2004-2009 yılları arası, CNBC-e vardı sadece. Tartışmasız, sorgusuz ve sualsiz bir biçimde hayatımızın en önemli sütunuydu bu kanal. Sabah yaptığı ekonomi yayını bitip de, prime time yayını başladığı andan itibaren onun başına kilitlenirdik. Memlekete geniş bant internet gelmiş, ufkumuz açılmıştı; ama kotalar hâlâ 4 GB civarında, hızımız da kararlı bir 128 kbps çizgisindeydi. Dolayısıyla, “yabancı dizi” nedir biliyorduk; ama onu izlemek için hâlâ televizyona ihtiyaç duyuyorduk. O anlamda da tek kapımız CNBC-e’ydi.

Böylelikle, 80’li yılların kıçı ve 90’lı yılların başında doğan bir nesli, resmen CNBC-e kendi ellerinde büyüttü. Sonradan biz büyüdük, internetimiz büyüdü, ortaya Adil Kullanım Kotası diye bir hinlik çıktı; dizimag’ler, dizipub’lar bürüdü dört bir yanı ve biz yuvayı terk ettik. Yuva da bizi terk ediyor şimdi. CNBC-e Kasım ayında kapanacak, yerini de TLC diye bir şeye bırakacak. TLC’ye bir garezimiz yok, ama CNBC-e’nin bizde yarattığı anılar asla onu çok sevemeyeceğimiz anlamına gelecek hep. Biz giden dosta özel olarak bir yazı yazalım dedik o yüzden.

CNBC-e sayesinde tanıştığımız, bizi daha iyi insan yapan 10 diziyi sıraladık. Listeye The Simpsons gibi başka kanallarda hayatımıza girip, sonradan CNBC-e ile sükseleyen dizileri, Nickoledeon çizgi filmlerini ve artık dizi siteleri popülerken CNBC-e’ye gelen Game of Thrones, Arrow gibi işleri almadık. Bu 10 dizi,CNBC-e olmasa çok da haberimizin olmayacağı işlerdi. CNBC-e sağ olsun, bizi geldiler ve can evimizden vurdular. Şöyleler. Buyurun.

 

Angel

Angel

Niye bilmiyorum, ama annem deli nefret ederdi Angel‘dan. O yüzden asıl yayınlanma saatinde değil; annemin çalıştığı için beni evde yalnız bıraktığı Cumartesi 13:00 civarında izlerdim Angel’ı. Buffy ile deli bir aşinalığım yoktu, ama Angel’a resmen hasta olmuştum. Hatta bundan mütevellit, dönemin Mynet chat odalarınıda rumuzumu “Angel” yapıp girmiş, girdiğim gibi de on beş farklı kişiden özel mesajla aşk şiirleri falan almıştım. “Vay arkadaş memleketteki Angel hayranlığı?” demeye kalmadan, beni kız sandıklarını anladım, biraz üzüldüm, biraz rahatladım.

 

Battlestar Galactica

BATTLESTAR GALACTICA -- Pictured: (l-r) Michael Hogan as Col. Saul Tigh, Mary McDonnell as Laura Roslin, Edward James Olmos as Commander William Adama, Jamie Bamber as Lee "Apollo" Adama, James Callis as Dr. Gauis Baltar, Katee Sackhoff as Kara "Starbuck" Thrace, Tahmoh Penikett as Karl "Helo" Agathon, Tricia Helfer as Number Six, Grace Park as Sharon "Boomer" Valerii -- SCI FI Channel Photo: Justin Stephens
BATTLESTAR GALACTICA — Pictured: (l-r) Michael Hogan as Col. Saul Tigh, Mary McDonnell as Laura Roslin, Edward James Olmos as Commander William Adama, Jamie Bamber as Lee “Apollo” Adama, James Callis as Dr. Gauis Baltar, Katee Sackhoff as Kara “Starbuck” Thrace, Tahmoh Penikett as Karl “Helo” Agathon, Tricia Helfer as Number Six, Grace Park as Sharon “Boomer” Valerii — SCI FI Channel Photo: Justin Stephens

Battlestar Galactica’nın final sezonu, çok azıcık ucundan memleketin “dizimag dönemi” diye tabir ettiğim periyoduna değdirdi; ama genel olarak CNBC-e’nin tek ekmek kaynağı olduğu yılların içerisindeydi. İlk bölümünden, o muhteşem plot twist ile bizi koltuğumuzdan uçurduğu üçüncü sezon finaline, oradan biraz üzen dizi kapanışına kadar; Battlestar Galactica’yı bir nesil hafta hafta takip etme şansına sahipti. Ve ne şanstı o!

 

Buffy the Vampire Slayer

Buffy the Vampire Slayer

Hayatımıza Joss Whedon kavramını sokan dizi de CNBC-e’nin geniş yelpazesinin bir parçasıydı. Ben şahsen Angel’cıydım, Buffy’yi de öyle çok sıkı takip etmezdim. Ama yine de, dizinin klişelere ters gitme konusundaki ısrarı ve yeri geldiğinde ayağını frene basabilme konusundaki cesaretini çok takdir ettim yıllarca. Benim için Buffy “akşam izleyecek bir şey bulmayınca CNBC-e açılan saatlerin” dizisiydi, ama pek çok kişi için de kaçırılmaması gereken bir randevuydu defterlerde.

 

How I Met Your Mother

HOW I MET YOUR MOTHER -- Season 8 -- Pictured (L-R): Josh Radnor as Ted Mosby, Cobie Smulders as Robin Scherbatsky, Neil Patrick Harris as Barney Stinson, Jason Segel as Marshall Eriksen and Alyson Hannigan as Lily Aldrin -- © 20th Century Fox Television

Türkiye’de gelmiş geçmiş en popüler dizi olduğunu düşünüyorum How I Met Your Mother‘ın, bilmem itiraz eder misiniz? Amerika’da da baya yaygındı dizi, ama açıkça kokuşmaya başladığı beşinci sezonuyla birlikte oradaki izleyici tabanı biraz kazan kaldırdı. Bizde öyle olmadı. CNBC-e’de Ted Mosby’nin macerasına başlayan milletimiz, dokuz sezon boyunca vazgeçmedi ve baya “hddiziyihemensimdizlesakinkacirma.org” semalarında bitirene kadar da ümidi kesmedi.

 

Rome

Rome

Rome hem CNBC-e‘de, hem de E2‘de yayınlanırdı. E2’deki sürümü, dizinin HBO versiyonu kadar olmasa da, biraz daha sansürsüzdü. CNBC-e’de ise, BBC düşünülerek çekilen sansürlü sürümü yayınlanırdı. Her ikisi de harikaydı. Günümüzün Game of Thrones seven nesline önayak olan şeydi Rome. Hem yapımcısı HBO, hem de izleyenlerde bıraktığı intiba açısından öyleydi. Lucius Vorenus ve Titus Pullo’nun maceralarını yana yakıla seyrettik, vaktinden önce bitirilmiş olmasına da bugün dahi üzülürüz.

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

1 Yorum

  1. deniz temeller Cevap ver

    Gelmiş geçmiş en iyi diziler arasında 2. six feet under demişsiniz. Size göre birinci hangi dizi acaba? :))

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.