Aralıklar ve boşluklarla 1955’ten 1975’e kadar, neredeyse tam 20 yıl süren Vietnam Savaşı, dünya tarihinin en önemli silahlı mücadelelerinden biridir. Amerika’da o dönem yaygın olan “Domino Teorisi” sebebiyle girmiştir A.B.D. savaşa. Bu teoriye göre bir ülke komünizmin “pençesine düşerse”, diğer komşu ülkeler de düşecektir. İlk Indochina savaşının ardından Fransız koloni güçlerine ayaklanan Çin ve Sovyet destekli komünist güçler, A.B.D.’yi ilk önce uzaktan, sonra da bizzat savaşa girmesine bu yüzden sebep olurlar.

Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam Savaşında çok şey kaybetmiştir. Sadece yüz binlere yaklaşan askerini değil, aynı zamanda dünya çapındaki itibarını da. Biz şimdilerde dünyanın polisliğini üstlenip, eline yüzüne bulaştıran A.B.D.’ye alışkınız, fakat o zamanlarda Birleşik Devletler İkinci Dünya Savaşı ve Kore Savaşı gibi mücadelelerden hep dünya nezdinde alkışlanarak çıkmışlardı. Amerika gerçekten de pek çok ülkede özgürlüğün, emperyalizmden kurtulduktan sonra ulaşılabilecek bir refahın (çünkü unutmayın, Amerika’da emperyalist bir ülkenin pençelerinden kurtularak almıştı bağımsızlığını) sembolü olarak görülüyordu. Vietnam’dan sonra bu tamamen değişti.

the-vietnam-war-in-picture-01

Birleşik Devletler içinde de çalkalandı. 60’lar ilerledikçe, öğrenci ve karşı-kültür hareketleri gittikçe alevlenmeye başladı. 1960’ların sonuna yaklaşıldığında, özellikle de 1968 senesinde iyice ipler koptu. O sene Martin Luther King, Jr. ve Robert Kennedy suikaste uğradı, Chicago’da büyük bir isyan çıktı ve “yippie” dediğimiz, Youth International Party üyeleri yükselişe geçtiler. Protestoler senelerce sürdü ve hem iç, hem dış baskılar, Amerikan siyasetini gelecek seneler için büyük ölçüde tanımlar hâle geldi.

Amerika, her şeye yaptığı gibi, bu travmasını da sinema aracılığıyla defalarca aktardı. Hatta bizce meselenin bu denli dış ve iç açıdan karmaşık olması, ortaya çıkan filmlerin kalitesini de arttırdı. Zira İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi katıksız bir kahramanlık hikayesi değildi bu, Vietnam ile ilgili bir Er Ryan’ı Kurtarmak çekilemezdi. Onun yerine Amerikan sineması, Vietnam’ın can yakan kısımlarını; eve gelmeyen kocaları, zorla savaşa sokulan kardeşleri ve her birinin yaşadığı psikolojik travmaları ele aldı.

Bizce şu aşağıdaki 10 film, Vietnamla ilgili bir fikir edinmek istiyorsanız, kaçırmamanız gereken başyapıtlar. İzleyin, haklı olduğumuzu göreceksiniz. Buyurun efendim!

 

10. We Were Soldiers

We Were Woldiers

Randall Wallace’ın yönettiği, başrollerinde Mel Gibson, Madeleine Stowe ve Greg Kinnear’ın oynadığı We Were Soldiers, ya da Türkçe ismiyle “Bir Zamanlar Askerdik”, savaşın hem savaşan iki tarafını yansıtır, hem de savaşanları evde bekleyenlerin mücadelesini. Kadrosunda ise ayrıca sürpriz adamlar da vardır. Şimdinin Agent Coulson’ı Clark Gregg ve Don Draper’ı Jon Hamm ufak rollerde karşımıza çıkarlar mesela…

 

9. Good Morning, Vietnam

Good Morning Vietnam

Barry Levinson’ın çektiği Good Morning, Vietnam; yani Günaydın Vietnam, komedi ve drama arasında kusursuzca ip atlar. Robin Williams’ın oyunculuğu da maşallahlıktır bu sırada zaten. Vietnam’daki Amerikan ordu radyosunda DJ’lik yapan Adrian Cronauer’in gerçek hikayesi, savaşa başka bir bakış açısı kadar. Buram buram da 90’lar kokmaktadır bu film her yanıyla.

 

8. Rescue Dawn

Rescue Dawn

Rehine filmleri her zaman biraz tehlikelidir. Doğru işlemezseniz, film tamamen birkaç aktörün üzerine yığılabilir ve eğer o aktörler sınavı geçemezlerse film çöker. Neyse ki Werner Herzog’un 2006 tarihli ve gerçek olaylardan esinlenmiş filminde böyle bir sıkıntı yoktu. Her filminde olduğu gibi burada da yine skandal oranda kilo veren Christian Bale, yine her filminde olduğu gibi Rescue Dawn’ı da taşıyordu bir başına.

 

7. First Blood

First Blood

Sonradan adı “Rambo” olarak değiştirilen serinin ilk filmi First Blood, İlk Kan dünyanın en yanlış anlaşılmış filmidir. Bunda muhtemelen sonraları Stallone tarafından yazılmış ve saf aksiyon olan Rambo filmlerinin de etkisi vardır; ama First Blood aslen bir travma filmidir. Savaştan döndükten sonra kafayı yeyip, acısını kendisini darlayan polis memurlarından çıkartan John Rambo, kesinlikle klasik bir kahraman değildir; First Blood ve klasik bir aksiyon filmi değildir zaten. İzleyin, emin olun Rambo serisine bakış açınız değişecektir.

 

6. Casualties of War

Casualties of War

Scarface’ten Mission Impossible’a, Untouchables’dan Carlito’s Way’e kadar pek çok efsane filmi yönetmiş Brian De Palma’nın 1989 tarihli ve ülkemize “Savaş Günahları” olarak girmiş filmi Casualties of War; aslında standartlaşan bir hikaye anlatmaktadır. Yoz bir savaşın etkisiyle yozlamış bir askeri tabur, temiz kalmaya uğraşan bir askerin bakış açısıyla anlatılır.  Michael J. Fox ve Sean Penn rollerinde döktürürler ama, hakkın bir bölümü de kesinlikle Oanh rolüyle Thuy Thu Le’ye gitmelidir.

1 2
Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.