Zamanla eski tadını yitiren dizileri ele aldığım ilk iki yazım için yaptığım araştırmalar sırasında bir dizi sürekli karşıma çıkarak beni inanılmaz şaşırttı sevgili geekler. Herkesin muhakkak en az bir kez izlediğini tahmin ettiğim, televizyon tarihinin en efsanevi dizilerinden biri, bozan diziler adına hazırlanmış neredeyse her listede yer alıyordu. Bu yazımın başlığından ve kapak fotoğrafından da anlayacağınız üzere bu dizi, 2019 yılında otuzuncu yaşını dolduran The Simpsons’dan başkası değil.

Ben The Simpsons‘la, zamanında yabancı dizi izleyebileceğim tek yer olan bir nevi ergenliğimin dünyaya açılan kapısı CNBC-e sayesinde tanıştım. Çizgi film dışında animasyon bir yapım ile tanışmamış biri olduğumdan ve alışık olmadığım espri anlayışından dolayı The Simpsons kafamı epey karıştırmış, dizi ufkumu ise bir hayli genişletmişti. Yıllar içinde hayatıma giren dizi sayısındaki artış sebebiyle bu yapıma olan merakım azalarak bitti. Bunca seneden sonra popüler kültürün mihenk taşlarından biri olan The Simpsons’ın bozduğunu, hatta yıllardır süregelen düşüşünü toparlayamadığını okuduğumdaki şaşkınlığımı tahmin edersiniz herhalde. The Simpsons nasıl bozdu bir araştırayım dedim, daldım dizi bloglarının ve Reddit sayfalarının arasına… 

keyart1

The Simpsons, hayranları ve eleştirmenler tarafından otuz yıllık tarihi dönemlere ayrılarak inceleniyor. Dizinin sezonlarını nasıl ayıracağınız, ne kadar detaya inmek istediğinize göre değişir. Genel olarak ilk üç sezonu başlangıç çağı, üç ile sekizinci sezonu arası altın çağı ve geri kalanı da özetle modern çağ diye ayırabiliriz.

Altın çağ, adından da anlaşılacağı gibi, hayranlar ve eleştirmenler tarafından dizinin en iyi sezonları olarak kabul ediliyor. Bu çağ, dizinin üçüncü sezonundan başlar sekizinci sezonunda biter; bazı esnek hayran kitlesi ise dokuz ve onuncu sezonları da bu aralıktan sayar. Bu sezonları IMDb puanları sayesinde çok net bir şekilde ayırabileceğimiz gibi genel olarak aldığı eleştirilerle de görebiliriz. Dizinin sıkı hayranları ve eleştirmenleri tarafından altın çağın bitişi, The Simpsons’ın çöküşünün başlangıcı sayılıyor.

The Simpsons’ın neden bozduğunu anlamak için dizinin geçmişine ve ilk çıkış noktasına bakmak gerek. Dizinin ilk bölümü, The Tracy Ullman Show skeçlerini saymazsak, 1989’da yayınlandı. Matt Groening’in iğneleyici ve topluma baş kaldıran komedi anlayışının yanı sıra Sam Simon’ın sitcom tecrübesi de bu yapımda etkili oldu. Groening’in sunduğu konsepti dizi haline getirmesi ve son olarak James L. Brooks’un diziye duygusal bir yön katması, The Simpsons’ı döneminde çıkan diğer dizilerden farklı kıldı. Her ailenin mutlu ve yeterince hali vakti yerinde olduğu 1980 ve 1990’lar sitcom camiasına The Simpsons tam da bu sebeplerden dolayı bomba etkisi yaratarak düşmüştü. İdeal Amerikan ailesi kavramını yerle bir eden bozuk bir aile ve karanlık sayılabilecek bölümleriyle televizyonda eşi benzeri yoktu.

simpsons_eski

The Simpsons’ın başlangıç çağı, dizinin kendini bulma evresi; altın çağı ise dizinin zirveye oturduğu evre diye bilinir. Yazar kadrosunda Conan O’Brien, Brad Bird ve David Cohen gibi birçok yetenekli ismin de yer almasıyla, özellikle üçüncü ve dördüncü sezonlarında dizi zirveye doğru depar atmaya başladı. Homer’ın uzaya gönderilmesi gibi çılgın olay örgüleri baş gösterdi ve Moe’dan Mr. Burns’e kadar Springfield’da yer alan her karakterin hikayeleri de yine bu dönemlerde derinleşti. Yazar kadrosunun getirdiği en büyük artı ise esprilerin kalitesi oldu. Her esprinin üzerine daha detaylı düşünülmesi, yapılan şakaları derinleştirdi. Katmanları artan ve peş peşe gelen espriler sayesinde dizi diğer sitcomların ulaşamayacağı bir noktaya gelmişti; güldürmek için sahte efektlere ihtiyacı yoktu yani. Eleştirmenlerden ya tam puan alıyor ya da dizinin taşıdığı değer yargılarından dolayı sevilmiyordu, ki bu The Simpsons’ın da işine geliyordu. Dizinin amacı zaten klasikleşmiş değer yargılarını yıkmaktı, gelen negatif eleştirilerin niteliği de bunu başardığını ispatlar nitelikteydi. Özetle altın çağ, The Simpsons’ı televizyon tarihine altın harflerle yazdıran yıllardı. 

