Dikkat: Bu yazı Twin Peaks, bilhassa The Return olarak bilinen 3. Sezonu, hakkında spoiler içermektedir. Diziyi izlemeyen ve izlemek isteyenlerin uzak durması tavsiye edilir.

tp2

O gece eve geç geldim. Hemen bilgisayarımın başına oturdum. Son iki bölümü, 17 ve 18. bölümler, arka arkaya izledim. 18. Bölüm bittiğinde “Senin yapacağın işi…” diyerek içimde kabaran öfke dalgasını dizginlemeye gayret ettim. Bitmişti. “Böyle son mu olur” diyordum içimde. “Bunu seyirciye yapmaya hakkın yok. Hayır yok!” Ertesi gün ve sonraki bir çok gün Twin Peaks’in 3. Sezonu hakkında düşündüm. Her zaman ulaşılacak yerden ziyade yolculuğun önemine inanan bir insan olarak finalin beni bu kadar öfkelendirmesi aslında büyük bir çelişkiydi. Lynch, finalle beraber seyirciye, kanala, yapımcıya devasa bir mesaj vermişti aslında: “Ben David Lynch’im, arkadaşlar, Mulholland Dr, Lost Highway, Inland Empire, bilinçaltı, bilinçakışı, rüyalar, bulmacalar benim işim. Sıradan kurgular, serim-düğüm-çözüm fazlarını haiz klasik hikaye anlatımı benim işim değil.” Ne de olsa sanat sanat için Lynch’e göre ve abimiz yapmak istediği şeyi muhtemelen tam manasıyla yansıtabildi ekrana bu iki bölümle. Tamam, abi, sana katılıyorum, bence de sanat sanat için ama ben Twin Peaks’i izlerken maalesef ki perdenin öteki tarafındayım.

1990 ve 1991 yıllarında yayınlanan orjinal Twin Peaks bölümleri The Return’e göre oldukça derli topluydu. Laura Palmer öldürülmüş, cinayeti araştırması için bir FBI ajanı görevlendirilmiş, olaylar nispeten biraz dallanmış ve işin içine Kara Loca girmişti. 1992 yılında vizyona giren Twin Peaks Fire Walk With Me ise dizi kanal tarafından iptal edildiği için ortada kalan seyircileri bir nevi tatmin etme görevi üstlenmişti. 3. Sezon, ya da Return ise, Twin Peaks mitolojisini hem genişletti hem derinleştirdi. Aynı anda hem üç dört farklı mekanda hikayeler ilerledi, Kara Loca, Beyaz Loca, Judy gibi olgular derinlemesine işlendi ve 8. Bölüm gibi bir şaheserle mitolojinin geçmişle bağlantısı kuruldu. Bu 25 yıllık boşlukta Lynch Twin Peaks hakkında kafasında veya bilinçaltında epeyce şey şekillendirmiş.

tp1

Lynch ve Frost bu sezonu 18 parçaya ayrılmış uzun metrajlı bir film diye tanımladılar. 18 saat boyunca iyi Cooper’ın dünyamıza, nihayetinde Twin Peaks kasabasına dönüşünü, kötü Cooper’ın ise ele geçirmeye çalıştığı koordinatlarla muhtemelen Beyaz Loca ve Judy’ye ulaşma çabasını izledik. Ana hikaye bundan ibaret olmasına rağmen yan hikaye olarak, Ben Horne ve Beverley, Jerry Horne ve kamp maceraları, James ve yeşil eldivenli çocuk, Richard Horne ve psikopatlıkları (hatırlayınca bile elim ayağım titredi), Shelly’nin kızı ve manyak sevgilisi, Ed, Nadine, Norma ve Norma’nın sevgilisi aşk dörtgeni, Dr. Jacoby, yeni şerif Truman ve Twin Peaks Polis Departmanı, Gordon ve FBI ekibi,  Mitchum kardeşler, Dougie’nin çalıştığı sigorta şirketi, Hutch ve Chantel ve Audrey ile kocası gibi yan hikayeler de izledik. Yan hikayelerden bir kısmı ana hikayeye katkılar sağlarken bir kısmı ana hikayeden tamamen bağımsız gitti ve Adurey’nin hikayesinde bariz bir şekilde olduğu üzere bir sonuca bağlanmadı.

