Sakın arkana bakma! O ormana girme! Tuhaf sesler duyduğun eve dalma! Kapısını açamadığın odalardan uzaklaş! Kahramanlık yapma! Bilmediğin yollara sapma! “Girmek yasaktır” tabelasının girişinde asılı olduğu yerlere girme! Aksiyon arayışına girme ve o ürkütücü yerden uzak dur! Kısacası, o salak hataları yapan karakter durumuna düşme!

Eh, aslında hep böyle değil midir bir bakıma? İzlediğimiz çoğu korku filminde saçma bulduğumuz hataları yapan birileri mutlaka olur ve… Malum son onları bulur en nihayetinde. Yani, eli bıçaklı seri bir katilden kaçarken neden mezarlığa sapmak isteyesiniz ki? Korkudan altınıza yapmak ve seri katile “Ay tatlım gel de beni öldür n’olur, bu hayat çok monoton, adrenalin istiyorum.” mesajı vermek için mi? Belki de bu mantığı hiçbir zaman anlamayacak ve her defasında da bunlara saçmalık olarak bakacağız, kim bilir…

Aslında biliyor musunuz, korku filmlerindeki bu olmaması gereken durumların tuhaflığını düşünen sadece bizler değiliz. İzleyiciler olarak, bir filmi her türlü teknik açıdan ele alırken muhtemelen eleştirmenlerden daha farklı bir yapıda düşünüyoruz. E sonuç olarak da ya ön yargılar ya da ruh halimiz bizi bu konuda yönlendiren unsurlar oluyor. Ama gelin görün ki, bu sektörün içindeki insanlar bile bu tipteki gariplikleri hoş karşılamıyor. Hatta hoş karşılamamaktan daha öte bir noktada korku filmlerine yeni bir tat katıyorlar. Aslında o tat, hepinizin bildiği, aşina olduğu bir tat. Korku ve onun zıttı komedinin harmanlanarak yeni bir tür olarak karşımıza çıktığı filmleri bilir misiniz? Tüm bu bahsettiğimiz saçmalığın daniskası olan problemleri en güzel şekilde tiye alan filmler. Her birinde bu hatalara gülmek için sebep veren ve hataları barındırmasa da güldürüsel ögelerle aklımızı başımızdan alan filmler. Komedili korku olarak tanımlayabileceğimiz bu tür için örnek filmleri hatırlayıp, belki bir daha izleyerek gülmeye ne dersiniz? Bize inanın, her biri size ilk defa izleyip güldüğünüz yılları hatırlatıp nostalji yaratacaktır. E o zaman gelin de, kısa bir listeyle bu türe örnek olan üç filmi yeniden hatırlayalım!

 

1) Scary Movie (Korkunç Bir Film) Serisi / 2000- 2013

ivaecyzxfbwmvmu6odg3dfnt4o0

Bu seri ile ne zaman tanıştım, nasıl tanıştım, niye tanıştım gerçekten hiç net bir fikrim yok. Ama bildiğim bir şey var ki, her izlediğim zaman mutlaka gülüyorum. Tamam, bazılarınız komik bulmayabilir, hatta saçmalığın daniskası diyebilir ama benim bu seride sevdiğim şey de bu aslında. Zaten bir bakıma serinin tüm amacı da denebilir buna: Her şeyle dalga geçmek! Daha yazıya başlarken saydığımız onca saçma detayı son derece güldürüsel ögelerle işliyor ki seri, ne kadar kötü yapımlar olduğuna bakmadan eğleniyorsunuz. Senaryo mu? Berbat! Oyunculuklar mı? Abartının yedi kat dibinde sürünüyor! Çekimler mi? Hiçbir zaman bu dalda Oscar’a aday olamadılar zaten! E peki neden her seferinde böyle aşağı komedi dediğimiz bir türün filmine gülebiliyoruz? Çünkü gerçekten çok saçma! Ve biliyor musunuz, sanırım bu filmleri bir kat daha komik yapan bir diğer detay da dublaj meselesi. Orijinal diliyle izlesem belki dublajlı hali kadar beni eğlendirmeyecek, bilemiyorum. Ama hanginiz Brenda’nın “Cindy, bu sürtük döşemelerimi pisletiyor!” dublajını beğenmediniz ki mesela? Şahsi görüş olarak, normal şartlarda hiç tercih etmediğim dublajın, böylesine filmleri seslendirmeyle daha üst seviyeye taşımaları gerçekten takdir edilesi.

