Bir film, tamamlanana kadar bir film değildir. Bu tüm sanat eserleri için geçerlidir aslında. Sadece bitip seyirciye sunulmalarından söz etmiyorum. Sanat eserleri bir sürece hükmederler. Sizin dikkatinizi başta alıp, finale kadar götürür ve son darbeyi orada vururlar. Bütün olmaları, sizin içinizde tümlenmeleri ancak o son darbeyle olur. Ve eğer filmlerden söz ediyorsak, bu son darbe bir şarkıyla yapılmalıdır.

Pek çok film bu konuda kendi özgün müziklerini tercih ederler ama bazen, bazı filmler bir anlam yüklemek için dışarıdan ithal ederler bu darbeyi. Biz bugün bunlara bakalım dedik. Tek kriterimiz, filmin tonuna uyması ve film için bestelenmiş, enstrümantel bir orkestra parçası olmaması. Onlara başka bir gün değiniriz. Hazır mıyız? Tamam mıyız? O hâlde buyurun, bizim boğazımızdaki o son yumruyu sokan şarkılara geçelim.

 

Donnie Darko – Mad World

Donnie Darko, kült bir film. Çok izleyeni yok. Çok bileni de yok aslında. Sadece dokunduğu insanların yüksek seslerine bel bağlayarak geldi bugünlere. O insanlar ki konusu belirgin olmayan, hikayesi sembollerle bezenmiş, yer yer sürreal bir filmi tek bir sebeple kalplerinin bu kadar yakınına yerleştirdiler: Filmin sahip olduğu çok belli olan o kalbi, ruhu, duygusu. Şüphesiz ki o duygunun büyük bir bölümü de bu şarkıdan geliyordu. Tears for Fears’ın sıradan 80’ler hitini alıp bambaşka bir şeye çeviren Gary Jules’ün o finalin vuruculuğundaki payı büyüktü ki, zaten sağlam kapanış şarkılarının yapması gereken de buydu…

 

Full Metal Jacket – Paint It Black

Kubrick filmlerini başlatmasını da, sürdürmesini de, sonlandırmasını da çok iyi bilir. Full Metal Jacket’ta yaptığı da buydu. Tam bir duygu silsilesiydi Full Metal Jacket ile yaşadığınız. Paramparça olana kadar üzülme, kıpkırmızı olana kadar öfkelenme, korku, acı, paranoya… Bir savaş filmiydi Full Metal Jacket. Bir savaş gibi işliyordu ve bir savaş gibi bitiyordu. Mickey Mouse Club şarkısını ustaca Paint It Black gibi karanlık bir parçaya bağlayarak. Ve bu süreçte, sizi koltuğunuza mıhlanmış bir şekilde bırakarak elbette.

 

Goodfellas – My Way

İyi kapanış şarkıları filmin final sahnesinin üzerine çıkar, o duyguyu kabartırlar. Ama Scorsese’nin My Way ile yaptığı şey bunun da ötesindeydi. Frank Sinatra’nın yorumuyla ünlenen şarkının Sid Vicious cover’ını koymuştu Scorsese final sahnesine. Çünkü Vicious’ın My Way’i filmin mikrokozmik bir özetiydi. Goodfellas uzun süresi boyunca o romantik “mafya” algısını dekonstrükt etmeye çalışmıştı zaten. Onların ne kadar iğrenç, dengesiz ve sorunlu şeyler olduğunu göstermekti derdi. Vicious’ın mafya bağlantılarıyla bilinen Sinatra’nın pamuk gibi söylediği şarkıyı paramparça edişi gibi işte…

 

Iron Man – Iron Man

https://www.youtube.com/watch?v=9LjbMVXj0F8

Zaten Iron Man’in filmi çekildiğinde, bu şarkının bir yerden patlak vermesi gerekiyordu. Bakın, önemliydi demiyorum, gerekiyordu. Final sahnesine kadar tuttular nefeslerini. Biz de tuttuk. Iron Man o final sahnesine kadar zaten iyi bir filmdi. Fakat tek bir sözle, hem süper kahraman filmlerinin yıllardır ayaklarının takıldığı “gizli kimlik” olayını bertaraf etti, hem insanları ters bir kroşeyle heyecanlandırdı, hem de ileride gelecek olan Marvel filmlerinin böyle ters kroşeleri sık sık sallayacağına dair bir teminat verdi film. I am Iron Man. O sözü bu kadar etkileyici yapan da hemen arkasından gelen bu şarkıydı elbette.

 

Pixies – Where Is My Mind?

You’ve met me at a very strange time…” dedi Anlatıcı Marla’ya. Bize de konuşuyordu aslında. Çok garip bir zamanda yakalamıştık filmi. Çevresinde ona benzeyen hiçbir film yoktu. O meşhur finaline gelene kadar da yoktu zaten ama; o finaliyle birlikte hiçbir muadili kalmadı birden. İyi filmler sizi yavaş yavaş yükseltip, finalde aşağıya bırakırlar. Fight Club, Where Is My Mind desteğiyle sizi yükselttiği yerden havaya fırlattı. Bambaşka bir düzlemde uçuyordunuz artık o binalar teker teker düşerken. O binalar düşer ve Anlatıcı Marla’nın elini tutarken…

 

Platoon – Adagio for Strings

Çok fazla filmde kullanıldı Adagio for Strings. Sadece kapanış sahnelerinde değil. Açılışlarda, dramatik anlarda, ara sahnelerde. Samuel Barber’ın eseri o denli vurucu ve sürükleyici bir acıya sahipti ki, her filme cuk diye oturuyordu neredeyse. Ama belki de en unutulmazı, Platoon’du bunların. Oliver Stone’un yarı-biyografik Vietnam filmi acımasızdı. Sakınmıyordu yumruklarını. Zaten siz yerle yeksan olmak üzereyken, bir de finalinde Barber’a başvurunca, iyice fenalaşırken buluyordunuz kendinizi. Hâl çaresi yoktu, yıkacaktı sizi film. Yıktı zaten. Yıktı ve geçti de.

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

14 Yorum

    • alp demirkabız Cevap ver

      benim için o işin şahı AC2-Ezio’s family. vokal bayanin çığlığını violine bağladıkları yer her dinleyişimde tüylerimi diken diken ediyor

    • iron man 3 için yapılmış ama anlamadığım filmde kullanılmamış olan image dragons ready aim fire unutma 😀

    • alp demirkabız Cevap ver

      o şarkı film için bestelenmişti galiba. denildiği gibi o başka bir yazının konusu 🙂

  1. Bourne serisinden Moby – Extreme Ways de bu listeye pek yakışır. Tabi Ultimatum’un sonundaki pek de hoş olmayan remix’i değil, şarkının aslı.

Leave a Reply to Arda Wyatt Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.