Durduğunuz yerin ve baktığınız açının bir önemi yok, artık nesnel bir gerçekliğe dönüştü bu: Wonder Woman büyük bir başarı. DCEU’nun hem eleştirmenler, hem de hayranlar tarafından eşit derecede sevilen ilk filmi olması bir taraftan; Wonder Woman gibi efsanevi bir karakteri sinemaya aktarmadaki başarısı bir taraftan; asırlardır “tutmuyor abey” tipi bir saçma argümanla geri tutulan kadın başrollü filmler için oluşturduğu argüman ise öbür taraftan yadsınamaz başarılar.

Durum böyle olunca, elbette ortada bir Wonder Woman 2 muhabbeti dönmesi doğal. Bizim Engadget’ta gördüğümüz ve sonrasında Heroic Hollywood’un doğruladığı bir habere göre de bu ikinci Diana filminin mevzusu ile dönemi belli olmuş durumda. Gal Gadot’un yeniden Themyscira prensesi olarak kamera karşısına geçeceği ve nasılsa Chris Pine’ın da geri döneceği söylenen film –hazır mısınız– 1980’lerde, Soğuk Savaş döneminde geçecek.

Yalnız işin tatsız bir kısmı var. Filmde Diana Amerikan tarafında, Sovyet Rusya’ya karşı mücadele verecek. Bu da takdir edersiniz ki gerçekten insanın midesini kaldıracak kadar klişe bir durum. Yani gerçekten, Rocky IV ile aşağı yukarı aynı yerde duracağını gururla anons eden bir filmi herhangi birimizin ciddiye alması mümkün mü bilmiyorum. Hele ki günümüz Hollywood sinemasında bile artık Sovyetleri kötü adam yapmak bayık kabul edilir, Winter Soldier ve Dark Knight gibi politik süper kahraman filmleri daha kompleks ve alışılmadık duruşları konu ederken bu karar iyice kabul edilemez.

Wonder Woman İnceleme 1

İlk filme de gelmişti benzer bir politik güdüklük eleştirisi, çünkü filmi düz izleyince insan 1. Dünya Savaşı’nı Almanların çıkarttığı izlenimine kapılıyordu. Ama yine de, ağır basan tutum daha ziyade “Taraflar mühim değil, esas kötü adam savaşın kendisi” şeklinde olduğu için affetmek kolaydı. Şimdi eğer Diana’yı tutup da komünistle kavga ettireceklerse durumu sindirmesi biraz daha sert olur. Çünkü koskoca Themyscira prensesi neden kendisini Soğuk Savaş kadar insani bir ideoloji ayrımına taraf etsin ki?

Dikkat edin, ideoloji ayrımı diyorum. 2. Dünya Savaşı gibi iyi ve kötü kavramlarının net ayrışmış olduğu bir mücadele değil. 1. Dünya Savaşı gibi pasifizmin erdemiyle yürüyebilecek bir hikaye değil. Bir taraf “abi fabrikalar para babalarında kalsın” der, öbürüsü “lan ne münasebet fabrikalar herkesindir” derken Wonder Woman’ı ırgalayan şey ne olacak yani?

Öteki kısma da değinelim ufaktan, Chris Pine‘ın geri dönmesine yani. Spoiler vereceğiz, beri durun, dikkatli geçin. Çünkü izleyenler anımsayacaktır, Chris Pine cevval bir şekilde barış için ömrünü feda ediyordu ilk filmin sonunda. Epey duygulu bir sahneydi, üstelik Wonder Woman gibi tanrı hükmünde kahramanların etraflarına verdikleri ilhamın da müthiş bir örneklemesiydi. Şimdi ölümden dönecekse tatlar kaçar. Ama Pine’ın geri dönmesi, illa Trevor’ın tekrar canlanması anlamına da gelmiyor elbette. Flashback olabilir, rüya sekansı olabilir, Thor’un Ultron jakuzi seansı gibi bir şey olabilir. Bunlara varız. Ama rica ediyoruz ilk filmin de manasını piç etmesinler meşhur aktörümüzü geri döndüreceğiz diye. Katılmaz mısınız?

Yazar

Geekyapar'ın yazı işleri şövalyesi. Uluslararası İlişkiler okudu, okula girmeden önce yaptığı işi yapıyor. Küçükken "Büyüyünce ne olmak istiyorsun?" diyenlere yazar diyordu. Tüm internette bulmak için: @acyberexile.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.