How I Met Your Mother, dokuz yıl ve iki yüzü aşkın bölümün ardından en nihayetinde kepenkleri kapattı. Bu okuyacağınız, sadece final bölümünün değil, o dokuz senenin de hesaplaşmasıdır. Ve belki de söylemeye gerek yok ama, biz yine de belirtelim: Bol bol spoiler içermektedir…

How I Met Your Mother Finali Ask

How I Met Your Mother finali büyük zaman sıçramalarıyla, on yılları kırk beş dakikaya sıkıştırarak bitti. Kendi başına bir bölüm olarak belki de en doğru yaptığı şey buydu. Bays ve Thomas, onları son sezonlarda ne gibi hatalarla suçlayabilirsek suçlayalım, her zaman “flashback” ve “flash forward” meselelerine pek çok denklerinden daha hakim oldular. Dizi devamlı ileriye atlarken, yazılan her replik hem aradaki boşlukları toparladı, hem de hızı ayarında tuttu.

Arada anlatılan hikayelerdi problem olan. Marshall ve Lily’nin hikaye arkında, dizinin çoğunluğunda olduğu gibi yine pek bir problem yoktu. En nihayetinde Lilypad ve Marshmallow bu dizinin hep karaya demir atmasına vesile olan karakterleri oldular. Ted ve (yeni öğrendiğimiz ismiyle) Tracy’nin ilk aşık oldukları an hakikaten insanı göz yaşına boğan ve gerçek aşka ikna eden cinstendi, Barney’nin çocuğunu ilk kucağına alıp karşısında eriyip bitmesi, hiçbir şey değilse Neil Patrick Harris‘in ne kadar büyük bir oyuncu olduğunun deliliydi ve tabii ki anne, Tracy, içinde bulunduğu her sahneye ışıltı kattı.

Sorun, pek çok sezon olduğu gibi, yine Robin’di.

How I Met Your Mother Finali Boşanma

How I Met Your Mother finali, kendisinden önceki dokuz sezonda olduğu gibi yine Robin mefhumundan kurtulamadı ve son sahne bunun açık, seçik, net delilidir. Ted ve Robin ne kağıt üzerinde, ne pratikte ne de dünyanın aklıselimin işlediği herhangi bir yerinde mantıklı olmadıkları anlarda bile dizi devamlı üst anlatımlarla, alt metinlerle durup durup “Ya Ted de Robin’i atlatamadı aslında” mesajını verdi. Sezonlarca bahsini duymadığımız bir aşk, bir çatı katı bölümünde Ted’in dudaklarından dökülünce başladı tekrar hayatımıza girmeye. Son iki sezon neredeyse tamamen bunun üzerineydi. Öyle gözüküyor ki üzerine olması da gerekiyormuş, çünkü Bays ve Thomas‘ın önceden yazıp çektiği çocukların tepki verme sahnesi baştan beri anneyi öldürdükten sonra Robin’le Ted’i evermeyi planlıyormuş.

Bu sahne, çocukları oynayan iki aktör de final senesine gelindiğinde haddinden fazla büyümüş olacağından 2007 dolaylarında çekildi. Bu dizinin ikinci sezonunun sonlarına tekabül ediyor. Bu Robin ve Ted’in en birbirine uyduğu, seyircinin de onları en desteklediği andı. Fakat diziler yazıldıkça gelişirler, organik bir şekilde büyürler. Dizilerin güzel tarafı budur. Ana karakter odağı değişir ya da hikayenin genel çehresi farklı bir yöne kayar… Eğer siz 2007’den yedi sene sonraya kendinize bir final yazarsanız, bu organik gelişmeyi dizginlemeye çalışırken bulursunuz kendinizi.

Sonra da ortaya Barney ve Robin’in boşanması çıkar. Robin ve Barney çifti, her ne kadar dizinin yazarları bize ısrarla aksini söylese de Ted ve Robin‘den daha mantıklı bir çiftti. Birinci sezondan beri (Robin’in Barney’ye wingman’lik yaptığı bölüm) aşikardı bu. İzleyiciler de organik bir şekilde ortaya çıkmış bu çifti benimsediler, desteklediler. Ama dizinin finali yıllar öncesinden çekildiğinden, ortaya “Robin çok seyahat ediyor” gibi bir boşanma sebebi çıktı, sanki Barney seyahatten gocunacak, karşıdan ilgi bekleyecek bir karaktermiş gibi. Sadece bu da değil, Barney-Robin boşanması 9. sezonu da tümden ıskartaya çıkardı. Son sezonu tamamen neden bu çiftin “mantıklı olması için mantıklı olması gerekmediğine” bizi inandırmaya harcadıysanız, iki dakikada boşadığınızda izleyende biraz da olsa bir kırgınlık yaratırsınız, bu kaçınılmazdı.

