Yazan: Zekerya Ünal

Geçen gün, biraz Apocalypse öncesi hafıza tazelemek amacıyla, biraz da TV’de izleyecek başka bir şey bulamadığım için, kanallardan birinde yayınlanan X-Men First Class‘ı tekrar izledim. Ve X-men filmlerine/çizgi romanlarına diğerlerinden neden daha çok ilgi duyduğumu bir kez daha anladım.

Bunun pek çok sebebi var tabii. Mesela; 90’larda her gün izlediğim çizgi filmlerdeki karakterleri filmlerde canlı kanlı görmek beni mutlu ediyor. Mesela; -her ne kadar çizgi romanlarda aynı evrende olsalar da- X-Men ekibindeki mutantlar bana Avengers’tan daha gerçekçi ve daha derin geliyor. Ama en önemlisi: onca aksiyonun, fantazyanın, süper güçlerin falan ardında X-Men filmlerinin/çizgi romanlarının önemli bir derdi, bir meselesi var: farklı olmak, farklılıklarını kabullenmek, toplumun farklı olana bakış açısını değiştirmek.

2006’da Brett Ratner’ın yönettiği, konusu ilgi çekici olmasına rağmen pek beğenemediğim X-Men: The Last Stand’dan sonra Matthew Vaughn, adeta seriyi sıfırlayarak “Her şey nasıl başladı?”nın cevabını X-Men: First Class ile verdi. Akıl dolu bir senaryoya ve harika oyunculuklara sahip olan First Class, X-Men ekibinin birleşme aşamalarını anlattığı için; yukarıda anlattığım ve serinin geneline hakim olan meseleyi en fazla deşen film oldu. Bol bol karakterlerin iç seslerine ve kendi kişisel çatışmalarına yer verdi.

04 X-Men First Class

X-Men’in hayali dünyasındaki mutantlar, yaşadığımız dünyadaki azınlıkları ve onlara yapılan ayrımcılığı anlatmak için bir metafor aslında. Göçmenler, eşcinseller, farklı dinlere-ırklara sahip olanlar, ama özellikle de çeşitli fiziksel kusurlara sahip insanlar için. – Bazı mutantların kendilerini ucube olarak görmesi ve hatta X-Men’in başındaki adam olan Charles Xavier’ın bir telepat olmasına rağmen tekerlekli sandalyede oluşu bunun bir kanıtı bence.- X-Men: First Class, “Mutant ve vakur” mottosuyla işte biraz da bu sularda yüzen bir filmdi.

Filme; Charles Xavier (Profesör X) ve Erik Lehnsherr (Magneto) tarafından savunulan iki farklı dünya görüşü ve bakış açısı hakimdi. Xavier, mutantların “normal” insanlardan farklarının olmadığını ve toplumla uyum içinde yaşayabileceklerini söylerken, Lehnsherr “mutantın mutanttan başka dostu olmaz” diyerek neredeyse koloni tipi bir yaşam şeklini savunuyordu. Mutant haklarının kazanımı için Xavier karşılıklı hoşgörü ve empatiyi savunurken, Lehnsherr olay çıkarmak, gürültü koparmak gerektiğini düşünüyordu. Bu fikir ayrılıkları gerçek dünyada da mevcut ve halen tartışılan şeyler.

Filmde farklı olmak ve farklılıklarını kabullenmek teması özellikle iki karakter üzerinden veriliyordu: Hank Mccoy (Beast) ve Raven (Mystique). Hank’in mutant olduğunu anladığımız andan itibaren, karakterin koca ve çirkin(!) ayaklarını bir kusur olarak gördüğünü ve “herkes gibi görünmek” istediğini anladık. Bunu isteyen bir tek Hank değildi: mutasyonun bir kusur değil farklılık olduğunu düşünen Xavier’la birlikte büyümüş olmasına rağmen Raven da mavi gövdesini saklama ihtiyacı duyuyordu. Charles ve diğer mutantlar onu anlayamazdı, çünkü onların saklamak zorunda oldukları fiziksel bir “ayıp” yoktu.

4 X-Men First Class

Mutasyonu hastalıklı bir tutkuyla seven Erik’le tanıştığında, Raven’ın fikirleri yavaş yavaş değişmeye başladı. -Fakat ironik bir şekilde, Xavier’dan giderek uzaklaştı.- Magneto’ya göre onun mavi bedeni bir kusur değil, aksine avantajdı. Raven başkası gibi görünmek için o kadar güç harcıyordu ki, kendi potansiyelini kullanamıyordu. Bu yüzden, Raven çıplak bir halde -ama başka bir görünümle- yatağına geldiğinde bile “Gerçek Raven’ı istiyorum.” dedi.

Ve en sonunda Raven, Hank’in getirdiği tedavi serumunu reddetti. “Başardıklarımıza bir bak, başaracaklarımıza bir bak, biz farklıyız, topluma uymaya çalışmamalıyız.” minvalinde birşeyler söyledi. “Normal insanlar gibi” görünmekle kafayı bozmuş olan Hank’ın cevabı ise çok sertti: “Yarın dünyayı kurtarsak bile, toplum mutantları kabullense bile, benim bu ayaklarım ve senin mavi rengin asla güzel olarak kabul görmeyecek.”

İşte deneyimsiz, genç ve heyecanlı ilk X-Men ekibi, dünyayı Amerika ile Rusya arasında çıkacak yeni bir savaştan korumaya çalışırken, bir taraftan da böyle kişisel meselelerle ve iç çatışmalarla uğraşıyordu. Her zaman ve her şeye rağmen “Mutant ve vakur” kalmaya uğraşarak!

Author

Yalnız olduğunu düşünen, ama bunun uzun sürmeyeceğini bilen bir adam. Bir gün Kaliforniya'nın yeşillikleri uğruna Arizona'daki evini terk edip gitti, geri dön çağrılarına da kulak vermiyor.

Bir Yorum Yazmak İster Misin?

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.