Iron Man 2

07 Iron Man 2

Oyunculukta bazı şeyler silme kader kısmete bakıyor. Yapacak hiçbir şey yok. Black Widow rolü, Scarlett Johansson’a gelene kadar tonla başka aktörün elinden geçti. Önce Eliza Dushku bir düşünüldü, sonra rol için Emily Blunt ile baya baya el sıkışıldı; ama o da olmadı. En sonunda ihale Johansson’a kaldı ve Johansson da kariyerinin belki de en belirleyici rolüne Iron Man 2’de Natasha “Black Widow” Romanoff olarak başladı. Böylelikle şu an dünyanın en büyük film serisi olan MCU’ya da, tren daha tam gaz hızlanmadan dahil oldu ve bu serinin ön plana çıkan yüzlerinden biri hâline geldi.

 

The Avengers

08 Avengers

E bunu da buraya koymasak olmazdı. Artık Avengers ile ilgili söylenecek ne kaldı bilmiyorum 1.5 milyar dolarlık gişe ve 90’ların üzerinde eleştiri notlarından sonra. Ama Johansson’un tüm bu büyük resimdeki payıyla ilgili söylenecek şeyler de var aslında. Joss Whedon’un tatlı feminist kalbi, Johansson’u hikayenin kilit parçalarından biri hâline getirmeye yaradı. Iron Man 2’de “düz tehlikeli kadın” arketipini takip eden Romanoff, burada Loki ile yaptığı konuşma, Hulk ile olan münasebeti ve genel hâli tavrıyla bir anda “ne yaptığını bilen, profesyonel ve havalı suikastçi” oluverdi, bu da ileri Marvel filmlerine zemin sağladı.

 

Don Jon

09 Don Jon

Joseph Gordon-Levitt’in çok övdüğüm Don Jon’u, benim nezdimde Scarlett Johansson’un oyunculuk yeteneklerini bir seviyeden alıp, bambaşka bir yere koydu resmen. Öncesinde Johansson bana aynı rolün biraz daha değişik versiyonlarını oynuyormuş gibi gelirdi hep. Ama Don Jon’da böyle olmadı. Jon’un sevgilisi Barbara’yı öylesine leziz bir “düz kadın” şeklinde oynuyordu ki Johansson, nasıl anlatsam güç, aksanından bakışlarına kadar bambaşka bir şey olmuştu resmen. Filmin bu kadar eğlenceli ve zeki olmasında onun da payı çok büyüktü.

 

Her

10 Her

Eğer sizin bir performansınızı takiben yaptığınız şeye özel bir Oscar kategorisi açılmasına yönelik kampanyalar yaşanıyorsa; siz başka bir seviyeye gelmişsinizdir demektir bu. Spike Jonze’un modern aşk hikayesi Her’de, ana karakterin aşık olduğu işletim sistemini canlandıran Johansson, aynı on iki sene önce Andy Serkis’te olduğu gibi, pek çok insanın aklına “artık Oscar yeni oyunculuk tiplerini karşılamıyor mu?” sorusunu getirmişti. Karşılamıyordu hakikaten. Serkis nasıl ki Mo-Cap performansıyla harikalar yarattıysa ve ödüllendirilmeyi hak ediyorduysa, Johansson’da Her seslendirmesiyle aynen öyle bir alkışı hak ediyordu.

 

Captain America: The Winter Soldier

11 Winter Soldier

Black Widow’u alıp, Captain America’nın yanına koymak kimin fikriydi bilmiyorum. Şüphelendiğim bazı isimler var. Ama Kevin Feige, Russo biraderler ya da Markus & McFeely gruplarından hangisi bunu düşündüyse, ona dev bir helal olsun. Kimyaları zaten çok iyi olan Chris Evans ve Scarlett Johansson, karakterlerinin ahlaki pusulalarından kaynaklanan zıtlığı çok güzel verdiler film boyunca. Winter Soldier’ın çekirdeğinde bu ikilinin kimyası yatıyordu. Üstüne üstlük, bu kimya “abi Hollywood filmi yapıyoruz, el mecbur” tipi bir romantizme de evrilmedi, çok hoş kalmaya devam etti.

 

Chef

12 Chef

Listenin sonuna geldi Chef, ama akıllarda da en son gelmesin. Jon Favreau’nun Marvel ile geçirdiği gişe dolu yılların sonunda özüne, bağımsız sinemaya döndüğü film olan Chef, Iron Man kadrosundan iki kişiyi de getirmişti peşinden; Robert Downey Jr ve Scarlett Johansson. İkisinin de rolü ufaktı, ama ikisine de bakınca insan bu kişilerin neden mega star olduklarını da anlıyordu. Ekrana çok yakışan, çıkar çıkmaz bir parlayan oyuncular vardır ya? Ben Johansson’un öyle olduğunu, Chef’i izlerken bir daha anladım…

1 2
Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

9 Yorum

  1. ya abi naptın ya scarlet diyince 2. beyin devreye giriyor görmez olaydım winter soldier resmini. içim yanıyor

  2. Bir Avengers kadar büyük yapım olmasa da Lucy filmindede emeği büyüktür Scarlett ablamızın. Lucy’i de listeye 5-6. sıradan ekleyebiliriz sanırım 🙂

  3. Scarlett Johansson her fırsatta övmeye çalıştığım oyuncular arasında, yalnızca seksi bir kadın olmaktan çok daha fazlasıdır kendisi. Hiçbir zaman abartıya kaçmaz, ekip arkadaşlarından rol çalmaz; ama buna rağmen her filmde parlamayı başarır. Seçimler büyük oranda içime sindi, elinize sağlık. Hatta kariyerinden 12 film belirlesem benim de elimde hemen hemen aynı liste kalırdı herhalde. Yine de bu tür listeleri filmlerin güzelliğine göre değil de oyuncunun filmlerdeki performanslarına göre yapsanız daha hoş olabilir sanki. Örneğin The Prestige harika bir filmdir, ama Scarlett’ın oyunculuğu bir A Love Song for Bobby Long’taki veya Under the Skin’deki kadar dikkate değer değildir.

    Bu arada Match Point ile Vicky Cristina Barcelona arasında Woody Allen’la bir çalışması daha var Scarlett’ın, Scoop.

  4. Listeyi görünce içimden “Kesin Lucy’de vardır listede” dedim, yokmuş. İyiki de yok. Ne saçma salak bir filmdi o öyle.

  5. “The Other Boleyn Girl” her ne kadar Natalie Portman’ı merkez alarak dönüyor gibi görünse de, filmde amaçlanan bir boleyn kızıyla başlayıp da diğerine konsantre halde devam etmesini Scarlett’in bu filmdeki başarısına borçluyuz bence. Scarlett’in başrol başladığı filmde aniden pasif bir role geçişiyle dikkatleri Natalie’ye çeviren performansı beni şaşırtmıştı. Boleyn kızlarını es geçmemek lazım.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.