Yıl olmuş 2022, sinema sektörü ve özellikle Hollywood sadece şirketlerinin milyon dolarları bulan kâr marjını önemseyen yapımcılar ile çalışıyor ve verdikleri para karşılığında beyaz perdede tükettikleri eserin niteliğini önemsemeyen tüketicilerin paraları ile yeni niteliksiz filmleri için çalışmalara başlıyordu. Bu karanlığın içerisinde tutkularının peşinden koşarken bir araya gelen bir-iki ekip ve A24 Studios, Blecker Street Media gibi yapım şirketlerinin yapımları dışında, beyaz perdede sinemaya dair iç açıcı, umut verici yapımlar görmek çok zor. Büyük şirketlerin ve yapımcıların baskısından kurtulmak için ya kendiniz bir yapımcı ya da Christopher Nolan, Dennis Villeneuve, Quentin Tarantino, James Cameron gibi rüştünü ispatlamış bir yönetmen olmalısınız.

 Bu yozlaşmış sinema ve Hollywood sektörü üzerine konuşmayı başka bir sefere bırakıp sözü, son yıllarda birbirinin ardı ardına çıkan, kendisini tekrar etmeyi ihmal etmeyen süper kahraman ve aksiyon filmlerinin arasından sıyrılmayı başarabilen bir yapım olan Top Gun: Maverick’e getiriyorum. Top Gun: Maverick benim için açık ara 2022 yılının en büyük sürprizlerinden birisiydi.

Top Gun: Maverick, Tom Cruise

 Top Gun: Maverick yine son yıllarda beyaz perdede çokça gördüğümüz eski ve unutulan ya da ara verilen film serilerinin yeniden yapımları için adeta bir ders niteliğindeydi. Filmin yapım süreci içerisinde oyuncu ve yapımcı Tom Cruise ile yönetmen Joseph Kosinski’nin birbirini ve bu filmde ne yapmak istediklerini ne kadar iyi anladığını bizlere gösteriyordu. Tabii ki bu filminde diğer çoğu Hollywood filmi gibi klişe olmuş ve şahsen benim gözümde bayatlamış sahneleri vardı ama gözüme o kadar çok batmıyordu. Filmde son görevde karşısında Maverick ve ekibinin kime savaştığı karşı söylenmese bile kötü adamlara klasik bir Amerikan yapımında olduğu gibi Rus imajı verilmesi ve filmin bu konuda imalarda bulunması, buna bir örnek. Ya da Maverick’in içerisinde bulunduğu o kadar görevin ardından, son ve büyük bir görev için yaşlı ve bilge karakter olarak genç ve acemi karakterleri eğitmesi.

Top Gun: Maverick bütün bu klişelere rağmen teknik kısmı sayesinde eksilerini gidermeyi başarabilmiş bir film. Amerika Hava Kuvvetleri envanterindeki savaş uçaklarının kullanılması, savaş uçaklarının yapısı gereği havada geçecek sahnelerin çekilmesi için oyuncuların eline kamera verilmesi, gerek oyuncular gerek yönetmen ve ekibi için sıra dışı ve zorlayıcı bir deneyim. Her gün güneş ve hava sebebiyle zaten günün belirli saatlerinde çekim yapabiliyorsunuz. Üzerine bir de bu durum sebebiyle beğenilmeyen, tekrar çekilmek istenen sahnelerin olması yönetmen, set ekibi ve oyuncular için sette geçen daha uzun günler anlamına geliyordu. Bu zorlu ve uzun set günlerinin yanı sıra filmin yabancıların kullandığı tabiri ile “Aerial Cinematography” açısından sektörün gelecek filmlerine neler katabileceğini görmeyi merakla bekliyorum.

top gun maverick başrolü tom cruise üniformasının içinde

Top Gun Maverick gerek ses dizaynı olsun, gerek savaş uçağı içerisinde olan oyuncuların jest ve mimikleri, gerek havada geçen sahnelerinin kurgusu açısından gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. Düşmanlar ile yüzleşilen filmin son kısmı ya da Maverick’in genç ve kendisine göre çömez olan pilotlar ile antrenman yaptığı sekansların hiçbirinin buram buram görsel efekt ve yeşil perde kokmaması, tam aksine sinema salonunda koltuğunda oturan bana bile o aksiyonu ve adrenalini hissettirmesi, filmin beni büyüleyen noktalarından bir diğer tanesiydi.

Top Gun: Maverick sinema sektörünün ve dijital platformların son zamanlarda sıklıkla yaygınlaşan, bilinen ve tanınan serilerin ekmeğini yemek için ürettiği filmlerin ve dizilerin yanından başarılı bir şekilde sıyrılabildi. Önemli olanın eserin taşıdığı marka adından çok, eserin nasıl ve ne koşullarda üretildiği olduğunu, üretilen eserin gerçekten hakkı verilen ve başarılı bir yapım olduktan sonra gişede başarının zaten geleceğini bizlere göstermiş oldu. Umarım bu filmin yakaladığı başarıdan bu önemli dersleri sadece bizler değil, bu eserleri önümüze getiren diğer yapım şirketleri de çıkartırlar. Sonuç itibariyle bizlere sunulan eserleri sadece taşıdıkları isimler ya da içerisinde barındırdıkları karakterleri sevdiğimiz için sevmiyoruz. O eserlerin taşıdıkları değerleri ya da eserleri önümüze getiren kişiler, işlerini layığıyla yerine getirdiği için seviyoruz.

Yazan: Resul Bekdemir

Yazar

Geekyapar okurları Yazı Çağrısı altında toplaşıyor, belirlenen konularda kalem coşturuyor. Sen de parçası olmak istiyorsan, duyuruları takip et!

1 Yorum

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.