Her dizinin onlarca kilit, unutulmaz sahnesi vardır. Açıp açıp tekrar izlersiniz, başa alıp alıp yeniden keyfini çıkartırsınız. Ancak bence, her dizinin öncelikle bir mühür sahnesi olur. Geri kalanları onun yörüngesinde dönen uydulardır esasında. Bu mühür sahne ilk bölümde gelip dizinin tonunu baştan da belirleyebilir; beşinci sezonda yazarın yurdunu bulmasıyla da yaşanabilir.

Six Feet Under için üzerine konuşacağımız mühür sahnemiz, üçüncü sezonun, beşinci bölümünde geliyor.

Nate Brenda

Önce bir arka planı kuralım sizin için. Six Feet Under, cenaze levazımatçılığı yapan bir aileyi konu alıyor. Bu ailenin dört ferdi var. Başına buyruk abi Nate, entellektüel Claire, görev bilinci yüksek ortanca karakter David ve ailenin annesi Ruth. Bunlar haricinde dizinin en düzenli karakteri de Nate’in büyük ve çarpık aşkı Brenda. Bu sahnemiz de, Nate ve Brenda’nın bir dönem beraber olup ayrıldıktan sonra çıktıkları bir yemekte ettikleri sohbetten oluşuyor. Muhabbet ikilinin de mevcut romantik durumlarından açılıyor. Nate’in bir yavuklusu var. Brenda’nın yok. Şöyle diyor ikili birbirine:

Nate: Zor bazen, ilişkiler kolay şeyler değiller. Sadece her gün üzerine çalışman gerekiyor. Her şeyin her zaman mükemmel olmasını bekleyemezsin, ve mükemmel olmadığında da sarsılamazsın. Eğer sanki bir hapishanedeymişim gibi bir his geliyorsa arada, kendi kendime her şeyin güvenli hissettirdiği anları hatırlatmam gerekiyor. Asla unutmamalıyım: güvenli anlar hapishane anlarından sayıca çoklar.

Brenda: Yalnız olmak esas hapis aslında. Sadece kendini düşünüyorsun, bu siktiğimin vorteksinde sıkışmış kalmışsın, devamlı kendini izliyorsun. Sanırım bu, ilginç bir insansan, sorun olmayabilir. Ama gerçek şu ki, kimse o kadar ilginç değil. 

Bu kelimeler Bruce Eric Kaplan‘a ait. Kendisi New Yorker’da karikatürist olarak kariyerine başlamış, TV özgeçmişinde de Seinfeld, Six Feet Under ve Girls şeklinde çok saygın bir gidişat var. Burada, dizinin yaratıcısı Alan Ball’dan vizyonu devralıp müthiş bir mühür vurmuş diziye. Anlatmak istediği şey çok basit aslında. İlişkide olmak da zor. İlişkide olmamak da. Tek umabileceğin şey, o an istediğin şeyi tecrübe edebiliyor olma talihi.

Nate Brenda 2

Nate ve Brenda, birbirlerine bariz bir biçimde aşık; ama geçmiş travmaları ve karakterleri yüzünden bu ilişkiyi sürdüremeyen bir çiftlerdi. Dizinin son saniyesine kadar da doğru düzgün sürdüremediler zaten. Burada onların neden bu ilişkiyi sürdüremediklerini de görüyorsunuz. Burada, neden herhangi bir Six Feet Under karakterinin düzenli bir ilişki sürdüremediğinin de izi var. Ve ben inanıyorum ki, belirli bir zümrenin romantik ilişkileri konusunda kafa açacak bir şeyler de mevcut sahnenin dibine.

İkisi de, her şeyi istiyorlar. Bu konuşmayı yaparken, ilişkide olmayı aba altından sopayla dürten Nate’in epey ciddi ve bağlılık gerektiren bir romantik münasebeti var. Ancak “hapis” kelimesini ortaya atan o. Brenda ise, “kendim ettim kendim buldum” cümlesinden başka herhangi bir şeyle açıklanamayacak kadar net bir özsabotaj sonrası bekar. Ancak ilişkilere methiye düzen de o.

04 Six Feet Under

Bu sahnedeki “yalnız olmak da hapis, yalnız olmamak da” manası, kendiliğinden yeterince derin zaten. Özünde çok temel bir noktadan “mutsuzluğun, sıkışmışlığın kaynağı yanındaki insan değil, alo” demeye çalışıyor; en azından savunduğu mertebe o. İlişkide ol ya da olma demiyor sahne, sadece içinde bulunduğun toz, gaz ve mutsuzluk bulutunun kaynağıyla ilgili doğru bir tespit yap demeye çalışıyor.

Ama daha da ötesinde vurgu yapmaya çalıştığı şey, Six Feet Under’ın da esas meramı ettiği şey şu: Hayat ne emmeye, ne de gömmeye gelememek için fazla kısa. Her şeyi istemenin bir âlemi yok. Ekmek eldeyken pasta hayalleri kurmanın anlamı yok. Nate “mükemmel olmayınca sarsılmamalısın” diyor ama, derken kendi de inanmıyor. Sarsılıyor mükemmel gitmeyince işler. Gel gör ki, hayat mükemmeli kovalamak için de fazla kısa. Kovalasan da varamayacaksın zaten. Ulaşamayacaksın oraya, ve daha da kötüsü, ulaşsan dahi sürdüremeyeceksin. Çünkü en neticede mükemmel, tüm faktörlerin mükemmeliyetini gerektiriyor. Bu da, beraber bir şeyler paylaşacağın insanların da mükemmel olmasını beklemek demek.

Ve gerçek şu ki, kimse o kadar mükemmel değil. 

İlerideki Mühür Sahne’lerde, hangi dizilerin sahnelerini ele alalım? Yorumlara yaz ey ahali!

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.