Andy Serkis, daha önce de lafını etmiştik zaten, müthiş bir adam. Gerçekten Hollywood’da ya da dünya sinemasında onunkine benzer bir kariyer gidişatı bulmak zor. Hareket yakalama teknolojisinin hem kamera arkasında, hem de önünde en büyük öncülerinden biri oldu. Sinema dünyasına “Hareket yakalama oyunculuk mudur” tartışmasını getirdi, açtığı izden 21. yüzyıl sineması şekillendi. Ufak ufak da yönetmenliğe giriyor şimdi.

Serkis esasında işin mutfağında uzun zamandır danışman ve koreograf olarak hizmet vermekteydi; hatta en son The Hobbit filmlerinde Peter Jackson’ın yardımcı yönetmenliğini yapmış; B ünitesi çekimlerini yürütmüştü. Şimdilerde ise tam teşekküllü bir yönetmen olma yoluna giriyor artık. Çektiği The Jungle Book filmi gelecek sene çıkacak. Ondan önce de Breathe var. Fragmanı şu şekil:

Öncelikle şunu belirtelim, izlediğiniz –ya da izleyeceğiniz– fragman filmin bütün hikayesini açık eden tipte fragmanlardan biri. Bu noktada ara bir bilgi vermek gerek, bu tip küçük bütçeli festival filmleri bunu çok sık yaparlar. Çünkü bu fragmanların esas hedefi seyirci toplamaktan ziyade, bilinirliği arttırmaktır. O yüzden de hype es geçilir, daha ziyade farkındalık amaçlanır.

Bu fragman da onu güzel yapıyor. Ancak dürüst olmamız lazım, başrollerinde Andrew Garfield (The Amazing Spider-Man), Claire Foy (The Crown) ve Diana Rigg (Game of Thrones) olmasına rağmen, Serkis’i de çok sevmemize rağmen, film de gerçek ve sıradışı bir hikayeye sırtını yaslamış olmasına rağmen mevzudan çok etkilenemedik. Konu çocuk felci geçirmesine rağmen hayata tutunarak uzun seneler yaşayan bir adamı ve onun hikayesini anlatıyor, ve muhakkak samimidir ama… İşte ne bilelim, düz film sanki. Siz ne diyorsunuz?

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.