Geekler olarak hemen hemen hepimiz aynı eserleri seviyor, aynı filmlerden hoşlanıyoruz. Fakat bazı yapımlar var ki bizim için diğerlerinden biraz daha öne çıkıyor. Benim için Sandman çizgi romanları, dünya üzerinde yayınlanan diğer bütün çizgi romanlardan daha önde geliyor mesela. Bu yüzden Sandman dizisinin yayınlanacağını öğrendiğim günden beri hem çok heyecanlı hem de çok tedirginim. Fakat artık tedirginliğimi bir yana bırakıyor ve size gönül rahatlığıyla söylüyorum ki Sandman çizgi romanlarına yaraşır bir dizi ile karşı karşıyayız sevgili dostlarım.

Heyecanımın ne kadar yüksek olduğunu size kelimelerle ifade edemem bu yüzden çok fazla uzatmadan hemen Sandman dizisinin “Deliksiz Bir Uyku” isimli ilk bölümünü spoilerlı incelemeye başlıyorum!

Rüyalar Lorduna Merhaba Deyin!

Neil Gaiman ile yaptığımız röportaj sırasında kendisi diziyle ilgili en büyük tereddüdünün Morpheus’un bizzat kendisi olduğunu söylemişti. Eğer Morpheus’u başarılı bir şekilde uyarlayabilirlerse dizinin güzel olacağını, eğer başaramazlarsa geri kalan hiçbir şeyin öneminin olmayacağını açıkça belirten Gaiman’a hak vermemek imkânsız. Gerçekten Sandman dizisinde diğer tüm öğeler mükemmel olsa bile eğer Rüya’nın tek bir mimiğinini, tek bir hareketini, karakter hakkında verilmiş tek bir kararı bile beğenmeseydik diziyi sevmemiz çok zor bir hâle gelecekti. Neyse ki bunların hiçbiri gerçekleşmedi ve Tom Sturridge bize olabilecek en mükemmel Rüya karakterini verdi!

Yani arkadaşlar o kadar başarılı ki… Tom Sturridge’in her bir sözünde, her bir diyaloğunda Düşlem’in lordu Morpheus’u görmemek imkânsız. Karakterin hiçbir durumda sesine heyecan, korku, öfke gibi duyguları katmaması, sesini yükseltip alçaltmadan hep aynı tonda konuşması benim için bir Sonsuz için fazlasıyla iyi bir karar olmuş. Tom Sturridge bu rol için seçildiği ilk günden itibaren benim için Rüya’nın ta kendisiydi fakat artık tüm dünya için böyle. Artık Morpheus deyince Tom Sturridge’in siması aklımıza gelecek, bundan kesinlikle eminim.

Sahneler Çizgi Romanlardan Fırlamış Gibi!

Çizgi roman uyarlamalarında en çok tartışılan konulardan bir tanesi uyarlamanın, kaynak esere ne kadar bağlı kaldığıdır. Eğer uyarlama kaynak eserden çok farklı olursa otomatik olarak eleştirilerin hedefi olur. Benim için Sandman hiçbir zaman bu eleştirilerin hedefi olmayacak gibi gözüküyor zira her sahne, her manzara, her diyalog adeta çizgi romanlardan fırlamış gibi gözüküyordu. Diziyi ilk defa izlememe rağmen bazı sahnelerdeki replikleri ezberden söyleyebilecek durumdaydım o kadar düşünün.

Dizinin çizgi romanlara bu kadar bağlı kalmaları, bazı insanlar için sıkıcı gelebilir. Fakat açıkçası ben her anlamıyla mükemmel olduğuna inandığım Sandman çizgi romanlarından uyarlanan bir dizinin, kaynak esere kesinlikle bağlı kalmasını isterdim nitekim böyle de olmuş. Rüya’nın Roderick Burgess tarafından yakalandığı ve tutsak edildiği ikonik sahneler panel panel çizgi romanlardan alınmış. Bu durumun benim gibi çizgi roman hayranlarını çok memnun edeceğini biliyorum fakat çizgi romanları hiç okumamış birinin gözünden diziyi izlemek nasıl olurdu bunu da çok merak ediyorum.

Atmosfer, Sesler, Müzikler…

Bir kitap ya da çizgi roman uyarlaması yapmanın en zor tarafı sesler ve müziklerdir sanırım. Geri kalan tüm öğeleri kitaptaki betimlemelerden birebir olarak ekrana uyarlasanız da karakterlerin sesleri ve uyarlamaya ekleyeceğiniz müzikleri tamamen sizin seçmeniz gerekiyor. Bu konuda ise bana göre The Sandman dizisi fazlasıyla başarılı olmuş. Müzikler belki yerine göre fazla kullanılmış bile olabilir fakat beni rahatsız etmedi.

Öte yandan tabii ki bir Sandman uyarlamasının etkileyici bir atmosferi olması gerektiği hepimizin malumudur. Dizi, bu konuda da beni çok tatmin etti. Roderick Burgess’in ayin sahnesinde hepimizi ürperten dizi, Rüya’nın epik kaçış sekansında tüylerimizi diken diken etti ve Alex Burgess’in “Ebedi Uyanış” cezasında bir anda ortaya çıkan Rüya sayesinde bizi korkutmayı başardı. Anlayacağınız dizinin atmosferi, Sandman çizgi romanlarının ruh hâli değişikliklerini çok iyi yakalamış

Seni Çağırıyoruz, Burada Karanlıkta!

