Belki de hiç olmadığı kadar yoğun bir vizyon takvimine sahibiz bir süredir. Heyecanla beklenen büyük filmler, gediklisini bekleyen küçük filmler, şaşırtarak sevdiren yerli filmler her hafta vizyonda yerini buluyor ve bizleri ağırlamak için hazırda bekliyor. Elbette onca film arasında çürük de çıkıyor hatta zaman zaman çürükler arasından iyisini seçmek gerekiyor. İşte okuyacağınız bu vizyon rehberi fragmanıyla, tanıtım bülteniyle, ekip tecrübesiyle ve hakkında diğer bilinenleriyle filmleri kısaca bir analiz edip tanıtıyor. Bu sayede siz okuyucularımızın sinemadan memnuniyetsiz ayrılma ihtimali biraz olsun azalıyor.

Fakat unutmayalım, bu vizyon rehberiyle yaptığımız kitabı kapağından seçmek olmasa da kapağa, arka kapakta yazanlara ve sayfalarına şöylece bir bakıp seçmek. Bu yüzden sürpriz şekilde iyi veya kötü çıkan filmlerin sorumluluğunu tavsiyelerimize yüklememenizi rica ediyoruz.

O halde bakalım 17 Şubat 2017 tarihinde vizyona girecek filmler nasıl gözüküyor:

RECEP İVEDİK 5

Bu film hakkında pek bir şey konuşmak istemiyorum. Recep İvedik filmleri izleniyor ve yenileri çıktığı sürece de izlenmeye devam edecek. Sevenlerini kıracak şeyler söyleyerek hiçbir şey kazanmam, sadece tepeden bakmış olurum. Ama Recep İvedik filmlerinin diğer filmlere karşı yol açtıkları hakkında konuşmak istiyorum ve inanın içimden sadece kırıcı şeyler söylemek geliyor.

Recep İvedik 5 çok izlenmek isteyen bütün yerli filmler gibi standart vizyon günü cumadan bir gün önce perşembe günü vizyona girdi. Bu alışıldık ve mantıklı bir yöntem: Genel seyirci kitlesi filmleri cuma akşamları ve cumartesi-pazar gün içlerinde izlemeyi tercih ederler. Bunun sebebi sinemaya gitmeyi en boş kalınan ana konulması gereken basit bir eğlence aracı olarak görmeleridir. Bu yüzden filmler cuma günleri vizyona girer ve asıl izlenmesini ilk üç gün elde eder. Fakat Recep İvedik ve benzeri ülke genelinde ses getireceği kesin filmler vizyon tarihlerini standart vizyon değişimlerinden farklı bir güne koyarlar çünkü genel seyirci kitlesi bu filmleri izlemek için özel bir vakit ayırır. Böylelikle bu tip yerel gişe canavarları hem kimseyle yarışmak zorunda kalmayacağı ayrıcalıklı bir vizyon gününde seyircisiyle buluşur hem de kendisine gelecek yoğun ilginin ilk dalgasını bu ayrıcalıklı günde karşılar ve bu sayede vizyona standart günde girecek filmlerin tamamıyla gölgede kalmaması sağlanır. Bu sistem İngilizce’de win-win denilen bizim bir taşla iki kuş dediğimiz özelliğe sahip çok kazançlı bir sistemdir. Ayrıca büyüğün küçüğü ezmediği, küçüğün büyüğü kırmadığı saygı duyulası bir sessiz anlaşmadır.

Recep İvedik 5’in 16 Şubat Çarşamba günü vizyona girerek bu anlaşmaya hürmet ettiğini düşünebilirsiniz. Ancak yerel bir canavarı konu alan bu yerel gişe canavarı film, bu anlaşmanın sadece kendisine fayda sağlayacak kısımlarının geçerli kalacağı bir hamle yaptı: Türkiye’deki -vizyona girecek yeni filmlere ayrılan- sinema salonlarının %90 kadarını kendine ayırdı. Bu bir çeşit işgal ve savaş suçu sayılması gereken bir işgal. Çünkü bu hareketle Recep İvedik 5, 17 Şubat-24 Şubat arası ilk vizyon haftasını yaşayacak filmlerin Türkiye’de izlenme imkanını neredeyse sıfıra çekti. Recep İvedik 5 izlemek istemeyen izleyiciler başka bir film izlemek için sinema salonlarına gittiklerinde ya izlemek istedikleri filmin salona getirilmediğini ya da en küçük salona, az sayıda seanla getirildiğini görecek. Dolayısıyla bu hafta Türkiye’de vizyona girecek olan Split ve Moonlight filmleri meraklılarıyla en iyi ihtimalle rahatsız şartlarda buluşacak.

Bu hafta Recep İvedik 5’ten başka sadece iki filmin vizyon görecek olmasıysa tahmin edeceğiniz gibi tesadüf değil. Dünya çapında ünlü, Oscar ödüllü yönetmen Martin Scorsese’nin; başrollerinde dünyaca ünlü Andrew Garfield, Liam Neeson ve Adam Driver’ın oynadığı Silence filmi Türkiye’de vizyon görecek sinema salonu bulamadı. Yani Scorsese gibi bir yönetmenin yeni filmini başta duyurulduğu tarihte sinemada izlemek isteyen kimse bu şansı bulamayacak ve sebep başka bir filmin onun yerini sanat etiğine aykırı ama belli ki ticaret etiğine uygun biçimde işgal etmiş olması. Silence’ın iptal edilmediği, sadece ertelendiği söylense de film muhtemelen ağzına kadar dolu olan bahar vizyon takviminde kendine yer bulamayacaktır ve  Türkiye sınırlarında beyaz ekranda izlenemeden unutulup gidecektir.

Kısacası arkadaşlar, eğlenme hakkımız gasp edilmenin yeni bir yoluyla daha karşılaştı bu hafta. 

MOONLIGHT


Moonlight, Akademi Ödülleri adaylarından. Film özgüvensiz bir çocuk olan Chiron’un hayatının üç evresini anlatıyor: İlk evrede Chiron’un “Küçük” olarak çağrıldığı, sorumsuz bir anne ve onu ezen çocuklar arasında yaşadığı çocukluk dönemini, ikinci evrede eşcinselliğini fark ettiği ve çevresinden bunun hakkında tepkiler aldığı gençlik dönemini ve son olarak üçüncü evrede geçmişiyle yüzleşip kişiliğini oturttuğu gençlik dönemini izliyoruz. Bu evrelerinden tamamında ona destek çıkan Juan’ın da Chiron’la beraber değişmesine tanık oluyoruz.

Nihai karar: Sanılanın aksine bu film siyahi ve eşcinsel notalara bastığı için değil, o notalara doğru anlarda bastığı için Akademi adayı. Sinemada ya da değil mutlaka izlenmeli.

SPLIT

23 Farklı kişiliği bünyesinde barındırdığı kanıtlanan akıl hastası Kevin daha önce ortaya çıkmayan 24. bir karakterle tanışır. Diğer 23’ünden çok daha vahşi özelliklere sahip olan bu 24. karakterin etkisindeyken 3 genç kızı evlerinden kaçırır. Genç kızlar Kevin’ın gelgitlerinden faydalanarak ondan kaçmaya çalışacaktır.

Nihai karar: Yeni Shyamalan filmi ne yazık ki hiç beğenilmemiş ve yönetmenin çok sayıdaki hayranı şu sıralar yasta. Ancak ben 2002 tarihli Signs’tan bu yana yönetmenin hiçbir filmini beğenmediğimden duruma hiç şaşırmadım. Bu yüzden filmi izlemeyi düşünmüyor sizlere de tavsiye etmiyorum.

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.