2014 ciddi anlamda vurucu geçmeye kararlı, biz onu anladık. Öyle gözüküyor ki gelecek sene düzenlenecek Oscar törenlerinde, “bu sene kaybettiklerimiz” adı altında yayınlanan videoda darmaduman olacağız. Çünkü baksanıza aramızdan gidenlere: Philip Seymour Hoffman, Bob Hoskins, Robin Williams, Lauren Bacall ve şimdi de geçen gün kaybettiğimiz Richard Attenborough. Zor bir sene oluyor sinema için 2014. Zor olmaya da devam edecekmiş gibi gözüküyor.

Biz bugünü, bu sayfaları Richard Attenborough için ayıralım istedik. İsmini bilmeseniz de yüzünü tanıdığınız, simasını çıkartamadıysanız da filmlerini kesinlikle izlediğiniz bir adamdı Lord Attenborough. 29 Ağustos 1923’te, Cambridge, İngiltere’de dünyaya gelmişti. Çocukluğunu Cambridge’de geçiren Attenborough, İkinci Dünya savaşı sırasında yaşı itibariyle göreve çağırıldı. Kraliyet Hava Kuvvetlerinde pilot olarak görev aldı, pek çok göreve çıktı ve Çavuş mertebesine yükseldi. Aynı zamanda RAF’ın film departmanında da çalıştı ve ordu için propaganda filmleri çekti.

Sinemaya döndükten sonra bir aktör olarak başladı. 40’ların sonunda İngiliz sinemasının en popüler isimlerinden biriydi. Aynı zamanda West End’de de sahneye çıkıyor, iyiden iyiye Britanya’da ismini duyuruyordu. Fakat namının Atlantik’in öteki tarafına yayılması 1960’ları buldu. 1963’te, kendisine çok yakın bir rol oynadı: İngiliz hava kuvvetleri mensubu bir bölük amirini, Roger “Big X” Bartlett’i. Bu rol ona uluslararası ün kazandırdı. Sonrasında birkaç kere üst üste asker rolleri teklif edildi vebunlarla BAFTA’lar ve Altın Küre’ler kazandı.

70’lere girildiğinde, Attenborough kameranın arkasına geçmeye başladı. Oh! What a Lovely War ve Young Winston’ı sırasıyla 1969 ve 1972 senelerinde vizyona sürdü. 1977’de çektiği A Bridge Too Far, Amerikan seyircileri ve eleştirmenleri tarafından henüz daha sıcak olan 2. Dünya Savaşı’ndaki İttifak devletleri operasyonunu kötü gösterdiği için dışlandı. 70’ler Attenborough için ısınma yıllarıydı bir nevi, zira sene 1982’yi gösterdiğinde, tarihe ismini yazma sırası ondaydı.

photo-jurassic-park-1993-4

Sinema dünyasına Ben Kingsley’yi kazandıran, taraflı tarafsız herkesin beğenisini layık gördüğü Gandhi bu sene vizyona girdi. O film, hem yapımcı, hem de yönetmen olarak Attenborough’ya Oscar ödülünü kazandırdı. Attenborough orada durmadı A Chorus Line ve Cry Freedom ile tekrar önemli ödüllere aday oldu. 1980’ler boyunca Richard Attenborough’nun ismi, “en önemli yönetmenler” listesinde altın harflerle yazılmaya başlanmıştı.

1990’larda Chaplin ve Shadowlands ile övgü toplamaya devam etti, fakat son filmleri pek çok kişi tarafından Lord’a yakışmayacak kalitede filmler olarak görüldüler. Sonra 1993’te Jurassic Park’ta aldığı Dr. Hammond rolüyle, bir nesle daha kendisini sevdirdi ve pek çoğumuz için, o koskocaman filmde sığınılacak tek liman oldu.

Attenborough 1945’ten beri aynı kadınla evliydi, kendi gibi oyuncu olan Sheila Beryl Grant Attenborough, ya da sahne ismiyle, Sheila Sim . İkilinin üç çocukları oldu, Michael, Jane ve Charlotte. Fark etmişsinizdir, Attenborough’ya “Lord” deyip deyip duruyorum. Zira Attenborough, kendi alanındaki insanların çok azının nail olduğu bir şerefe layık görüldü. 1967’de “Commander of the Order of the British Empire”, yani CBE titrini alan Attenborough’ya, 1976’da “Sir” unvanı layık görüldü. 1993’te ise Lordlar Kamarasına alındı ve kendisi Lord, karısı ise Lady Attenborough olarak kabul edildi. Hayatı boyunca layık görüldüğü diğer şerefler arasında Hindistan’ın en büyük sivil ödüllerinden biri olan Padma Bhushan, Martin Luther King Jr. Center tarafından verilen Barış Ödülü, Alfred Toepfer vaktı tarafından verilen Shakespeare ödülü ve tonla Drama akademisinden gelen fahri doktoralıklar da vardı.

Eğer bu büyük adamı bu gece onore etmek istiyorsanız, size önerilerimiz var. Şu 5 filmden herhangi birini edinin, ayaklarınızı uzatıp izleyin. Keyifli bir vakit geçireceğiniz, yüzde yüz garantidir. Hem de Anglo-Sakson sinemasının en efsanevi insanlarından birine son bir selam çakmış olursunuz.

Buyurun efendim.

 

5. A Bridge Too Far

A Bridge too Far

Yıl: 1977

Başrol: Sean Connery, Ryan O’Neal, Michael Caine

IMDB Puanı: 7,4

 

4. Cry Freedom

Cry Freedom

Yıl: 1987

Başrol: Denzel Washington, Kevin Kline, Josette Simon

IMDB Puanı: 7,5

 

3. Shadowlands

Shadowlands

Yıl: 1993

Başrol: Anthony Hopkins, Debra Winger, Julian Fellowes

IMDB Puanı: 7,5

 

2. Chaplin

Chaplin

Yıl: 1992

Başrol: Robert Downey, Jr., Geraldine Chaplin, Paul Rhys

IMDB Puanı: 7,6

 

1. Gandhi

Gandhi

Yıl: 1982

Başrol: Ben Kingsley, John Gielgud, Candice Bergen

IMDB Puanı: 8,1

Yazar

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.