Uzaylıların selamlaşırken tekme attığı ve işaret parmaklarından işediği bu başyapıt (!) ve unutulmaz seriyi yıllar sonra bir kez daha izlemeye ne dersiniz? IMDB’den ve Metascore’dan aldığı puanların düşük olması, serinin tekniğine yaraşır dereceler olsa da, siz gelin şu üç günlük dünyada yaşadığımız sıkıntıları biraz olsun silebilmek adına filmlere bir göz atın. Ciddiyet ciddiyet, nereye kadar? Telefonda Shorty ile “N’abeeeeeeeeğğğrrr?!” diye deliren Çığlık’ın aslında hiç görünmeyen yüzüne tanık olun!

 

2) Shaun of the Dead (Zombilerin Şafağı) / 2004

original

Sevdiğiniz kadın sizi terk edince ne yaparsınız? Onu unutmaya ve hayatınızı eski düzenine sokmaya mı çalışırsınız? Eğer buna cevabınız olumluysa tebrikler, siz de Shaun gibi işe gayet insansı ve normal şekilde bakanlardansınız. Yalnız “Bu dediğin anca filmlerde olur!” ya da “Başımıza daha kötü ne gelebilir ki?” şeklindeki klişe lafları da sık sık zikrediyorsanız size bir haberimiz var, olayların gelişmesi Shaun’un başına gelenlere benzeyebilir. Mesela ne mi olabilir? Bir düşünelim… Sizin bu kararı verdiğiniz gün bütün ölüler tekrardan hayata dönebilir misal. Etrafınızda yüzlerce zombi olması ve beyinleriniz için ortalıkta dolaşan birtakım cesetlerin volta atması normal şartlar altında ürkütücüdür, değil mi? Gerçi zombi katliamı yapılan oyunlara alışan geekler, bu durumdan korkmak yerine zevk alacaktır. Büyük bir baltayla ya da pompalı tüfekle zombilerin kafasını uçurmak… Ay resmen çok canımız çekti be!

Dayak buldun mu kaç, zombi gördün mü deş! Shaun, kankisi Ed ve kız arkadaşı Liz’in de yaptığı tam da bu aslında. Ayrılsak da beraberiz kıvamında Liz’i korumak adına kolları sıvayan Shaun için maceranın başladığı noktadan son dakikaya kadar her bir zombi filmi ögesiyle dalga geçiyor filmimiz. Belki de bu senaryo dahilinde en çok hoşuma giden detayın da, filmin sonunda tüm zombilerin günlük yaşama uyum sağlaması olabilir. Çim biçen, masa silen ve çöp toplayan ölü bedenleri bir düşünsenize. Gözünü seveyim ciddi filmleri tiye alan yapımların be!

 

3) Zombieland / 2009

zombieland-original

Woody Harrelson ve Bill Murray gibi saygıdeğer oyunculara ek olarak gönlümüzün sultanı Emma Stone, minik gün ışığımız Abigail Breslin ve kıvırbaş sihirbaz Jesse Eisenberg gibi bir kadroya sahip film. Zaten başlı başına “Ulan bi’ oturup izleyeyim, nasılmış görelim.” demenize neden olacak isimler bir araya gelmiş. Gerçi bu seferki zombiler, Shaun of the Dead’dekiler kadar pelte beyin kıvamında değiller ama işe komediyi yediren bizim sağ kalan dörtlümüz oluyor. Bill Murray’i ya da Ghandi’yi bilmeyen küçük bir kıza dayak atmaya kıyamayan bir Twinky manyağına ne dersiniz? Ya da zombilere karşı hayatta kalma konusunda film boyunca size önerileri listeleyen ve palyaço zombilerden korkan bir kızanın, son derece badass ve kardeşinin hayatı dışında hiçbir şey umrunda olmayan bir ablaya aşık olmasını mı tercih edersiniz? Valla biz sizi bilmeyiz ama, Murray’in ciddi ciddi zombiye dönüştüğü bu filmde, zombilerin kafasını pompalı silahla uçurmayı izlemekten büyük zevk aldık! Tuvalette, benzin istasyonunda, yolda, lunaparkta ve bilimum her yerde ölü bedenleri tahtalı köye yollamanın zevkini alabileceğiniz Zombieland için, bütün bu tiye alma muhabbeti içinde diğer ikisine oranla daha (azcık ama, azcık) ciddi olduğunu belirtebiliriz sanırım. Bir Scary Movie kadar absürt olmasa da size çiçek gibi zaman geçirtecek bir buçuk saatlik şu filmi hala izlemediyseniz bir ara gömün deriz. Güzeldir, severiz.

Yazar

Geekyapar'ın yeni editoryal işler amiri. Geveze, aşırı heyecanlı, domates surat. Ailenizin mülayim, cep tipi ponçiği. Profesyonel inek. Özel gücü ise role play yazmak. @poncikbruiser

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.