Bir film fragmanı gelince elimizden geldiğince bunu sizlere hızlı aktarmaya çalışıyoruz, biliyorsunuz. Hem yazması kolay olduğundan, hem de çıkan içeriklerin birçoğuna biz de çok coştuğumuzdan dolayı yazının başına oturmamızla kalkmamız bir oluyor. Ama Christopher Nolan’ın seyirciyle buluşmaya hazırladığı yeni filmi Tenet’ın fragmanı geldiğinden beri ayaklarım geri geri gidiyor. Yanlış anlamayın filme coşmamamdan değil hatta aksine çok coşuyorum. Ama zor ya, vallahi zor! Şu ana kadar çıkan iki fragmana da hipnotize olmuş gibi bakıyorum, ağzımın suyu akıyor ama bir yandan da anlamıyorum.

İlk fragman geldiğinde hemen hepimiz “Hah. Nolan yine zamanla oynayacak” demiştik. Demiştik demesine ama bu sefer farklı bir oynamaydı. Karakterler olmuş ve bitmiş olaylardan bazılarını bilmiyor, henüz deneyimlememiş oluyorlardı ve bunların gelecekte olacağını söylüyorlardı. Biz de apışıp kalıyorduk tabi. Bu fragmanda ise özellikle ilk fragmandaki gizemli taşa sıkılan kurşun sahnesinde iyice allak bullak olduk. Hani hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu ama şu anlık ne oldu söylememiz mümkün değil.

Yine ilk fragmanda geçen bir cümlede “Üçüncü Dünya Savaşı’nı önlemeye çalışıyoruz” deniyordu. Baş karakterimiz de hepimizin aklına gelen soruyu sorup “Nükleer felaket mi?” diyor ve “Hayır, daha kötüsü” cevabını alıyordu. Geçtiğimiz günde gelen yeni görüntüler ile beraber bu “daha kötü” olan şeyin zaman ile doğrudan alakalı olduğunu anladık. Yani yine kendimi tekrar edeceğim ama zamanı geriye almak ile dünya nasıl tehdit altında olacak gerçekten en ufak bir fikrim yok.

Zamanı geriye almak demişken bu fragmanda ilk defa geçen bir kelime, filmin anahtarı olacak gibi geliyor: Inversion. Yani zamanda geriye gitme değil zamanı “ters yüz” etme gibi bir şey işlenecek bu filmde. İkisi arasında ne gibi fark olacak derseniz işte tam olarak yukarıda söylediğim gibi zamanda geriye gitme işlenecek olsa filmde zamanı geriye aldıklarında olan olaylar hiç gerçekleşmemiş olacak, bu yüzden karakterlerimiz olmadan önce bilebileceklerdi. Ama şimdi geçmişte olan olayları ilk defa deneyimliyorlar. Yani bir ters çevirme yapılarak gelecek ile geçmiş yer değiştiriliyor. Anladınız mı? Valla ben anlamadım.

Öte yandan ikinci fragmanın en sevdiğim sahnesi açık arayla herkesin öldüğü orkestra konseri. İnsanlar ölmüşler ama ölmekten daha çok uyuyor gibiler. Daha sonra olan patlama ise bu ölümlerinin sebebini gösteriyor gibi. Yani burada da bir ters yüz etme söz konusu gibi. Ama benim sahnede asıl sevdiğim o kadar kalabalığın çatışmanın ortasında uyuyor gibi görünmesindeki kontrast. Aşırı hoşuma gitti gerçekten. Bir diğer sevdiğim ayrıntı ise ilk fragmanda TENET simgesinin yoktan var olması, ikinci fragmanda ise tam tersine vardan yok olmasıydı.

Efendim her ne kadar izlemekten aşırı keyif alsam da eğer Christopher Nolan’ı bir kez daha zamanla uğraşırken görürsem Rick and Morty’deki Shleemypants’a haber vereceğim. Artık beynim kaldırmıyor yahu biraz acı bize. “Don’t mess with time!” diye bağırasım geliyor artık. Tabi bunlar benim düşüncelerim. Siz neler gördünüz fragmanda? Ayrıca fragmanı beğendiniz mi?

Yazar

Daha geçen seneye kadar dünyayı kurtarabileceğini sanan Çevre Mühendisi. Film, kitap, dizi, karikatür oyun ve müziğin her türlüsüne ilgisi vardır ama parası yoktur. Onu her yerde ‘’Tavşan’’ diye bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.