How I Met Your Mother Finali Ted

Ted’in hikayeyi anlattığı çocuklarına “Ara Robin’i hadi!” dedirttirebilirsiniz, bu bir şeyi değiştirmez. Ted o hikayeyi gerçekten çocuklarına anlatmıyordu çünkü. O hikayeyi biz dinliyorduk ve dürüst olmak gerekirse dinlediğimiz şey bizim nezdimizde, “How Ted Met Robin” hikayesi olmayı bırakalı en az beş sene olmuştu. Annenin ölümünün üstüne daha fazla basılmalıydı, Ted’in anıları içerisinde yaşaması böyle anlamlandırılmalıydı ve kesinlikle, dizi Robin’le ne yapacağına bu kadar erken karar vermemeliydi. Çünkü bizim dokuz sezon boyunca izlediğimiz dizi, sizin yedi sene önce finalini yazdığınız diziden çok farklılaştı zaman içerisinde.

Diziler söz konusu olduğunda, her zaman biraz “hepsini önceden planlayın ulan” tarafına yaslandım. Ama How I Met Your Mother finali suratıma muhteşem bir tokat çarpıp (Tokat Infinity!) bana şunu hatırlattı: Biz dizileri film gibi olmadıkları için seviyoruz. Filmler önceden yazılır, planlanır ve uygulamaya konurlar. Film içerisinde organik gelişme varsa da biz bunu takip edemeyiz. Ama diziler, bizim tepkilerimizle şekillenebilirler, zaman içerisinde yazarların senaryo odasından fark etmedikleri kimya uyumları, karakter parlamaları, hikaye fırsatları ortaya çıkar. The Simpsons en komik karakterinin Bart değil, Homer olduğunu fark eder, Friends Matthew Perry ve Courteney Cox‘un kimyasına uyanır, Lost Michael Emerson‘un üç bölümlük konuk oyunculukla harcanamayacağını görür. Bu yüzden dizilerin finallerini oturup yedi sene öncesinden yazmak, sonra bir de üstüne iyice değiştiremeyesin diye çekimini yapmak ortaya beş sene üzerinde uğraştığın “Barney bağlanmayı öğreniyor, öğreniyor, öğrenemedi” hikayesini on beş dakikada tekrar anlatman kadar abes sonuçlar doğurur.

How I Met Your Mother Finali Bebe

How I Met Your Mother finali, dizinin dokuz sene boyunca hayatımızda ettiği yeri bertaraf edecek denli kötü değil. Lost finali bu kadar kötüydü, Dexter finali bu kadar kötüydü. How I Met Your Mother finali bu denli sıçmadı. Ama bir Friends finali, Six Feet Under finali, Breaking Bad finali gibi, diziyi retroaktif olarak daha da sevmemize sebep de olmayacak. Yani anlayacağınız, How I Met Your Mother finali, dizinin gittikçe kötüleşen son dört sezonunu kurtaracak denli sağlam bir işe imza atmadı. Sadece şunları gönül rahatlığıyla söylememize sebep olabilecek kadar iyiydi:

Elveda How I Met Your Mother! Lügatımıza soktuğun terimler (Hot/Crazy Scale, The Platinum Rule, Lemon Law, Three Days Rule, Bro Code), kelimeler (Lawyered, Legen -wait for it- dary!, Suit Up), yaptığın tüm çaklar, sevindirdiğin, kızdırdığın, üzdüğün ve kızarttığın tüm anlar, bayıldığımız tüm yan karakterler (Blitz, Wharmpiss, Abby, Captain, Mickey) ve tabii ki, dokuz sene boyunca attırdığın kahkahalar için teşekkürler. Şu an belki çok fark etmiyoruz ama, birkaç sene içerisinde seni özlüyor olacağız. Elveda, ve teşekkürler!

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.