Finali müteakip Twin Peaks hayranlarınca çekilmiş onlarca YouTube videosu izledim, Reddit’teki teorileri takip ettim. Nihayet kafamda bir şeyler oturmaya başladı. Hikayenin tam olarak açıklanması mümkün değil elbet, Lynch ve Frost bunun olmaması için uğraşmış belli ki. Finalle ilgili her teori, her görüş hikayeyi kendi iç mantığı çerçevesinde bir yere oturtuyor. Yine de kesinlikle böyle oldu, şu şudur diyememek daha kötüsü hiç bir diyemeyecek olmak içten içe insanı kemiren bir durum. Kafamda şekillenen resim ise şu şekilde:

– Kötü Cooper’ın amacı Judy’yi bulmak. Ama neden ve bulduktan sonra ne yapmak istiyor meçhul. Bunla ilgili en ufak bir ipucu yok.

– İyi Cooper’ın iki amacı var, kötü Cooper’ı yok etmek (birinin locaya dönmesi lazım, kötü Cooper Dougie’yi oluşturup Kara Loca’yı kandırdı ama bu geçici bir çözüm) ve Judy‘yi yok etmek. Kanımca Laura’yı kurtarma isteğinin arkasında aslında Judy’yi yok etme isteği var. Log Lady’nin Hawk’a söylediği “Laura is the one” o anlama geliyor; ancak Laura’nın kurtarılmasıyla Judy yok edilebilir.

– Judy, tüm kötülüklerin kaynağı, Bob’u falan da ortaya çıkaran varlık. 8. Bölümde Judy’yi görüyoruz. Bölüm sonunda Judy’nin dünyaya gönderdiği yumurtların birinden çıkan böceğin ağzından girdiği kız büyük olasılıkla Sarah Palmer. Son bölümlerde Judy’nin Sarah Palmer’ı ele geçerdiği aşikardi.

tp4

– Beyaz Loca’da ikamet eden ve daha önce Dev (Giant) olarak bildiğimiz İtfayeci’nin (Fireman) bir master planı var. İlk bölümün en başında iyi Cooper’a bu planın anahtar kelimelerini veriyor hatta. Richard ve Linda, bir taşla iki kuş, 430 gibi ipuçları Cooper Judy’yi yok etmek için alternatif evrene geçerken işine yarayan şeyler. 18. Bölümün sonunda gördüğümüz ve Laura Palmer’ın hayatta olup Carrie Page adıyla yaşadığı alternatif evren öyle gözüküyor ki İtfayeci tarafından Judy’yi tuzağa düşürmek için oluşturulmuş bir evren.

– Cooper geçmişe gidip Laura’yı kurtardıktan sonra elinden tutup Beyaz Loca’ya götürüyor. Yolda İtfayeci’nin ona daha önce dinlettiği sesleri duyuyor ve Laura kayboluyor. İlk anda Laura’yı Judy’nin kaçırdığını düşünsem de, şu an düşündüğüm şey odur ki, İtfayeci kendi master planı gereği Laura’yı önce Beyaz Loca’ya, sonra alternatif evrene, Carrie Page olmaya yolladı ki Judy de peşinden oraya gitsin. Bunun sebebi de Judy’nin yok edildiği evreni de beraberinde yok etmesi ve bizim evrenimizin İtfayeci güvende tutulmak istenmesi. Son sahneyi hatırlayın, Carrie, Laura olduğunu hatırlıyor ve çığlık atıyor. Çığlıkla beraber evin ışıkları sönüyor. Bu, Judy’nin ve o evrenin yok oluşu anlamına geliyor olabilir.

– Audrey’nin hikayesini bir yere bağlamak olağanüstü zor. Tulpa muhabbetine bağlayanlar da var, Audrey ve Charlie’nin Carrie’nin evreninde yaşadığını söyleyenler de. İkincisi daha makul geliyor bana.

Sinirim bir nebze dinmiş durumda şimdi. Bana bu beyin fırtınalarını yaşattığı için Lynch ve Frost’a teşekkür dahi ediyorum. Öyle gözüküyor ki bu beyin fırtınaları, teoriler, diziyi tekrar tekrar izleyip bir şeyler yakalamaya çalışmalar uzun bir süre daha devam edecek. Yeni bir sezon yapılır mı, bilemiyorum. Yapılsa iyi olur mu, hiç bir fikrim yok. Bildiğim tek şey Twin Peaks’in bizlere başka hiç bir TV veya sinema fenomeninin yaşatamadığı eşsiz bir tecrübe yaşattığı.

Yazar

Ankara'da yaşayan bir İzmirli. Her şeyi öğretiriz ama hiç bir şeyi tam öğretmeyiz bölümünden mezun oldu, ne iş olsa yaparım abi kafasında.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.