Ünlü yönetmen Darren Aronofsky’nin, 31 Mart 1999’da vizyona girmiş Matrix’ten çıktıktan sonra çok etkilendiği ve bilim kurgu filmlerin bundan sonra aynı olamayacağını hissettiği söylenir. Ona göre, 1968’de 2001: A Space Odyssey’in yaptığı, 1977’de Star Wars’ın yaptığı gibi, The Matrix de bilim kurgu filmler için yeni bir alan açmıştır. Biz Aronofsky’nin bu tespitine katılıyoruz. Wachowski’lerin mega hiti, gerçekten de bilim kurgu filmlerinde Star Wars vari “uzay macerası” filmlerin dönemini kapatıp; derdi olan, yeni teknolojilerin olası felsefi etkilerini tartışan filmlerin dönemini açmıştır.

Kitaplarda ve çizgi romanlarda bu felsefi bilim kurgular yüz yıllardır yazılır, sinema tarihinde de Matrix’ten önce örnekleri de vardır. Ama Matrix’in yarattığı etki bambaşkadır. Bunun en büyük örneği de John Carter’dır benim gözümde. Disney o filme milyonlarca dolar yatırmış, çılgınlar gibi pazarlamasını yapmış, deliler gibi de para kaybetmişti. Çünkü insanlar için artık sabun köpüğü tadında bilim kurgu filmleri yetersizdir.

Hazır Matrix’in çıkışının 15. yılındayız, o zaman dedik ki 1999’dan, yani Matrix’in çıkışından sonra vizyona giren ve bu trendin üzerine kendinden bir şeyler koyan 11 felsefi bilim kurgu filmini listeleyelim. Bugün izleyecek film arayanlara da bir faydamız dokunsun. Buyurun efendim!

 

11. AI: Artificial Intelligence

AI

Stanley Kubrick’in ölmeden çok uzun bir süre önce başladığı, fakat ana karakteri canlandıracak bir çocuk oyuncu olduğuna inanmadığından, CGI teknolojisinin gelişmesini beklediği AI’ı, ustanın ölümünden sonra Spielberg vizyona taşımıştı. AI: Artificial Intelligence yıllar sonra dahi sizinle kalacak, efsanevi bir film değildi. Ama yukarıda yaptığımız tanıma birebir uyuyor olması, bizde biraz eğer Kubrick reis ölmeseydi, yine parsayı Matrix’e bırakmaz; sinema dünyasının trendlerini tek başına (daha önce yaptığı gibi) değiştirirdi izlenimi uyandırıyor. O yüzden de listeye yerleştirdik.

 

10. Cloud Atlas

Cloud Atlas

Nereden baktığınıza göre Cloud Atlas ya son yılların en büyük kapsamlı projelerinden, ya da bilim kurgu tarihinin en hayal kırıklığı yaratacak işlerinden biriydi. Cloud Atlas kitabı, her zaman “filmi çekilemeyecek eserlerden biri” olarak görüldüğünden, belki de Wachowski’ler ve Tom Tykwer’ın bu çabası yine de takdire şayan olarak görülebilirdi. Ama aynı sene yine “filmi çekilemeyecek” zannedilen Life of Pi gelip herkesin aklını başından alınca, Cloud Atlas’ın son zırhı da biraz çatırdadı. Ama yine de, çekirdeğinde bizce çok iyi bir işti. Daha iyi anılmayı da hak ediyordu.

 

9. Donnie Darko

Donnie Darko

4.5 milyon dolarlık bir bütçeyle çekildi, 7.5 milyon dolar gibi bir gişe elde etti. 26 Ekim 2001 tarihinde vizyona giren, Richard Kelly’nin yönettiği garip bilim kurgu filmini kimse izlememişti yani anlayacağınız. Fakat liseliler bilmez, üniversiteliler ise tatlış tatlış gülümser hatırlayınca: 2005-2006 senelerinde internetin artık “film indirecek” kıvama gelmesiyle tekrardan bulduğu popülarite, onun en en efsane repliklerinin MSN iletilerine kazınmasına sebep olmuştu. Bilim tarafı pek atlanır Donnie Darko’nun, ama hem tabanıyla, hem tarzıyla bambaşka bir filmdir.

 

8. Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Eternal Sunshine of the Spotless Mind

Özellikle White Stripes, Daft Punk, Chemical Brothers ve Donnie Darko’nun meşhur Mad World’ü için çektiği müzik videolarıyla bile efsane statüsüne erişmiş Michel Gondry’nin yine 2005-2006’da MSN’den birbirini titreten nesle nüfuz etmiş eseridir Eternal Sunshine of the Spotless Mind. Türkçe’ye “Sil Baştan” diye çevrildiği için kimilerinde Emel Sayın filmi etkisi yaratsa da, tam yukarıdaki tabire uyan, “başka” bir bilim kurgu filmidir. Lazerler uçmaz, uzay gemileri çarpışmaz, maceralar yaşanmaz. Ortada fütüristik, ileri bir teknoloji vardır ve bunun felsefi, şahsi, duygusal etkileri tartışılır. Tam tadımlıktır.

 

7. Her

Her

Spike Jonze’a çok hak ettiği bir senaryo Oscar’ı kazandıran Her, temelinde çağımızın bazı meselelerini oturtan bir bilim kurgu filmiydi. İzlerken reddedilemez bir şekilde tüm bilim kurguların bunu yapması gerektiği hissine kapılıyordunuz. Nasıl ki İkinci Dünya Savaşı dönemlerinde yazılan bilim kurgu eserler tiranlık ve özgürlük meselelerini ele alan fütüristik toplumlar yaratmışlardı, Jonze’un da hedefi hayatımıza hafiften giren insan soğukluğu, teknoloji nüfuzuydu. Ve kim ne derse desin, bu film Joaquin Phoenix ile Scarlett Johansson olmasa mümkün olmazdı.

 

6. Sunshine

Sunshine

Danny Boyle’un 28 Gün Sonra filmi de aslında bu listeye girebilir, fakat onun “korku filmi” tarafı, bilim kurgu yanına kıyasla daha ağır basıyordu. Sunshine’ın da gerilim dozu yüksek sahneleri boldu, ama hiçbir zaman hedefinden şaşmıyordu film. Eğer siz felsefi bir bilim kurgu filmi çekiyorsanız, ana meseleniz de hayatın anlamı, yalnızlık ve dünyadaki yerimiz gibi konularsa benim için baş rol oyuncunuzun “Bu filmden önce agnostiktim, ama şimdi ateistim” demesi; yani filmi tecrübe eden insanların bu tecrübeden kilit değişikliklerle dönmüş olması bir numaralı kıstastır.

1 2
Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.