Hollywood bir trend yakaladığı zaman affetmiyor hakikaten, onun suyunu çıkarana kadar sürdürüyorlar. Bu sefer ki örneğimizi haber yapacak kadar ilginç kılan ise iki trende birden yakalanmış olması. Bahsi geçen yeni dizimiz Shadowhunters.

Popüler kültür hayatına bir fantastik gençlik romanı serisi olarak başlayan Mortal Instruments, Twilight’ın başlattığı gençlik romanlarının filme çevrilmesi trendiyle beraber ilk kitabını “The Mortal Instruments: City of Bones” adıyla sinemaya adapte etmiş, bütün serinin filmlerinin çekilmesi planlanırken, bütçesini bile zar zor çıkarması sebebiyle beklemeye alınmıştı. Bugün ise sinemadan televizyon dizisine geçiş trendine katılarak bir kez de şansını dizi olarak denemeye karar vermiş.

12049582_517949018381302_598364547687214288_n

Dizimizin filmle benzer bir konu ortaya koyacak. 18 yaşındaki Clary annesinin kaçırılmasıyla kendisinin uzun yıllardır karanlığa karşı savaş veren insas-melek karşılımı bir Shadowhunter olduğunu anlar ve hayatı tepetaklak olur. Bir anda perilerin, vampirlerin, kurt-adamların, büyücülerin falan olduğu dünyayı görmeye başlar. Normal insan olan arkadaşı Simon’ı peşine takar, bir yandan gizemli, yakışıklı, karizmatik Shadowhunter Jace’in öğretmenliğinde bu karanlıkla savaşmaya başlar.

Kitaplarıyla ilgili hiç bir fikrim yok ama filmi izlediğimde klişeleri bir kenara koyarsak, total kalite olarak da ortalama bir iş olsa da aslında bu evrenin biraz potansiyeli var diye düşünmüştüm. Karanlık bir dünya, günümüze uyarlanmış pek çok fantastik/korku yaratığı, görece karanlık bir ortam falan hoşuma gitmişti. Hatta devam filmi gelir diye beklemiştim bile. Aynı olumlu görüşü televizyon için de düşünüyor olsam da yeni düşen fragman bana yine ortaya orijinal bir şey çıkmasının zor olduğunu düşündürtmedi değil. Yine günümüz trendlerinden okçu oğlan, bir kaç çocukla gönül ikilemleri yaşayan kız karakter gibi klişeleri kullanmaktan medet umacak gibi duruyor.

who-should-star-in-upcoming-shadowhunters-show-345646
Orijinal filmin kadrosu…

Yine de evrenin potansiyelini kullanıp en azından seyredilebilir bir iş ortaya çıkmasını umuyorum. Sonuçta hassasiyetle yaklaştığım bir iş olmaması sebebiyle beklentilerimin de düşük olmasının katkısıyla boş zamanlarda izlenip eğlenip unutulacak bir iş de ortaya çıkabilir. Kendisi açısından tek tehdit, ABC gibi standartları yüksek bir kanalda yayınlanacak olması ve bildiğimiz gibi o kanallarda ortalama işlere pek zaman tanınmaz ve filmi bile gişede zorlanmışken pek çok alternatifi olan televizyon rekabetinde kendini göstermesi zor görünüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=rVIS7fW0ZXY

Yukarıya fragmanı bırakayım, sizler de izleyip düşüncelerinizi yorumlarda paylaşın. Ne dersiniz 2016’da ekranlarımıza gelecek dizinin, az da olsa kalıcı olma şansı var mı?

Yazar

A Man Who Walks Alone... @tutkutuzlu

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.