Bunu daha önce konuşmuştuk, muhtemelen de bilirsiniz zaten, 90’larda Disney’nin Beauty and the Beast ile başlayan ve ardı ardına Lion King, Hercules, Alaaddin, Pocahontas, Mulan gibi efsaneleri getiren döneme Disney Rönesansı denir sinema literatüründe. Disney’nin animasyon departmanı bu yıllarda 50’lerdeki damga kalitesine tekrar kavuşmuştur, nesillerce sinemaseveri kendisine hayran eder. Film tarihine de mührünü vurur bu esnada.

Sonra 2000’li yıllara geçilirken bir duraklama dönemi yaşanır Disney animasyon cephesinde. Parsayı Pixar’ın 3D animasyonları ve Shrek gibi rakip işler ele geçirirken, Disney üst üste Atlantis, Treasure Planet, Brother Bear, Meet the Robinson, Bolt gibi vasat filmler çıkartır. Ama işte sonra buradan da çıkar Disney. Şu an da o çıktığı dönemdeyiz işte. 2009’daki Princess and the Frog’dan beri, Tangled, Wreck-It Ralph, Frozen, Big Hero 6 ve bizim hâlâ bayıla bayıla övdüğümüz Zootopia gibi işlerle bombaları makineyle atıyor Disney.

Ama bunun negatif bir yönü de var. Onu da Moana’nın fragmanını izlerken fark edeceksiniz. Disney filmlerinin tekrar bu kadar göz önünde ve başarılı olması, insanda otomatikman bir tükenmişlik sendromu da yaratıyor; özellikle de konular birbirine bu kadar benzerken. Zootopia’yı istisna kılarak söylüyorum, ancak kısmen onu da dahil ederek, “Kendi değerinin farkına varmayı öğrenen genç karakter, ona bu yolculuğunda yarenlik eden komik karakter ve oyuncak olarak satılabilecek yancı” formülü, Moana’nın ilk fragmanında renklerini çok belli ediyor.

Bu filmin kötü olacağı mı anlamına geliyor? Haşa. Büyük ihtimalle Disney Animation’ın üst üste vurduğu hitlere bir yenisini ekleyecek. Peki film komple bayat mı? O da hayır. Heyecanlandıran bazı noktaları var. Mesela başrolü gerçekten 14 yaşında bir kıza teslim etmişler, Auli’i Cravalho diye, gayet de işin altından kalkmış gibi duruyor genç aktris. Müziklerde de Hamilton ile ortalık kavuran Lin Manuel Miranda’nın imzası olacak, senaryonun bir yerlerinde de Thor 3’ün yönetmeni Taika Waititi’nin kalemi var. Genel olarak keyifliyiz yani film için… Ama işte, ne bilelim, bu filmi de izledik biraz ya…

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.