Geekyapar’ın düzenli okuyucuları, geçtiğimiz günlerde siteye Amerikan edebiyatının en acayip kişiliklerinden biri olan Zelda Fitzgerald’ın kendisinden acayip hikayesinin, en nihayetinde Hollywood’un listesine girdiğini ve Jennifer Lawrence başrolünde bir film olacağını haber geçtiğimizi hatırlarlar. Zelda ve gelecek filmi için, şu cümleleri kullanmıştık o haberde.

“Zelda, ömrünü kocasının gölgesinde geçirdi. Dönem, kadınların tipik feminen moda anlayışını reddettikleri Flapper akımına ev sahipliği yapıyordu, ancak toplum hâlâ ataerkildi. Bu yüzden Zelda hiçbir zaman bir yazar olarak kocası kadar ciddiye alınmadı. Scott ile olan ilişkileri de şiddetli, iniş çıkışlı ve vurucuydu zaten. İşin içerisine fiziksel temas sık giriyordu, ve Zelda’ya bir noktada şizofreni tanısı konuldu. 10 Mart 1948 yılında da, yatırıldığı bir zihin hastalıkları kliniğinde çıkan yangında can verdi Zelda.

Anlayacağınız muhteşem bir hayat hikayesi var Zelda Fitzgerald’ın. Öyle ki, onun hakkında yazılmış bir biyografi, 1970 yılında Pulitzer’e aday gösterildi. Ama işte, bu dakikaya kadar, garip bir şekilde böylesine hikayeleri filmleştirmeyi seven Hollywood’un radarından da kaçabilmişti. Ama tabii, bu kaçış ancak bir yere kadar sürdü. Variety’nin haberine göre Zelda’nın hayat hikayesinn hakları alındı ve filme yeşil ışık verildi. Denilene göre filmin yönetmeni Ron Howard, başrolü de Jennifer Lawrence olacak.”

scarlett_johansson_2013

Peki niye tekrar geçtik bu cümleleri? Çünkü The Hollywood Reporter’ın haberine göre, an itibariyle ikinci bir Zelda Fitzgerald filmi için de start verildi. Millenium Films’in yapımcılığını üstleneceği filmin adı Beautiful and the Damned olacak; yani Güzel ve Lanetli. Bu çiçek isimli eserimizin, iki avantajı var. Birincisi, film Fitzgerald’ın mirasçıları tarafından resmen destekleniyor. İkincisi, filmin başrolünde Scarlett Johansson var.

Bu Hollywood’da nadir rastlanan bir durum değil. Hangi fikir görmediğimiz mutfaklarda ötekine ilham verdi muhtemelen asla bilemeyeceğiz. Bunu daha önce The Prestige – Illusionist, Infamous – Capote gibi örneklerde de görmüştük. İki çok benzer film, benzer zamanlarda yapılıp, benzer zamanlarda vizyona giriyor ve kaçınılmaz bir biçimde de mukayese ediliyorlar. Tabii ki şimdi hepimizin aklında yanan soru şu: Johansson mu alacak, yoksa Lawrence mı? Erken bahisleri alalım, ne diyorsunuz?

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.