Westworld üçüncü sezonunu bölüm bölüm incelediğimiz artık malumunuzdur sanıyorum. Bu yüzden sizleri giriş cümleleriyle daha fazla oyalamak istemiyorum. Yine de bu sezonun, geçtiğimiz sezonlarla karşılaştırılınca bir kontrast oluşturduğunu söylemem gerekiyor. En azından izlediğim üç bölüm için söylüyorum tabii. Bunu der demez hemen Westworld’ün üçüncü sezonunun üçüncü bölüm spoilerlı incelemesine geçiyorum.

Başlangıç olarak ilk paragrafımda ne demek istediğimi açıklamak istiyorum eğer izin verirseniz. Westworld’ün ilk iki sezonunda genellikle ilk bölümler büyük “temel atma” bölümleri olurdu. Bu bölümlerde muazzam büyüklükte olaylar olsa da genellikle o an için bu büyük olayları anlamaz, daha sonraki bölümlerde ise büyük bir öneme sahip olduklarını fark ederdik. Ama bu sezon biraz daha farklı başladı. Dizinin ilk bölümü inanılmaz hızlı, aksiyonlu başladı, hepimizi koltuklarına sabitledi ama daha sonra ikinci ve üçüncü bölümlerde yavaşlayarak temel atma bölümlerine geri döndü. Bugün de o temel atma törenlerinden birini izledik ve garip duygular içinde olduğumu söylemem gerekiyor.

Bu bölüm özellikle Charlotte Hale’in üzerine odaklandıkları bir bölüm oldu. Westworld’den kaçan Dolores’in, yanında getirdiği belleklerden bir tanesini Hale’in bedenine yerleştirmesiyle Delos şirketini kontrol etmeye çalıştığını öğrendik. Buraya kadar yeni bir şey yoktu, ta ki Tessa Thompson’ın mükemmel oyunculuğuyla birlikte Dolores’in Hale’in bedenine hangi belleği koyduğunu anlamamaya başladığımız ana kadar. Bakın geçen bölümü incelerken Hale’in vücudunda yeniden bedenlenen belleğin Teddy’ninki olduğuna yüzde yüz emindim. Ama şimdi yaptığı her hareket, söylediği her söz ile beraber “ulan acaba o kadar bariz değil mi?” sorusu kafamda dönüp durdu.

Hani yakınlaşmaları desen öyle aşk dolu bir yakınlaşma değildi bu yüzden Teddy biraz geride kalıyor, Clementine desen neden bu kadar Dolores ile yakınlaşsın, e Dolores’in babası Peter desen neden parkta çocuğuna dokunan bir pedofiliyi gördüğü anda “Buradaki tek avcı sen değilsin” lafları ediyor? Bunların hepsi ayrı ayrı soru işareti ama bir de bütün bunlardan hariç, hiç bilmediğimiz bir hostun çıkma olasılığı var. Teoriler aldı başını gitti bile.

Öte yandan Charlotte Hale’in ikinci bir kısmı vardı bu bölümde, o da gerçek Charlotte Hale’in, Delos içindeki Serac’ın ajanı olduğunu öğrendiğimiz bölümüydü. Bu konuda henüz eski Charlotte’un neden kendi şirketindeki bilgileri Serac’a verdiğini bilmiyoruz. Serac ona ne vadetti ya da ne ile tehdit etti bir fikrimiz yok. Sadece şunu biliyoruz ki Charlotte ve Charlotte’un bedenindeki host her kim ise Dolores ve Serac arasındaki savaşta çok büyük bir rol oynayacak.

Gelelim bölümün diğer asıl adamına yani Caleb’a. Bir önceki yazımızda Caleb’ın Dolores’in saflarına nasıl katılacağını çok merak ettiğimi söylemiştim. Bu sebeple senaristlerin iyi bir yazarlık çıkarmaları için adeta dua etmiştim ve dualarım kabul olmuş gibi gözüküyor zira gerçekten inanılmaz başarılı bir motivasyon kurdular. Bakın bütün bunları Caleb’ın başlangıçta tam bir yapay zeka ırkçısı bir adam olmasından, Dolores’in “gel seninle devrim başlatalım” teklifini kabul etmesine kadar gittiği kısa yolu göz önüne alarak söylüyorum.

Dediğim gibi Caleb ilk bölümlerde yapay zekalardan tiksinen birisi olarak karşımıza çıktı. Bu yüzden onun Dolores ile nasıl aynı tarafta yer alacağını merakla bekliyordum. Bir yandan da umarım aşk gibi basit bir olayın etrafına bağlamazlar diye dua ediyordum. Dizinin senaristleri hiç yüzümüzü yere baktırmadılar. Dolores, Westworld’ün içerisinde bulunduğu dünyanın aslında ne kadar büyük bir algoritma tarafından yönetildiğini Caleb’ın yüzüne vurdu ve ona, kendisine katılmaktan başka bir çare bırakmadı.

Bu sahne, Caleb’ın motivasyonunu anlamamızın yanı sıra bir de Westworld dünyası hakkında bilgi vermesi açısından önemli bir sahneydi. Rehoboam algoritmasının insanlarının hayatları hakkında ne kadar büyük bir bilgi sahibi olduğunu ve bu bilgilerle insanların hayatlarına nasıl müdahil olduğunun, sadece bir sahnede bu kadar kısa ve net anlatılması gerçekten bu diziyi neden sevdiğimizi bir kez daha anlatıyor bize. Caleb’ın on ya da on iki yıl sonra intihar edeceği noktayı bile belirleyen algoritma, sırf bu yüzden Caleb’i hiçbir zaman istediği işlerde çalıştırmıyor, evlenmesine engel oluyor hatta çocuk yapmasını ise kesin olarak yasaklıyor. Bu noktada algoritma, insanların hayatlarını kontrol ettiği için mi tahmin ediyor yoksa tahmin ettiği için mi kontrol ediyor bilmiyoruz. Çünkü Caleb’ın intihar edeceğini bildiği için onun herhangi bir işe girmesine engel oluyor ama öte yandan işe girmesine engel olunan Caleb’ı intihara iten de yine algoritmanın ta kendisi. Nereden baksanız güzel bir distopya öyle değil mi?

Şimdiye kadar hiçbir bölümden mutsuz ayrılmasam da Westworld’ün üçüncü bölümü itibaren en yavaş ilerleyen sezonu olduğunu söyleyebilirim. Gelecek bölümde William gelecek, belki o biraz ortalığı ateşlendirir ha? Ne dersiniz? Genel olarak nasıl buluyorsunuz diziyi? Bu sezon sizi tatmin ediyor mu?

Yazar

Daha geçen seneye kadar dünyayı kurtarabileceğini sanan Çevre Mühendisi. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde ‘’Tavşan’’ diye bulabilirsiniz.

1 Yorum

  1. bu dizi insanı gerçekten paronayak yapar ya :)şöyle bir düşünce var ama kafamda,dizinin finali için var sayıyorum bu hipotezi,şimdi bu rehobam algoritmasında insanların kişisel analizleri toplanıyor ya,westworldeki ev sahipleri gibi,acaba dizi senaristleri dünyayı aynı westworld gibi farklı gezegende bir park olarak düzenlemiş olabilirlemi 🙂

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.