İnsanlığa pek çok sıfat yakıştırabilirim ancak kanaatkar kesinlikle onlardan biri değil. İnsanlığa her hangi bir konuda duraklama gücü hiç verilmemiş gibi, fıtratımızda yok bir şeyi çok sevip en uç noktaya kadar götürmemek. Akan nehirler o kadar akan kanımız ve değişim fikri o kadar benliğimizle özdeş ki belli bir noktada takılı kalmak düşünülemez. Bu yazarlıkta da böyle.

Tahıl tanelerini kaydetmekle başlamış olabiliriz, bu nehri geçmeyeceksin komşu medeniyet antlaşmalarıyla başlamış olabiliriz, bu dilin kullandığı kelimeler bunlardır diye başlamış olabiliriz: her biri eninde sonunda koca bir zincirin yalnızca başlangıcı ve zincirin sonunda artık üç boyutlu halkalar değil belki 5 belki 10 boyutlu, kompleks şekiller var. Demek istediğim şey, en basit haliyle, iyi düşünceli şehzadelerin masallarından post-modern romanlara sıçrayışımız.

Buğday tanelerinden Ulysses’e gelmek sizde de aynı heyecanı uyandırıyor mu bilmiyorum, ancak ben önümden bir hızlı tren geçmiş ve beni rüzgarına katmış gibi hissediyorum. Bu coşkuyu arttırmak istediğim zamanda da imdadıma birtakım yazarlar yetişiyor. Okumak kadar yazmak da bu coşkuya dahil ediyor beni ve bir de kullanım kılavuzuymuşçasına yönergeler tutuşturulunca elime kuralları bozarak ve çiğneyerek kurallara uymanın zevkine kapılıyorum.

Italo Calvino

Sadede gelelim, “OuLiPo” ya da Fransızca açılımı ile Ouvroir de littérature potentielle, yani diğer bir deyişle “potansiyel edebiyat atölyesi”nden bahsedelim. Biraz muğlak ve esnek bir topluluk bu Oulipo. 60’larda kuruluyor, Raymond Queneau ve François Le Lionnais başını çekiyor. Amaçları basit, yazarlara biraz fikir vermek, bazen kısıtlamak bazen de örüntü ve kalıplar sunmak. Queneau’un inanılmaz keyifli bir tanımı var bunun hakkında, diyor ki kendilerine, “kaçacağı labirenti kendisi tasarlayan fareler”. Lipogramlar, palindromlar ve aklınıza gelemeyecek bazı eğlenceli teknikleri uygulayan bu yazarlar arasında daha tanıdık gelebilecek Georges Perec ve üzerine kanalımızda oldukça keyifle sohbet ettiğimiz Italo Calvino var.

Ben de bu yazarları kendi zincirlerini kendileri çözen sihirbazlara benzetmeden edemeyeceğim. Bu kendi felaketini kurup kendisi kurtulma işi, kendi kuralını yazıp sonra çözme işi de sanırım bugün hangi atölyeye gitseniz size söyleyecekleri bir şeydir. Burada bir noktada edebiyatı, doğal akışkan yazıyı tıkadığımız söylenebilir aslında. Ama nerden baksak eğlenceli de olan bu yönergelerden birkaçını sıralamakta ve bir nevi küçük bir yaratıcı yazarlık alıştırması yapmakta ben bir abes göremiyorum: öyleyse buyrun tekniklere!

S+7 ya da N+7

Bu teknik en basitlerinden biri diyebilirim, hazırda olan bir materyalle çalışıyoruz çünkü. İstediğiniz bir metni alın ve seçtiğiniz kelimeleri sözlükte bu kelimelerin kendisinden sonra gelen yedinci aynı tür kelimeyle değiştirin: yedi sonraki isim ya da yedi sonraki sıfat gibi. Buyrun bildiğimiz bir metni deneyelim Poe’dan:

And the Razor, never flitting, still is skater, still is skater

On the pallid butt of Pallas just above my champion doorway;

And his eye-openers have all the seeming of a demon’s that is dreaming,

And the landfall-light-year o’er him streaming throws his shallow on the flotation;

And my south from out that shallow that lifespans floating on the flotation

Shall be lifted—nevermore!

Rhopalism

Bu ilginç yönerge bizi metnin uzunluğu ile ilgili kısıtlıyor özellikle. Diğer bir ismi de kartopu ve nitekim kartopu gibi yuvarlanacak birazdan her şey. Öyle bir şiir yazın ki, diyor, her bir kelime bir öncekinden bir harf daha uzun olsun. İngilizce olarak uğraşırsak doğal olarak sıklıkla “I” kelimesi ile başlıyoruz, bunlar hariç “a” veya “an” ile başlamak da İngilizce yazarken işe yarayabilir. Türkçede de fena seçenekler yok başlangıç için, eklemeli bir dil olarak uzun kelimeler bulmak da bizim için daha kolay olacak elbette. Öz, az, at, su, us, o, şu bu, pek çok seçenek var önümüzde.

