Daha geçtiğimiz hafta, Brian K. Vaughan’ın yaratıcısı olduğu Runaways çizgi roman serisi için live-action dizisine dair ilk somut haber gelmişti hatırlarsanız. Tam tamına altı genç üyemizin de resmi olarak duyurulduğu gün, belki de GİST yorgunluğuyla pelte olmasaydım emin olun sizlere paragraflarca hayıflanma yazısı yazacaktım. Sahiden, bir bakıma o haberi Yiğitcan’ın yapmasından ötürü çok memnunum, zira sıcağı sıcağına o kadar büyük bir patlama yaşasaydım, muhtemelen buraların hali haraptı. “Ne patlaması yahu?” diye soranlara hemen açıklayayım: Kadronun rezilliği patlaması.

Normal şartlarda ne olursa olsun, sırf görüntüsü ya da herhangi bir şeyi uymuyor diye bir oyuncuyu role yakıştırmamayı sevmem. Gerçekten; nefret ederim. Çünkü dizi ve sinema sektöründe insanların ne hallere gelebildiğini gördüğüm ilk günden beri bu ön yargımı yok ettim. Uzun yıllardır da bünyemde barındırmamaya çalıştığım bu yargı, ne yazık ki geçen hafta suratımda patladı. Aslında tam anlamıyla körlemesine bir yargı değildi, haklı olduğumu düşünüyorum zira. Yani Allah aşkına bana bir söyler misiniz, Molly Hernandez nedir? Büyümüş? Bu durum için türetebileceğim tüm hakaret minvalindeki kelimeleri kendime saklıyorum ama, gerçekten ya, o ne öyle?

Runaways-1-crop

Belki Runaways serisinin bana aşırı sıcak gelmesi ve Molly karakterinin de bendeki yerinin ayrı olması nedeniyle tüm bu patlayışım ama ne yazık ki memnuniyetsizliğim burada bitmedi geçtiğimiz hafta. (Ya ben hala gönüllüyüm abiler dayılar. Hı? Hiç mi?) Şimdilik ekipten tek gözüme iyi gelen oyuncunun, Nico Minoru’yu canlandıran Asyalı kızımız olması gibi bir gerçek var. Tamamen şahsi görüşüm, diğer hiçbirine ilk bakışta ısınamadım. Chase gibi sizi ta en başından başlayarak gönülden fetheden bir karakterin, şimdilerde baby-face dedikleri aşırı itici ergenlikteki bir gencin canlandırması (tamam hepsi bir avuç ergen diyorsunuz, kabul, ama oradaki ergen sıfatı farklı amaçta, lafı döndürmeyin), kusura bakmayın ama hayal kırıklığı bence. Bakın, sorun saç rengi gibi basit hususlar da değil. Hayır, gerçekten de eskiden bu tür ön yargılar olmadan, ne kadar sevmesem de “Oyunculuğuna bakalım abi, görüntü her şey değil.” derdim ama bu sefer onu yapamadım, affedin. Bir şeyi fazla benimseyince değerlendirmesini de aynı aşırılıkta yapıyorum: Ya yerin yedi kat dibine sokuyorum ya da el üstünde taşıyorum. (Yerin yedi kat dibi için lütfen Cursed Child yazısına ışınlanın, teşekkürler.)

İlerleyen zamanlarda haberler gelmeye devam ettikçe bu yargılarımın ne denli değiştiğini hep beraber göreceğiz; bu nedenle memnuniyetsizliğimi şimdilik burada bırakacağım. Molly Hayes’in yaşlanmasını daha sonra tek bir yazıda uzun uzun gömerim belki, bilemiyorum dostlar bilemiyorum. Geek’in halinden geek anlar ama hadi asıl habere geçelim: PRIDE üyeleri de resmen belli oldu!

cats

Brigid Brannagh ve Kevin Weisman Yorkes ebeveynlerini, Ever Carradine ve James Marsters Stein‘leri, Kip Pardue ve Annie Wersching Dean‘leri, James Yaegashi ve Brittany Ishibashi Minoru‘ları ve son olarak Angel Parker ve Ryan Sands ise Wilder‘ları canlandıracak isim oldu. Tabii altı kişilik genç ekibimizin Hayes ebeveynleri, pardon HERNANDEZ’ler, henüz kadroda yok. Tuhaf iş vesselam!

Sizi bilmem ama Pride için seçilen oyuncular, Runaways ekibine seçilenlerden daha iyi geldi bana. Özellikle de James Marsters (bana bi’ şeyler oluyo’ Mutluuu, Spike geliyor efendiler) için fazlasıyla coştum. Nedeni çok kişisel; küçükken ablam sayesinde bölüm bölüm olmasa da çoğunluğunu izlemeye daldığım Buffy: The Vampire Slayer’dan gelen bir nostaljik sevgi. Aha bu da pozitif ön yargı işte, alın.

Marsters’ı bir kenara bırakırsak, ciddi anlamda şu anda beni çok geren biri olmadı Pride kadrosunda. Ryan Sands’i de bir iki rötuş ile Geoffrey Wilder iticiliğinde bir görünüşe sokabilirlerse tadından yenmez herhalde. Böyle diyorum, çünkü Sands bana o kadar da pislik gözükmedi şu raddede. Bay Wilder, Allah affetsin, bayağı kıl bir babaydı kafamda. Ama hayırlısı.

PrideBar640

Küçücük bir haberi de koca koca yakınmalarla işgal ettim, affola. (Ne göndermesi ya? Kim gönderiyormuş? Yok öyle bir şey.) Ama şimdiden ben size dikkat etmeniz için uyarı minvalinde bir şeyler yazayım şuraya: 13 Şubat’ta çekimlere başlayacak olan Runaways’in live-action dizisi için olur da benden bir haber görürseniz, muhtemelen beklenenden daha çok yazıp çizeceğim, yine. Belki haberler ve yazılar geçtikçe düşüncelerimiz bir olur; belki ben sizi ya da belki siz beni, birbirimizi farklı yönlerde etkileriz ve yargılarımız değişir, ha ne dersiniz? O vakte kadar sağlıc- Lan o değil de Old Lace’ten ses seda yok. CGI olacak diye çok dışladılar yavrumu, yazık ya.

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.