Şu ara Aile Arasında, Arif V 216, Kelebekler, Daha gibi işler sağ olsun gözümüzü Türk sinemasından ayıramaz olduk. Dikkatimizi aynı yöne çeken bir başka yapım ise Leyla ile Mecnun’la kemik bir kitle edinen oyuncu Ali Atay’ın ikinci yönetmenlik deneyimi Ölümlü Dünya oldu. Atay, 2015 yılında başrollerini Serkan Keskin ve Ertan Saban’ın paylaştığı Limonata filmiyle ilk tecrübesini edinmiş, sinemaseverlere potansiyelini kanıtlamıştı. Bu nedenle Ölümlü Dünya bir süredir beklenti yaratıyordu. Beklentinin gücü kalabalık senarist ekibi ve ilgi çekici oyuncu kadrosuyla beraber iyiden iyiye artmıştı. Son dönemin kaliteli yerli komedileri arasına girmesi umulan Ölümlü Dünya 26 Ocak’ta vizyona girdi ve çeşitli mecralardan yorumlar almaya başladı. Sanıyoruz bizim sıramız da geldi.

Ölümlü Dünya’dan bihaber Geekyapar takipçileriyseniz kısa bir tanıştırma yapalım: Esnaf lokantası paravanı altında köklü bir örgütün suikastçileri olarak çalışan Mermer ailesi hayatlarına mâl olacak bir terslik yüzünden lokantalarını terk edip Kosova’ya kaçmak zorunda kalırlar. Bu kaçış esnasında absürd ailenin, absürd bireylerinin başından absürd aksiyonlar geçecektir. Ali Atay‘ın yönetmenlik yaptığı filmin senaryosunda Ali Atay, Feyyaz Yiğit, Ali Demirel ve Volkan Sümbül‘ün imzaları var. Oyuncu kadrosuysa dev şenlikli; ekranı Ahmet Mümtaz Taylan, Feyyaz Yiğit, Sarp Apak, Alper Kul, İrem Sak gibi isimler paylaşıyor.

Filmin seyir zevki kaçırıcı detaylarına girmeden yorum yapacak olursak; Ölümlü Dünya’nın birtakım kusurlarına rağmen yakın dönem Türk sinemasının kayda değer işleri arasına girdiğini ve vakit ayırıp sinemada değer bir yapım olduğunu söylemek mümkün. Bahsettiğimiz kusurlara yazının spoilerlı kısmında detaylarıyla değineceğiz. Fakat şimdilik, bu kusurların genellikle ikinci yarıdan itibaren ortaya çıkan ve finale doğru artan kurgu ve senaryo kaynaklı olduğunu belirtebiliriz. Kusurlar, sinema salonunun karardığı andan aydınlandığı ana kadar kahkahalarınıza engel olmuyor ama salondan çıktıktan sonra durup bir düşündüğünüzde izlediğiniz filmi tamamıyla iyi hatırlamanıza köstek olacak kadar da önemliler. Filmin yaratıcı, teknik ve kamera önünde yer alan onlarca değerli isimden birini bile takip ediyorsanız, Türk sinemasındaki olumlu gidişat sizi mutlu ediyorsa ve de kahkaha atmayı özlediyseniz Ölümlü Dünya’ya sinemada şans vermenizi tavsiye edip benzer lafları baştan gevelemeye başlamadan detaylı ve spoilerlı incelemeye geçmek istiyorum.

Adsız

Eğer filmleri janrlarla sınırlamayı sevenlerdenseniz Ölümlü Dünya’yı suç komedisi şeklinde kabul etmemiz gerekiyor. Fakat içinde aile komedisi ve parodi janrlarını da barındırdığını belirtmemiz lazım. Amerikan sinemasının demirbaşlarından olan suç komedisinin Organize İşler gibi başarılı, Çakallarla Dans gibi başarısız örneklerine bizim sinemamızda da rastlıyoruz. Ölümlü Dünya ise eksikleri olan fakat janra yakışan bir örnek. Özellikle başlangıç fikri oldukça heyecan verici. Çerçevesi itibari ile batılı, içeriği itibari ile samimi bir fikir. Köklü bir örgüte bir paravan altında çalışma ve örgütten kaçma gibi Hollywood-vari durum; çok içimizden bir aileyle renklendirilmiş. Senaryoda büyük emeği olan Feyyaz Yiğit, kitaplarında da bu tip absürd yerelleştirmelere yer vermekten hoşlanıyor. Filme yönetmenlik ve senaristlik yapan Ali Atay da benzer alışkanlıkları olan Onur Ünlü’nün ocağında pişmiş bir sanatçı olduğundan ortaya çıkan senaryo, beklentilere cevap verir nitelikte olmuş.

Aile bireylerinin; tehlikedeki masum kadını kaçırma, araçlı çatışma, baskın gibi klasik aksiyon filmi durumlarına verdikleri sıradan, samimi ve yerli tepkiler filmin mizah anlayışını şekillendiriyor. Açıkçası çok da güldürüyor. Ayrıca Feyyaz Yiğit’in herkese hitap etmeyecek, kendine has absürd mizahı da eğlendiriyor fakat dozu kaçırıldığında can sıkmaya çok müsait olan bu mizah, zaman zaman abartılarak tat kaçırıyor. Esprilerdeki genel problem ise bir kısmının fazla uzatılması ve tekrara düşürülmesi. İlk probleme örnek olarak asansör sahnesini, ikincisine de Feyyaz Yiğit’in karakteri Serbest’in ani çıkışlarını örnek verirsem bunların sizin de gözünüze battığını fark edeceğinizi düşünüyorum.