Stile

Bu teknik de cümleleri çok daha birbirinin içine geçmeli bir bağlama yolu öğretiyor bize: bilinç akışı için birebir belki de. İlk cümlenin son kelimesi ile ikinci cümlenin ilk kelimesi aynı olursa birbiriyle beyin yakacak ilintide metinler üreteceksiniz. Örneğin, deneyelim: evden çıkarken anahtarını almayı unutma ocağın altını kontrol etmeyi sıkıcı buluyorum mevzu evse eğer yanan burnuna korkunç bir koku gelir akrabalar birkaç güne. Karakterinizi A noktasından her yere götürüveriyorsunuz işte böyle.

Lipogram

Georges Perec

En zorlarından biri olabilir, bir metni en başından bir elinizi bağlayıp istiyor bu teknik eğer bana sorarsanız. Yazacaksın evet, diyor, ama bir harfi hiç kullanmayacaksın. Eğer göze alıyorsan iki harfi, belki beş. Kendini ne kadar yoksun tutarsan o kadar keskinleşip özgürleşirsin diyor. Benim aklım almıyor şahsen ancak en ünlü örneği bilirsiniz ki Geoges Perec’in Kayboluşu. E harfini hiç kullanmayan, yine kayıp insanları arayan, sürekli bir şeylerin eksikliğini çeken bir kitap bu:  yazarı gibi, ya da en azından 2. Dünya Savaşı sonrası tüm insanlık gibi.

Bu kadarını duydunuz ve küçük dilinizi hala yutmadıysanız elbette size diyeceğim şey Cemal Yardımcı’nı kitabı yine E harfini hiç kullanmadan bizim dilimize kazandırması. Fransızcada en çok kullanılan harf E, Türkçede ise A olduğuna göre A’yı kullanmadan çevirmeliydi diyenlere ise entelektüel zalimlik teşhisini koyup ilerleyeceğim ben. Hazır olduğunuzda siz de gelirsiniz.

Palindrom

Palindrom denilen şey bu oluşumdan önce de vardı. Ancak kimse tamamen palindromlarla şiir yazalım diyecek kadar kendini zorlamayı seviyor muydu, hiç kimse böyle bir meydan okumayı öncesinde düşündü mü bilemiyorum. Tersinden de okunduğunda aynı cümleyi bize verebilen bu şahsına münhasır cümlelerden soneler, kıtalar yaratmak inanılmaz bir fikir.

Univocalism

Lipogramın tam zıddı olarak sadece tek bir sesli harfi kullanan metinlere univocal diyoruz. Hangisi daha göz korkutucu bilmemekle birlikte aliterasyon bakımından bunun daha hoş bir okuma yaratabileceğini düşündüm: ya da monotonluğa boğacaktır metni, kestirmesi zor. On Emir’i univocal olarak okumak isterseniz buyuruverin:

10 most common protocols of God: 1. God controls world solo; 2. Do not concoct own dolls, nor do bow to wrong gods of gold; 3. God’s honor’s worth lot, do not mock God; 4. Yom of God’s yom of God, son; 5. Honor own mom, mom’s consort too; 6. Do not knock off folks; 7. Do not bonk wrong nooks; 8. Do not prowl on folks’ lot; 9. Do not concoct bollocks; 10. Hold off for good from good folks’ lot or consorts.

Larding

Bir metin seçiverin, arasından iki-üç cümlelik bir parça bulun. Bu cümleler arasına yeni cümleler ekleyin. Eklenebilecek aralıklar doğdukça daha fazla cümle ekleyin. Kaynak materyali dilediğinizce uzatmış ve belki de yazarın dilini taklit ederek kendinize pratik bulmuş olacaksınız.

Perverb

En eğlencelilerinden biri bana sorarsanız bu: atasözlerini birleştirin. İki atasözünü elinize alın, iki farklı kombinasyonla birleştirebilirsiniz böylece. Dereyi görmeden paçayı sıvama. Damlaya damlaya göl olur. Yüklem kısmından alıp birleştirelim: Dereyi görmeden göl olur. Damlaya damlaya paçayı sıvama. Manasızlıktan da mana çıkarmak kendi başına bir egzersiz olabilir. Ya da sadece isme uygun bir tümce çıkartmış olmanın keyfini yaşayabiliriz: perverb.

Definitional Literature

Herhangi bir metindeki herhangi bir kelimeyi sözlükteki tanımıyla değiştiriyorsunuz. Fazla açıklayıcı ve teknik bir cümleye dönüşüyor ve bunda da kendize özgü bir estetik zevk var belki de. Bana kalırsa inanılmaz bir komedik etki yaratıyor.

Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka, yirminci yüzyılın ikinci yarısında, bir gece, Turgut’un evinde başlamıştı.

İşte bunlar deneyebileceğiniz belli başlı yaratıcılık arttırıcı egzersizler. Elbette herkes için aynı etkiyi yaratacak değiller. Bu noktada size düşüyor iş: sizce faydalılar mı? Bu kadar kısıtlanmak gerçekten özgürlük yaratır mı? Yoksa işe yaramaz oyunlar olarak mı tanımlardınız? Eğer yaratıcılığınızı coşturmada işe yaradıysa da örneklerini merakla bekliyoruz, buyurun yorumlara!

Author

İstanbul'da yaşıyor, buraya yazacak havalı bir şey de bulamadı. @charles_bourbaki

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.