Simpsons_writers2

Altın çağının bitişi, uzun yıllardır izleyen kesim için dizinin de bitişi anlamına gelmekteydi. The Simpsons‘ın tarihinde bu, dokuzuncu ve on birinci sezon arasında bir yerlere denk gelir. Eleştirilere göre altın çağda dizinin karakterlerine kurduğu temeller, dizideki espri anlayışı ve hikayelerin vermek istediği mesaj bu dönemden itibaren yirmi sene boyunca göz ardı edildi. Dizinin ilerideki sezonları için en sık aldığı eleştiri, seyirciyi güldürmek için katmanlı espriler yerine daha basit şakalar ve ünlü konuklara güvenmesi oldu. Dizideki bu değişimi yorumlarken yapılan kıyaslamalarda gülme efekti örneği çok sık kullanılıyor. Dizinin altın çağındaki esprilere gülme efekti eklenince abes dururken modern çağındaki esprilere eklenince yakıştığını fark ediliyor.

Dizinin modern çağında bazı karakterlerdeki yaşanan değişim dizi seyircilerini iyice hayal kırıklığına uğrattı. Örneğin Principal Skinner’ın neredeyse tüm karakter özelliklerini annesiyle olan ilişkisine dayandırabiliriz; bunu işleyen ise dizinin ta kendisi. Dokuzuncu sezonun ikinci bölümü olan “The Principal and The Pauper”, Principal Skinner’ın dokuz senelik hikayesini tamamen değiştirdi. Öyle ki, Skinner diye tanıdığımız kişi aslında bambaşka biriymiş. Bir nevi dokuz senedir işlenen karakter bir bölümde hiçbir sebep olmadan bir kenara atılmış oldu. Hatta ilerleyen sezonlarında beğenilen bölümler olmasına rağmen dizinin bazı hayranları bu bölümü dizinin bittiği nokta olarak saymakta.

Simpsons_09_04_P5

Aslına bakarsanız bu değişimlerin birkaç sebebi var. Bunlardan bir tanesi yazar ve yapımcı kadrosunda kritik azalmalar olması. Matt Groening ve birkaç yetenekli kalem, odağını Futurama’ya verip diğer yazarlar da kendi kariyerlerinde ilerleyince yazar kadrosunun değişmesi esprilerin de değişmesine sebep oldu.  Ancak dizinin çöküşünün sorumluluğu, en çok dizinin bu dönemlerdeki yapımcılarının omuzlarına yüklendi. Dokuzuncu sezonda Mike Scully ve on üçüncü sezondan itibaren günümüze Al Jean, diziye verdikleri yön ile en ağır eleştirilen isimler oldu. Her ne kadar Mike Scully dizinin başında sadece dört sezon kalsa da espri kalitesindeki düşüş ve dizinin aldığı yön, hep bu sezonlarda başladı. Al Jean ise on yedi sene içerisinde diziyi bambaşka bir hale getirdi diyebiliriz.

Özetle yaşadığı tüm değişimlere rağmen The Simpsons otuzuncu sezonuyla yıllara meydan okuyor, televizyon tarihindeki en önemli dizilerden biri olduğu ise aşikar. Zira dizi repertuvarımızda yer edinmiş Rick and Morty, Family Guy, Futurama gibi diziler The Simpsons’ın açtığı dizi kültürü sayesinde var. İster eski baş kaldıran halleri, ister günümüzde ünlülerle dolup taşan hikayeleri olsun, The Simpsons’ın yeri sahiden de bir başka.

Aklımda tek bir soru kaldı sevgili geekler: Yirmi sene önce yön değiştirmiş bir dizi bozmuş mudur, yoksa yeni bir dizi mi olmuştur? Diziye yirminci sezondan başlayıp da seven hayranları için geçmişteki hali ne kadar önemli? Bu biraz kitaptan uyarlanan filmleri, kitaba benzemediği için eleştirmek gibi değil midir sizce de? Bir dizinin yirminci sezonunu, dördüncü sezona bakıp da eleştirebilir miyiz?

Yazar

Dizi bağımlısı bir beyaz yakalı. Esprileri komik diyebiliriz, bugüne kadar bir tek müdürünü güldüremedi. Kedisine çekmiş, en büyük zevki miskin miskin yatmak. Kendisi ve kedisini sosyal medyada bulabilirsiniz. @asliozkeles

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.