilik herhangi bir mantıklı dayanağa oturmuyor. Çocuklarının eşcinselliğini kabul etmiş bir anne baba, çocukları beraber yaşamı kutlayan bir etkinliğin bombalanması sonucu ölürse, kalkıp topluma tehdit oluşturuyorlar diye çıkıp eşcinselleri mi avlarlar? Bu kime mantıklı geliyor? Sizi bilmem ama benim gördüğüm en gereksiz intikam nedeni. Kılıcını kılıfından çıkarınca, bir oyunun içine giren Katana Kızına girmek dahi istemiyorum. 2015 yılında o grafiklerde oyun bulmayı geçtim, bilgisayar dünyasının içine girebilmiş ve bunu saçmaladan, alnının akıyla çıkabilmiş yapım sayısı bir elin parmak sayısını geçmezken, sen ne yapıyorsun Heroes?

Sonuç olarak; evet Reborn’u beğenmedim. Bana göre tek başına şimdilik izlenebilecek yenihiç bir şey sunmuyor. Ancak getirdiği nostalji duygusunun büyüklüğü yadsınamaz ölçüde. Sırf bu yüzden bir kaç bölüm dayanabilirim gibi geliyor.

Yazar

Midichlorian puanı tutmasına rağmen ailesi zamanında Coruscant'a yollamadığından mühendis olmuş bir nerd hero. Her türlü mecrada: @anicrg

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.