Kuzey İrlanda’nın dünya sahnesine kattığı en önemli aktörlerden biri herhalde Liam Neeson. Adamın kariyeri onurlar ve ödüllerle dolu. Filmografisindeki sağlam projeleri elle yazmaya kalkışsak herhalde bir çarşaf kağıt eskitiriz. Ama kendisi hakkındaki şüphesiz en enteresan şeylerden biri kariyerinin acayip gidişatı. 90’ların sonunda Schindler’s List gibi ödül filmlerinin duygulu aktörüydü Kuzey İrlandalı usta, 2000’ler başında da buradan Batman, Star Wars gibi büyük filmlerin yardımcı oyunculuğuna geçti. Herhalde kariyerini Ian McKellen gibi noktalayacak derken gözümüzü bir açıp kapattık, adam elli altı yaşında aksiyon yıldızı oldu.

2008 yılında Taken filminin muazzam başarısı Neeson’ı bir anda muadili bulunmayan bir pozisyona sokmuştu bildiğiniz gibi. Taken filmi kendi başına finanssal anlamda çok başarılı bir seriye evrilmiş, Expendables ve John Wick gibi filmlerin önünü açmış, Neeson’a da çuvalla aksiyon rolü teklif edilmesine sebep olmuştu. Bu epey de başarılı bir kariyer parantezi açtı üstada. Aşağı yukarı on yıl boyunca Neeson gerçekten de yediden yetmişe herkesi eğlendiren akarı kokarı belli aksiyon filmlerinde güzel işler çıkardı. Ancak her güzel şeyin bir sonu var. Bu uğurda Neeson da aksiyon filmlerini bıraktığı kararını açıkladı.

taken1

Neeson, Sky News’a verdiği röportajda “Bu tip şeyler yapmam için bana çok çok para öneriyorlar hâlâ, ama ben onlara ‘Arkadaşlar altmış beş yaşındayım artık’ diyorum. Seyirciler artık bir noktadan sonra ‘Yok artık daha neler’ demeye başlayacak.” diyerek aldığı kararı duyurdu. Elbette insan dedesi yaşında adamı sokakta parende atarak terörist döverken izlerken duruma bir nebze yabancılar, ama sanıyoruz ki burada gerçek sebep tam olarak bu değil. Neeson bizce çok daha basit bir açıklamayı öbürsünün altına gizlemiş: Adam baymış arkadaşlar.

Hollywood’un, arkasında çok büyük paralar dönen bir endüstri olmasından mütevellit geliştirdiği bir takım sektörsel dangalaklıkları var. Filmlere onlarca milyon dolar yatıran adamlar, bu milyonların getirdiği risk sevmezlikle birlikte genelde işe hikaye anlatmaktan ziyade, bir ürün çıkartmak derdiyle başlıyorlar. Bu da biraz tahmin edilebilirlik katıyor işin içine. Çünkü bir ürün yaparken, o ürünü üretmenin zahmetsiz ve kaygısız bir yöntemini bulduysanız sırf heyecan olsun diye başka bir metod denemeniz gerekmez. Neeson’a da bu yüzden çuvalla para atılıyor işte, çünkü Taken ve muadili filmler koyduğunuzdan çok para getiriyorlar insana. Ama işte Neeson o adam değil. Aynı kariyere hem Breakfast at Pluto, hem Fallout 3, hem de Taken sıkıştırmış bir oyuncu kendisi. Bu yüzden biz naçizane Liam abimizin bu kararını destekliyoruz. Hem filmleri bir yere kaçmıyor ya, açar açar tekrar izleriz o efsane konuşmayı zaten!

 

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.