Son zamanlarda hararetle, herkesin çok iyi olduğunu bildiği bir işin gerçek kalitesini keşfetmenin heyecanıyla Preacher okuyorum. Garth Ennis ve Steve Dillon’ın şüphe götürmeyecek denli ikonik ve efsanevi serisini deştikçe, aklıma Breaking Bad geliyor. Evet, baya, bildiğimiz Breaking Bad. Biliyorum, hikayelerden biri Tanrı’yı bulup hesap sormayı planlayan bir vaizi; diğeri ise kanser teşhisinin ardından meth pişirmeye başlayan bir kimya öğretmenini konu alıyor. Ama temelleri birbirine çok benziyor. Zira ikisi de, aslında aynı şeyden ilham alıyorlar: Western filmleri.

Hem Preacher, hem de Breaking Bad’in sıklıkla gönderme yaptığı bir mefhum var: Erkeklik. Erkek olmanın ne anlama geldiği. Amerikan rüyasında, “erkek” dendiğinde akla ne geldiği, o kavramın o rüyaya nasıl oturduğu. İki eser de erkekliği “ne pahasına olursa olsun ailesini koruyan adam” olarak tanımlıyor. Bu “paha” da çoğunlukla aynı şey anlamına geliyor. Öl ya da öldür, önemli değil, aileni korumak bir erkek olarak senin görevin.

İki eser de hem geçtikleri coğrafya (Preacher için ağırlıklı olarak Texas, Breaking Bad için New Mexico) hem sık sık kullandıkları görsel ipuçları (Preacher’ın şapkalı Saint of Killers’ı, Breaking Bad’in pek çok kere gördüğümüz Meksika Kapışması sahneleri) hem de ara ara aleni verdikleri referanslar itibariyle bir şeyi kafanızda netleştiriyor: İki eserin de “erkek” tanımı Western filmlerinden geliyor. John Wayne, Clint Eastwood, James Stewart… Silahını alıp, kadını için kan dökmekten korkmayan; intikam için, adalet için ya da hiçbir şey değilse, “doğru” olanı yapmak için tetiğe basan adamlar.

Pek çok Amerikan sinemacı, yazar ve çizer için Western filmleri aynı şeyi ifade ediyor. Bu referansı pek çok dizide görmek mümkün. Örneğin Tony Soprano’nun daha ilk bölümde “Şimdilerde herkes psikologlara koşup, dertleri hakkında konuşmak zorunda. Gary Cooper’a ne oldu? Güçlü, sessiz tip. İşte o bir Amerikalıydı.” diye yakınır mesela. İdeal erkek tipi, yakınmayan, “güvensizlikleri” hakkında uzun uzadıya ağıtlar öttürmeyen, güçlü duran bir kovboydur çünkü. Ve o kovboy ideali, aşağıdaki filmlerden çıkmıştır çoğunlukla.

Biz Amerikan kültürü ve edebiyatı üzerinde bu kadar kilit yer tutan Western’lere bir göz gezdirelim dedik. Sadece eski olanlara değil, onların etkisiyle yazılmış yenilerine de baktık. Klasik Western’ler, Spaghetti Western’ler, Neo-Western’ler, Western-Komedi filmleri… Her şeyi aldık listeye. Şöyle bu akşam izleyecek bir şey arıyorsanız, bizce bu Western’lere bir göz gezdirmelisiniz.

Buyurun!

 

15. Maverick

http://www.youtube.com/watch?v=ObDecyoLHBo

Yönetmen: Richard Donner
Başrol: Mel Gibson, Jodie Foster, James Garner
Yıl: 1994
Neden burada?: Maverick, Mel Gibson’ın 90’lardaki hükmü sırasında çekilen, ülkemizde de tekrar tekrar gösterilen onlarca filmden biriydi aslında. Braveheart’ların, Cehennem Silahı’ların arasında pek hatırlanır mı bilmiyorum. Ama Western filmlerinin ana direklerini komik bir dille yansıtırdı ve çok eğlenceliydi.

 

14. Dances with Wolves

http://www.youtube.com/watch?v=d9ICbZVs9TU

Yönetmen: Kevin Costner
Başrol: Kevin Costner, Mary McDonnell, Graham Greene
Yıl: 1990
Neden burada?: Kevin Costner’ın kariyerinin zirvesini teşkil eden Dances with Wolves, ya da Kurtlarla Dans, olaya getirdiği bakış açısıyla bile tür içerisinde eşsiz bir film. O yüzden burada. Costner bu filmiyle tarihe adını kazıdığı için de es geçmek istemedik.

 

13. The Treasure of the Sierra Madre

Yönetmen: John Huston
Başrol: Humphrey Bogart, Walter Huston, Tim Holt
Yıl: 1948
Neden burada?: Sadece yapımcı ve yönetmen kadrosu bile Amerikan sinemasının efsaneleri arasında neden bu filmin de yer aldığını size söylemeye yeter. Treasure of the Sierra Madre, bugün bile imdb’de yüksek bir kullanıcı puanına sahip.

 

12. The Man Who Shot Liberty Valance

Yönetmen: John Ford
Başrol: James Stewart, John Wayne, Vera Miles
Yıl: 1962
Neden burada?: John Ford, Western filmleri söz konusu olduğunda akla ilk gelen yönetmenlerden biridir, Sergio Leone’den hemen sonra elbette. Aynı Ford gibi, John Wayne de türle özdeşleşmiş bir oyuncudur. Sadece türle de değil, Amerikalıların kafasındaki o “erkek” profiliyle de.

 

11. High Noon

Yönetmen: Fred Zinnemann
Başrol: Gary Cooper, Grace Kelly, Thomas Mitchell
Yıl: 1952
Neden burada?: Tony Soprano’ya “Ne oldu bu tip adamlara” diye sordurtan film budur muhtemelen. Gary Cooper’ın başrolde taşıdığı film, ülkemize de gelmiş, küçük bir fenomen bile yaratmıştı Kahraman Şerif adıyla. Annelerinize sorun, eminim bilirler.

 

10. Back to the Future Part III

Yönetmen: Robert Zemeckis
Başrol: Michael J. Fox, Christopher Lloyd, Mary Steenburgen
Yıl: 1990
Neden burada?: Çünkü Back to the Future! Her ne kadar pek çokları tarafından serinin en zayıf halkası olarak görülse de (hiç katılmadığım bir görüştür bu) Back to the Future Part III, aynı Maverick gibi Western filmlerinin klişelerini kullanarak oluşturulmuş başarılı bir komedi filmiydi.

 

9. Butch Cassidy and the Sundance Kid

Yönetmen: George Roy Hill
Başrol: Paul Newman, Robert Redford, Katharine Ross
Yıl: 1969
Neden burada?: Paul Newman ile Robert Redford’ı aynı ekrana koyup, bir Western çıkartmak kimin fikriydi bilmiyorum, ama her kimse sonsuz saygıyı hak ediyor. Etmeyen kim biliyor musunuz? Bunu ülkeye sokarken adını “Sonsuz Ölüm” diye çevirenler. Ne derdiniz vardı yahu?

 

8. Tombstone

Yönetmen: George P. Cosmatos
Başrol: Kurt Russell, Val Kilmer, Sam Elliott
Yıl: 1993
Neden burada?: Yıl itibariyle, Tombstone’un konusu aslında Western türünün genel hâliyle çok paraleldi. Arizona’da sessizce emekliye ayrılmaya çalışan bir şerifin öyküsüydü Tombstone. Ama kendisini bir türlü rahat bırakmıyorlardı… Klasik bir Western.

1 2
Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.