Emma Watson’ın internet dünyasının sorgusuz sualsiz prensesi mertebesine nasıl eriştiğini tam olarak anlamlandırabilmek güç. Bir yandan, kime nereden hitap ettiğini görebiliyorsunuz. Bir kesim onun giydiği kıyafetleri Pinterest‘ten paylaşıyor, bir kesim mini şortlu set fotoğrafını 9gag‘de atıyor, bir kesim Salon.com‘da feminizm adına yaptıklarını duygulanarak okuyor, bir kesim çektiği indie filmlerden sahneleri tumblr‘a koyuyor… Bunların hepsi parça olarak mantıklı. Acayip olan, bir arada vuku bulmaları.

Bu kadar farklı kesime hitap ettikten sonra, Watson yine yetinmemiş olacak ki, cebine bir de küçük çocukları atmaya karar vermiş. Küçük bir çocuğun kalbine giden en hızlı yol da şatafatlı bir Disney filmi neticesinde; işte o yüzden de bugün buradayız. Duyurulduğundan beri aylardır merakla beklediğimiz sorunun cevabıyla karşı karşıyayız. Emma Watson, Potter sonrası Birleşmiş Milletler konuşmaları ve indie işlerle doldurduğu kariyerinin ikinci büyük blockbuster durağında, nasıl olmuş?

Hakkaniyetli bir cevap vermek mümkün değil, zira fragman o kadar da Watson bazlı ilerlemiyor. Hatta Disney pazarlama ekibi muhtemelen bilerek ve isteyerek kampanya kurgusunu Watson üzerinden yapmamayı tercih etmiş. Bunun muhtemelen Watson ile ilgisi yok, muhtemelen markalarının Watson’dan daha büyük olduğunu düşünüyorlar. Haklılar da. Beauty and the Beast, Disney’nin 90’lar rönesansının en önemli isimlerinden biri, sinema tarihinin En İyi Film Oscar’ına aday gösterilmiş ilk animasyonu. Dolayısıyla yıldızı geride tutmaları doğru karar.

Peki film nasıl gözüküyor? Dürüst olmak gerekirse efektler bir Jungle Book kadar coşkulu bir izlenim vermiyor insana. Seslendirme kadrosu zaten bizi dehşete düşürecek, orası belli. Ancak ne Lumiere, ne Beast, ne de şato çok da ihtişamlı gözükmedi. Cinderella bundan daha samimi bir şatafata sahip gibi değil miydi sizce de? Belki de çok endişelenmemek gerek, sonuçta Disney burada söz konusu, en iyi de bildikleri şeyi yapıyorlar. Biraz bekleyelim, endişelerimiz belki yarın öbür gün çare bulur? Siz ne diyorsunuz?

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.