Limonata’dan bu yana kendini geliştiren Ali Atay zevkli görüntüler yakalamayı başarmış. Durağan sahnelerde kendi tarzını ortaya koyarken Zafer’in evindeki çatışma sahnesi gibi hareketli sahnelere stilize Hollywood darbeleri vurmuş. Daha büyük (araba kovalamacaları gibi) aksiyon sahnelerinde de yerli standartların üstüne çıkmış olsa da prodüksiyon doyurucu olmaya yetmemiş. Atay, Tarantino’nun vurdumduymaz tarzını, Guy Ritchie’nin hızlı kurgusunu, Ertem Eğilmez’in samimi tavrını, Onur Ünlü’nün eğreti havasını rehber edinerek çalışmış. Limonata ile takip edilmesi gereken yönetmenler listesine aday olurken Ölümlü Dünya ile bu listeye giriş yapmış. Ancak listede daha üst sıralara yükselmesi için sıradaki filminde, bu filmde göze batan bazı ışık ve kompozisyon hatalarından kaçınması gerekiyor.

ölümlü-dünya-1
Kadrosu bunca dikkat çekici oyuncu ile dolu olan filmin oyunculuğu da bahsedilmesi şart noktalardan. Ahmet Mümtaz Taylan, Alper Kul, Meltem Kaplan, Özgür Emre Yıldırım, Mehmet Özgür ve Sarp Apak; isimlerine yakışır performanslar sergilemişler ve her biri, zaman sonra da hatırlanacak karakterler canlandırmışlar. Ancak Feyyaz Yiğit ve Doğu Demirkol’un karakterlerinin baskınlığı diğer oyuncuların hareket alanını oldukça kısıtlamış, özellikle film boyunca yükselebilecek Meltem Kaplan ve Ahmet Mümtaz Taylan dar alanları yüzünden yükselememişler. İrem Sak ise, karakterinin hikayede çok da gerekli olmayan konumundan ve pek de iyi yazılmamış olmasından olsa gerek, kendini göstermeye çabalamamış gibi duruyor.

Film tanıtımlarında Rasputin gibi dikkat çekici ve yerli sinemada duymayı beklemeyeceğiniz bir parçanın kullanılması filmde kullanılacak müziklerin merak edilmesine neden olmuştu. Film girişinde Özdemir Erdoğan’ın Gurbet parçasının kullanılması ve sonrasında da bazı Anadolu rock tınıları duyulması beklenilenden farklı ama yine de lezzetli bir listeden oluşacağını düşündürttü. Fakat daha sonra bu tınılardan uzaklaşılıp daha önce yaratılan beklentiye hizmet eden parçalar kullanılınca film müzikleri iyiden iyiye çorbaya döndü. Keşke bir tarza sadık kalınsaydı ve Atay filmlerinde kullanmaya can attığı belli olan parçaları sonraki projelerine saklasaydı.

8ec3aa6a59dad79ea936e5323e2cf7ab
İncelemenin daha sert konuşulması gereken kısmına gelirsek, Ölümlü Dünya yukarıda bahsettiğimiz özelliklerinin yanı sıra fazla kopuk bir akışa sahip. İçine düşülen birtakım olaylar, üzerinden çevrilecek espriler tükendiği zaman sonuca bağlanmadan geçiştiriliyor. Hakkında yapılan esprilerin kırıp geçirdiği tarama sahnesi, kız isteme sahnesi gibi sahnelerin nasıl sonuç aldığını göremiyoruz. Haliyle hikaye akışına ya da karakterlere bir etkileri olmuyor. Kahkaha atarken boşalttığımız ciğerlerimizi geri doldurup kafamızı toplayınca bu sahneyi neden izlediğimizi ister istemez sorguluyoruz. Aynı kopukluk filmin climax dediğimiz tepe noktasında da belirince Ölümlü Dünya ciddi bir değer kaybı yaşıyor.

Hikayenin başından varmayı beklediğimiz büyük çatışmaya ve finale ulaştığımızı düşürürken film çözümünü daha önce tanıtımlarda kullanılan jenerikle yapmayı uygun görüyor. Aksiyon yarım, hikaye meçhul bırakılıyor. Sona samimi olması hedeflenen bir sahne çekilmiş olsa da aniden geçiştirilen finalin kursakta bıraktığı hevese fayda etmiyor. Bu durumda yukarıdaki paragraflarda bahsettiklerimiz sayesinde ortalama üstü bir film olmaya doğru yol alan Ölümlü Dünya, blackoutlarla bezeli kurgunun da etkisiyle, birbiriyle bağlantılı skeçler serisi gibi kalıyor.

Filmin büyük problemi olan kopukluk -ne yazık ki- üzerinden aylarca geyik çevirebileceğimiz komiklikte diyalogların, cesur ve yaratıcı senaryonun, zevkli çekimlerin üzerine sıçrıyor ve filmin yüksek potansiyelini aşağı çekiyor. Yine de belirtmeliyim ki Ölümlü Dünya her şeye rağmen kötü ya da çerezlik film seviyesine kadar asla düşmüyor. Nihayetinde Ali Atay’ın ikinci filmi Ölümlü Dünya’yı; Feyyaz Yiğit’i beyaz perde seyircisine tanıtan, orijinal adımlar atmaya çalışmış, Türk sinemasının kurak çukuruna düşmemiş bir film olarak hatırlayacağımıza inanıyorum.

Yazar

Lord olmak için yola çıkan gariban geek kendini bir anda yazar olarak buldu. Geek kültürüyle küçük şakalaşmalarını, sinemayla flörtlerini yazıya dökmek için burada. Muhitte Geek_Lord olarak bulabilirsiniz.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.