Kısa hikâyeleri okumak romanlara göre daha kolay olmasına rağmen, kısacık sayfa sayılarından olmalı ki romanlar kadar yaygın olduklarını düşünmüyorum. Dolayısıyla kısa hikâye okurları görmek de pek mümkün değil. Bu sürpriz değil doğrusu, otuz sayfalık bir kısa hikâye ile üç yüz sayfalık bir romanı bir tutmanın mümkün olmayacağını düşünmek çok doğal! Yine de ben bu fikre karşı çıkıyorum. Sadece Poe, Dostoyevski ve Hemingway gibi çok bilinen yazarların hikâyelerini okuyup tüm kısa hikâyeler hakkında genel yargılara varmanın haksızlık olduğu kanaatindeyim. Bugün size bazı uzunca yazılmış romanlardan bile daha güzel hisler bırakabilen bir kısa hikâyeden bahsedeceğim, zira hazır İthaki Yayınları da bu hikâyeyi Türkçeye kazandırmışken, her yere yazmak istiyorum adını: Charlotte Perkins Gilman’ın Sarı Duvar Kağıdı!

sarı duvar kağıdı - ithaki - kapak

Hikâye, baş karakterimizin kocasıyla beraber yeni bir eve taşınmasıyla başlıyor. Büyük ve güzel bir malikane bu ev esasında, ama baş karakterimiz evin perili olduğunu düşünüyor. Odasındaki sarı duvar kağıdını takıntı hâline getiriyor, bir yandan da depresyonla boğuşmasını görüyoruz. Kitabı baş karakterin gözünden okumuyoruz; kitapta baş karakterin başından geçenleri nasıl yazdığını okuyoruz, yani bir nevi hikâye içinde bir hikâye demek mümkün. Sarı Duvar Kağıdı hikâyesinde Gilman sadece tüyler ürpertici bir hikâye yazmakla kalmamış, aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri, özgürlük ve akıl sağlığı gibi kavramları da incelemiş.

Yani, korkunçluğu ile Poe’yu andıran bir öykü olsa da, Poe’dan farklı olarak aynı zamanda feminist alt tonları içerdiğini söylemek mümkün. Bunun altında yatan sebebi de Gilman’ın trajik hayatında görüyoruz: Yazarımız da zamanında aynı Sarı Duvar Kağıdı hikayesindeki gibi insanların beklentilerini asla karşılayamayacağı düşüncesi yüzünden depresyona girer. Akabinde kendisine doktoru tarafından “dinlenmesi” tavsiye edilir. O dönemde kadınların doğum sonrası depresyona girmesi doktorlarca ciddiye alınan bir durum değildir, Gilman da bu tavırdan nasibini almıştır. Ona sadece kısaca “histerik” olduğu söylenir. Gilman doktorunun tavsiyesine uyduğu zaman, akıl sağlığını kaybetmenin eşiğine gelir. Depresyondan çıkamaz, aksine depresyonun karanlık boşluğuna adeta daha fazla gömülür. Belki de başının üzerindeki kara bulutlardan kurtulmak amacıyla, kızını da alıp uzaklara taşınır. Fakat öyle ya, bela onun peşini burada da bırakmaz; sadece bir yıl sonra göğüs kanseri olduğunu öğrenir! Bu talihsiz hikâye de çok tatsız bir şekilde sonlanır.

charlotte perkins gilman

Kısacası, Gilman’ın bu trajik hayat öyküsünün gölgesinin, eserlerinin üzerine düşmesi beklenmedik değil. İçimiz karardıysa şimdi derin bir nefes alalım; çiçekler, böcekler, parlak renkler düşünelim, sarı duvar kağıtları düşünelim. Sarı duvar kağıtları mı dedim? Bir saniye ya… Belki de sarı duvar kağıdı düşünmemek daha iyi olacaktır. Yok yok, düşünmeyelim onu.

Sarı Duvar Kağıdı’nın en sevdiğim özelliği sanırım mesajların dokundurularak verilmesi. İlk okuduğunuzda basit bir korku hikâyesi gibi görünüyor, biraz daha dikkatli baktığınızda satır aralarındaki katman katman detayları görebiliyorsunuz. Her baktığınızda farklı bir anlam çıkartmanız mümkün. Okurken aklınızda beliren sorulara farklı cevaplar vererek hikâyenin anlamını değiştirebiliyorsunuz zihninizde. “Sarı duvar kağıdı neyi sembolize ediyor?“, “Baş karakterin adı ne?“, “En sonda neler oluyor, neden böyle oldu?“, farklı cevaplar bulup eğlenebileceğiniz sorulardan sadece birkaçı. Ah edebiyat, neler hissettiriyorsun insana!

Gilman harika bir yazar. Karakterlerin hislerini okuyucuya nasıl aktarması gerektiğini biliyor, profesyonelce yapıyor bunu. Sarı Duvar Kağıdı da farklı değil. Okuması çok kolay, kısa cümleler ve paragraflardan oluşan bu kısa öyküyü günlerce övebilirim. Fakat eğer istediğim gibi översem spoiler vermiş olurum ve biliyorum ki bu hiçbirimiz için hoş olmaz. O yüzden çok konuşmayacağım, sadece aklınızdan çıkmayacak ve üzerine düşündükçe yeni katmanlar bulabileceğiniz bir kısa hikâye olduğunu söyleyeceğim.

Eh, umarım ben bunca dil döktükten sonra Charlotte Perkins Gilman ile tanışmak istersiniz. Kim bilir, belki de Sarı Duvar Kağıdı en sevdiğiniz öykü oluverir!

Yazar

Batı Edebiyatları okur, kedi sever. Bir de buralarda yazıp çizer. @mightbeyagmur

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.