Bir ayağımız Türkiye’de, bir ayağımız da internet üzerinden Kaliforniya civarlarında yaşayan insanlar olarak ne zaman bir dizi izlesek, sıradan Amerikalıların çektiği YouTube videolarını, Vine’ları seyretsek her zaman bir laf duyup üzülüyorduk yıllardır: Netflix. Artık Amerika’da kocaman bir fenomen hâline gelmiş olan, eskiden kiralık DVD satan, şimdi ise HBO ve AMC gibi baba üretici kanallarla yarışan Netflix, uzak bir hayaldi bizim için. Bugüne kadar.

Bu uzak hayal, artık gerçek oldu. Eminiz birilerinin AK Parti döneminde yapılan icraatlerden biri olarak sayacağı (“Bizim iktidarımız öncesinde memlekette Netflix var mıydı?”) kadar büyük bir gelişme bu. Bu hayırlı haberi, Netflix’in kurucusu ve CEO’su Reed Hastings, 2016 Consumer Electronics Show’da, Las Vegas’ta patlattı. Netflix, ani bir kararla, “artık ben bir zümrenin kanalı değilim” dedi, 130 yeni ülkede yayına başladığını duyurdu. Bunların arasında da işte Türkiye var.

Ben çok samimi bir şekilde söyleyeyim, bir süredir VPN aracılığıyla kullandığım bir Netflix hesabım var zaten. Sağ olsun Netflix “bu hayta yalan dolanla bağlanıyordu bize” dememiş ,hesabımı direkt olarak Türkiye’ye geçirmiş. Fiyatlar da Avrupa ile aynı seviyede. Standart çözünürlüklü, tek cihazlı Basic paket 7.99 Euro, HD çözünürlük ve çift cihazlı Standard paket 9.99 Euro (ki bunu öneririz), 4K çözünürlüklü, 4 cihazlı Premium paket ise 11.99 Euro. Burada kast edilen cihaz sayısı, aynı anda izleme yapılabilen cihaz bu arada. Log-in değil. Yani siz bilgisayarda Gossip Girl izlerken, sevgiliniz de tablette aynı anda Breaking Bad izleyebilir. İlk 1 ayın ne olursa olsun ücretsiz olduğunu da dile getirelim.

Peki bu fiyat karşılığında ne alıyoruz? Netflix’in Narcos, Jessica Jones, Grace and Frankie, Sense8 gibi orijinal işleri zaten var. Fakat görebildiğimiz kadarıyla Orange is the New Black, House of Cards gibileri de eklenmemiş. Onun haricinde Arrow, Gossip Girl, That 70s Show, The IT Crowd, Brooklyn Nine-Nine gibi dizileri de görebildik ilk bakışta. Yani dizi skalası Amerika kadar geniş değil, ama ortalama bir Avrupa ülkesi kıvamındayız. Filmler ise gayet zengin gözüküyor. Yalnız bir şeyi hatırlatmakta fayda var. Netflix günceli takip etmiyor. Hiçbir yerde etmiyor. Netflix’i internetten yayın yapan açık büfe bir DVD dükkanı gibi düşünün. Orijinal işler haricinde hiçbir dış dizi, boxset’i çıkmadıysa Netflix’e de uğramıyor. Yani sezon sezon ekleniyorlar.

Peki o hâlde artısı ne bu meselenin? Biz hemen söyleyelim: Birincisi, kullanım rahatlığı bizim kete illegal sitelere kıyasla çölde okyanus gibi. Bir sonraki bölüme Credits esnasında kendi kendine geçmesi, farklı cihazlarda mükemmel çalışması, Chromecast, AirPlay gibi özellikler sayesinde TV’ye çok kolay bağlanması, aynı zamanda muhtemelen Türkiye’ye de gelecek PS4, Xbox One app’leri sayesinde dizi ve film izleme alışkanlığınız seviye atlayacak. Ayrıca kullanınca fark edeceksiniz ki, adamların video player’ı bir mühendislik harikası. İnternet hızınıza uygun kaliteyi sizi sıkmadan bulabilmek konusunda muazzam ve sarsıntılı bağlantılarda bile cam gibi görüntü verebiliyor. Ki yani, bunu VPN’le bağlandığım aylara dayanarak söylediğimi de unutmayın! O yüzden, bizim tavsiyemiz kenarda harcayabileceğiniz 35 liranız varsa, “ben dizimi süpermanyakdiziyihemenizle nokta komdan izlerim” demeyin. Yarın Netflix Türkiye’de olan ve izlemeniz gereken dizileri de yazacağız, onun için de beklemede kalın!

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.