Rüyalar lordu Morpheus’un hayatının kırılma noktası hiç şüphesiz Roderick Burgess’in onu tutsak etmesidir. Aslında Sonsuzlar’dan Ölüm’ü tutsak etmek isteyen Roderick Burgess, uzun zaman bunu yapmanın yollarını arar ve sonunda aradığı şeyi İngiltere Kraliyet Kütüphanesi’ndeki bir kitapta bulur. Bahsettiğimiz kitabı, Dr. Hathaway sayesinde ele geçiren Roderick Burgess sonunda ayinin gerçekleştirmek ve kaybettiği oğlunu getirmek için gereken her şeyi elinde bulundurur.

Bir ayin sahnesi, kendisinden beklenildiği üzere bizim tüylerimizi diken diken etmelidir. Kortucu olmasına gerek yoktur fakat atmosfer o kadar iyi kurulmalı ki ayinin gerçekleşme ihtimaline bizi inandırmalı sahne. Roderick Burgess’in Ölüm’ü tutsak etmek için tertip ettiği ayin sekansı, bahsettiğimiz bu inandırıcılığın tamamını içerisinde barındırıyordu. Neil Gaiman’ın çizgi romanlarda kadim ayinlerden ilham alarak yazdığı sözler, Charles Dance’ın muhteşem oyunculuğu, sahnede kullanılan ses ve özel efektlerle birleşince izlerken fazlasıyla ürpermemize neden olan bir ayin sahnesi ortaya çıkarmış.

Bu noktada sevgili Charles Dance ve Roderick Burgess’e bir parantez açma gereği hissediyorum. Özellikle ilk çizgi romanın en ikonik karakterlerinden biri olan Roderick Burgess’i canlandıran Charles Dance, hem kendisinden hem de bir kült liderinden beklediğimiz o rahatsız ediciliği çok iyi veriyor. Roderick Burgess’in sahneye çıkışını ve bir tarikat lideri olarak otoritesini çok beğendim fakat ne yalan söyleyeyim, ölümü beni fazlasıyla üzecek kadar ucuzdu. Keşke böylesi “anlamlı” bir ölüm vermeselerdi karaktere.

Her Şeyin Arkasında Korintli mi Var?

Az önce dizinin, çizgi romanlara ne kadar sadık kaldığını söyleyip bu özelliğini fazlasıyla övmüştük. Fakat ufak tefek değişiklikler de yok değil. Bunun en büyük örneği, çizgi romanlarda Rüya’nın yokluğunda Düşlem’den kaçan Korintli’nin, en başından itibaren dizinin ana kötüsü gibi lanse ediliyor. Rüya’nın, Korintli’yi Düşlem’e getirmek için yaptığı yolculuğun sonunda Roderick Burgess tarafından tutsak edilmesiyle sonuçlanması bir yana, Korintli Rüya’nın tutsak kalması için elinden geleni yapıyor. Korintli’nin yaptığı dolaylı ya da direkt yardımlar tabii ki çizgi romanlarda bulunmuyor fakat çizgi romanları bilmeyen ve Netflix’i açıp “İzlenecek yeni ne var?” diye merak eden izleyiciler için de alışık oldukları kötü adam figürünü vermek gerekiyor sanırım.

İyi haber şu ki Korintli’yi canlandıran Boyd Holbrook, rolün gerçekten hakkını veriyor ve dizide ona biçilen “ana kötü” rolünü fazlasıyla iyi oynuyor. Yani normalde belki burun kıvıracağımız bir değişikliği, karakteri canlandıran aktörün harika oyunculuğu sayesinde sineye çekebiliyoruz. Yani gerçekten adam tam bir seri katil gibi gözüküyor ve hareket ediyor. Şimdiden kendisine kocaman bir hayran kitlesi oluşturacağını söyleyebiliriz sanırım.

Bu Sahnelerin Gelecekteki Anlamı Ne?

Sandman çizgi romanlarını okuyanlar bilirler, çizgi romanda gözüken her karakterin, her diyaloğun, her eşyanın ayrı bir amacı vardır. Bazen bir çizgi roman sayısında bahsi geçen bir olay, yıllar sonra ortaya çıkabilir. Bu da Neil Gaiman’ın hikâyesini nasıl ilmek ilmek dokuduğunun en büyük kanıtıdır. Dizide de bu hikâye anlatıcılığı hemen fark ediliyor. Yine çizgi roman okuyucularının bildiği Unity Kinkaid, Ethel Cripps gibi isimler, kendilerine biçilen büyük rolü oynamak için dizinin ilk bölümünde yer alıyorlar fakat bunu göze çarpmadan yapıyorlar. Gelecek bölümleri spoil etmemek için şimdilik bu büyük rollerin ne olduğu söylemiyoruz fakat bu iki karaktere dikkat etmeniz ve aklında tutmanız için sizi uyarıyoruz.

Öte yandan çizgi romanlarda bile çok az yer alan ve diziye eklendiği için fazlasıyla mutlu olduğum bir karakter var o da Morpheus’un, Matthew’dan önceki kuzgunu Jesamy! Hemen hemen herkesin gözden kaçırabileceği ve kaçırmakta da çok haksız sayılmayacağı bu karakter, Rüya’nın Matthew ile olan ilişkisini derinden etkiliyor. Bu karaktere, dizinin birinci bölümünde bu kadar fazla ekran süresi ayırdıkları için çok mutluyum.

Böylece ilk bölüm incelememizi bitirmiş olduk. Yarın ikinci bölüm incelememizle biz yine burada olacağız. Siz de diziyi nasıl bulduğunuzu, çizgi romanları okuyup okumadığınızı, şimdiye kadar en çok hangi karakteri sevdiğinizi yorumlara yazın ve hoşça kalın!

Author

Kalabalıkta sesini kaybetmemek için içerik üreten biri. Her ateşin iyi bir hikâyeye ihtiyacı olduğunu düşünür. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde "Tavşan" diye çağırabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.