Belki de hiç olmadığı kadar yoğun bir vizyon takvimine sahibiz bir süredir. Heyecanla beklenen büyük filmler, gediklisini bekleyen küçük filmler, şaşırtarak sevdiren yerli filmler her hafta vizyonda yerini buluyor ve bizleri ağırlamak için hazırda bekliyor. Elbette onca film arasında çürük de çıkıyor hatta zaman zaman çürükler arasından iyisini seçmek gerekiyor. İşte okuyacağınız bu vizyon rehberi fragmanıyla, tanıtım bülteniyle, ekip tecrübesiyle ve hakkında diğer bilinenleriyle filmleri kısaca bir analiz edip tanıtıyor. Bu sayede siz okuyucularımızın sinemadan memnuniyetsiz ayrılma ihtimali biraz olsun azalıyor.

Fakat unutmayalım, bu vizyon rehberiyle yaptığımız kitabı kapağından seçmek olmasa da kapağa, arka kapakta yazanlara ve sayfalarına şöylece bir bakıp seçmek. Bu yüzden süpriz şekilde iyi veya kötü çıkan filmlerin sorumluluğunu tavsiyelerimize yüklememenizi rica ediyoruz.

O halde bakalım 13 Ocak 2017 tarihinde vizyona girecek filmler nasıl gözüküyor:

PASSENGERS/Uzay Yolcuları

Homestead 2 gezegeninde kolonileşmeleri için gönderilen 5 bin yolcu, 120 yıl sürecek yolculuklarında uyutulmuş vaziyettedirler. Ancak Chris Pratt’in canlandırdığı Jim Preston uykusundan 90 yıl erken uyanır ve devasa uzay aracı Avalon’da yalnızlıkla mücadele yaşamaya çalışır. Uzun bir zaman sonra J. Lawrence’ın karakteri Aurora da uykusundan uyanacaktır. Zamanla birbirine aşık olan ikili uyku kapsüllerindeki probleme neyin sebep olduğunu araştırırken ufukta daha büyük bir problem olduğunu fark ederler.

Filmi vizyon tarihinden önce, basın gösteriminde izleme şansı buldum. Fikirlerimi YouTube kanalındaki incelemede belirttim ancak yazıya döksem elim kopmaz: Eğer filmle ilgili büyük beklentileriniz varsa salondan mutsuz ayrılabilirsiniz. Ancak beklentiniz 2 saatinizi sıkılmadan geçirtecek bir filmden ibaretse Passengers’ı seveceksiniz. Ben ikinci gruptaydım fakat itiraf etmeliyim ki bu benim dikkatsizliğimden kaynaklanıyordu. Çünkü film iyi bir oyuncu kadrosuna ve yönetmene sahip, konusu da çok orijinal olmasa da ilgi çekici. Yani benim aksime Passengers sizin radarınıza belirgin biçimde girdiyse filme beklenti oluşturmanız gayet olası.

Bu yazı dizisinin yardımıyla beklentinizi gereken noktaya çekebilirsiniz. Passengers izlemesi keyifli, bahsetmesi zevkli bir film ama ne kalbinizi ısıtacak kadar romantik ne de beyninizi kıpır kıpır edecek adar bilim-kurgu bir film.

Nihai karar: Beklentinizi doğru ayarladığınız takdirde izlemekten pişman olmazsınız. Ben değilim.

 

AMERICAN HONEY

American Honey bir yol filmi ve yol filmlerini özelde tarif etmek biraz zordur. Ama genelde, bir grup insanın A noktasından B noktasına giderken yaşadıklarını anlatır. American Honey’nin farkı bir B noktasının olmaması. Çünkü yolcular başına buyruk bir hayat sürmek için yola çıkmış bir grup genç ve yolda yaşananlar da tam olarak böyle gençlerden bekleyeceğiniz şeyler.

Nihai karar: Bağımsız İngiliz filmi, kendi cinsinde filmleri değerlendiren mecralarda (BIFA, FFCC, Cannes…) epey takdir görmüş. Bu da deneyimler eşliğinde bir analiz çıkarıyor: Sinemaya giderken ilk motivasyonu vakit geçirmek olanlar için çok uygun bir film değil ama dolabınızda bir yerde bir sinefil şapkanız varsa filme şans verebilirsiniz.

 

BELLE ET SEBASTIAN, I’AVENTURE CONTINUE/Sebastian “Sevgili Dostum”

Belle et Sebastien filminin devamı niteliğinde bir film. Ancak o nitelikte olsun istemediğim bir film. İlk filmde bir çocuk ve köpeğin dostluğunu, dostluğa vurulmaya çalışılan bencil ketleri ve bunlara inat dostluklarından aldıkları güçle imkansız bir maceraya çıkan iki dostu izlemiştik. Pastoral notalara iyi basan ve hayvan sever herkese dokunan bir filmdi. Ama ikinci film, devam filmi yaratabilmek için ilk filmin damakta bıraktığı doğal tatları silip yerine suni heyecanlar koymaya çalışıyor gibi.

Nihai karar: Filmin profesyonel basket oynayan ve sahipliğini yapan aileyi ölümden kurtaran köpekli filmlerin Fransız versiyonuna dönüşmesinden çekiniyorum. Bu yüzden pek gönülle tavsiye edemem.

 

HEP YEK 2

Yersiz küfür, saygıdeğer bir oyuncuyu karikatüre çevirme, internet esprilerini kullanma ve Kutsal Damacana’dan sonra komik olduğun sanılan papaz kılığına girme özelliklerinin her birini taşıyan sıradan bir yerli komedi.

Nihai karar: Onca film arasından bunu izlemeyi tercih etmenizi tavla üzerinden metaforlaştırırsak attığınız zara hep yek denir.

MA VIE DE COURGETTE/Kabakçığın Hayatı

Cannes’ın bu yılki sürprizlerindendi Ma Vie De Courgette. Benim büyük sempatim olan stop-motion tekniğiyle çekilen film, yetimhaneye yollanan ve kendine Kabak denmesinden hoşlanan bir çocuğun aşık olduğu kızı, onu evlat edinmek isteyen rahatsız edici bir kadından kurtarma çabasını ana konu edinmiş. Bunu yanında yetimhane hayatını ve çocukların hayal gücünü de yan konular olarak işlemiş.

Nihai karar: Ben ilk fırsatta izleyeceğim ve küçük hikayelerden zevk alan herkese de tavsiye edeceğim.

FELAK

Artık tesadüf müdür değil midir bilmiyorum ama severek (yarılarak) takip ettiğim Youtube kanalı Kamusal Mizah, Felak ve benzeri filmler için bir video yapmış. Daha iyi anlatılamazdı:

Nihai karar: https://www.youtube.com/watch?v=7NMttM3vNj0

 

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.