İnsanlık olarak yaptığımız pek çok icat, yaşayışımıza, uygarlıklarımıza, davranışlarımıza ve en nihayetinde geleceğimize yön vermiştir. Yaşadığımız süre boyunca, önemli olaylara, kişilere ve yapıtlara şahit oluyor, bazen de o kişilerden biri dahi olabiliyoruz. Fakat tüm icatları inceleyip, ne kadar önemli olduklarına baktığımızda, özellikle dört icat fazlasıyla öne çıkıyor. Bu dört icat, insanlığın hem kısa hem de uzun vadede hayatını kurtarmış, yaşantısını değiştirmiş ve geleceğine dönülmez bir yön vermiştir. Biz, bu yazıda bu dört icadın nasıl hayatımıza bu derecede yön verebildiğini anlamaya çalışacağız.

Saban

İnsanların en temel ihtiyaçları olan beslenmede doğaya bağımlı oldukları dönemi bitirip, günümüz uygarlığının temellerini atması için ona alan sağlayan ilk icadımızdır saban. Günümüzden yaklaşık on bin yıl önce Mezopotamya’da ortaya çıkan bu icat, toprağın daha derin bölgelerini daha pratik bir biçimde yararlanabilmek amacıyla kullanılmıştır. Bu icadın sayesinde tarımdan alınan verim artmış, insan nüfusu dramatik bir biçimde yükselmiş ve ilk uygarlıkların temelinin atılmasını sağlamıştır. Bu sayede, şu an yaşadığımız çağdaki imkânlara ulaşmak için ilk temelimizi atmış olduk.

Arkasından gelen tarımla ilgili tüm icatların atası sayabileceğimiz saban, ilk çağlardaki avcı ve toplayıcı dönemi tüm olumsuzluklarıyla geride bırakarak, beslenme konusunda doğanın bize verdiklerinden fazlasını daha az emek gücüyle alabildiğimiz bambaşka bir çağa geçmemizi sağlamış, hatta pek çok tarihçiye göre tarihsel çağları başlatan faktörlerden biri olmayı bile hak etmiştir. Fakat bu icadın sayesinde nüfusu artan ve sınırları genişleyen insanlığın elindeki eski ulaşım araçları ona yetmemeye başlamış, bu da bizi ikinci icadımız olan tekerleğin gerekliliğine sevk etmiştir.

Tekerlek

Günümüzden yaklaşık altı bin yıl önce, yine Mezopotamya’da icat edilen bu yepyeni ulaşım aracı parçası, doğanın en temel ve en hızlı hareketlerinden biri olan yuvarlanmayı daha kontrollü bir biçimde icra ederek, bir şeyleri daha hızlı taşıyabilmeyi sağlamıştır. Ulaşımın ilk adımı olan bu küçük icat, sonrasında gelen geliştirmeler ve yeniliklerle, insanlığın dünyayla olan bağını tamamıyla değiştirmiş, adeta dünyayı onun için küçültmüştür. Tekerlek sayesinde, ulaşım daha hızlı ve kolay hâle gelmiş, uygarlığın hızı artıp yaşam alanı genişlemiş, daha fazla nüfusu daha kontrollü biçimde tutabilme imkânı sağlanmıştır.

Kol gücünden daha güçlü kaynaklara yönelmek isteyen insanlığın bu konuda da en büyük yardımcısı tekerlekler olmuştur. Değirmenlerin, çarkların, dişlilerin, türbinlerin ve daha pek çok yapının temelini tekerlekler oluşturmuştur. Bu yapılar sayesinde, doğanın yıkıcı güçleri olan su ve rüzgâr, insanın kontrolünde birer yapıcı güce dönüşmüşlerdir. Fakat tekerlekli araçların gücü, ya insanlara ya da başka hayvanlara dayalıydı. Bu durum, insanlığı ileri çağlarda kısıtlamaya başlamıştı ve bu araçları daha hızlı kılacak yeni bir güce ihtiyaç vardı. Bu yeni güç ihtiyacı, üçüncü icadımız olan motorla giderildi.

Motor

Sanayi Devrimi’nin ilk yıllarında fabrikalar, tamamıyla insan gücüne ve emeğine dayalı bir yapıya sahipti. Bu emeğe dayalı, yıpratıcı yapı, bazı ufak makinelerle beraber bir nebze iyileştirilmişti ancak insan emeği hâlâ büyük bir önem arz ediyordu. Sanayi Devrimi’nin ilerleyen yıllarında, İngiltere’de Thomas Newcomen ve James Watt’ın buharlı motorları, insanın kol gücünün asla erişemeyeceği bir hızı kontrol etmesini sağlamış, önce fabrikalarda, sonra tren raylarında; sonra da buharlı otomobillerle yollarda gereken hızı ve verimliliği sağlamıştır. Bu sayede, insanlığın yapabildiği işlerin sayısı artmış, becerileri yükselmiştir.

Bu yüksek becerinin artışı, yeni enerji kaynaklarının bulunması ve motorların bu yeni enerji kaynaklarına adapte edilmesi ile daha verimli, daha yüksek kapasiteli motorlar ve motorlu araçlar yapılabilmiş, hatta bu araçlar sayesinde insanlık, gökyüzünü de bir ulaşım yolu olarak kullanabilmiştir. Fakat bu cesur ve yeni dünyada, insan beyninin yaptığı veya yapabileceği hesap hataları daha tehlikeli hâle gelmiş, daha iyi ve daha az hata payına sahip hesaplayıcılara ihtiyaç doğmuştur. İşte burada, dördüncü icadımız olan bilgisayarlara gerek duyulmuştur.

Bilgisayar

Temeli Blaise Pascal’ın hesap makinesine dayanan bilgisayarların ilk pratik örneği, Charles Babbage ve Ada Lovelace tarafından yapılmıştır. Mekanik olarak çalışan bu bilgisayar, günümüz bilgisayarlarının çalışma prensiplerinin ilk defa uygulandığı bilgisayar örneğidir. Fakat bu tarihten yirminci yüzyılın ortalarına dek önemsenmeyen bu icat, 1950’li yıllarda icat edilen transistörler sayesinde daha küçük ve daha az masraflı bir hâl almış, önce askeri tesislere, sonra okullara, en sonunda da evlerimize dek ulaşmıştır. Günümüzde, internet sayesinde kullanım amaçları daha da genişleyen bilgisayarlar, hesaplamada, iletişimde, tasarımda ve daha birçok alanda insanlığın kapasitesinden fazlasını ona sunabilecek duruma gelmiş, bugünkü seviyeye  ulaşabilmemize olanak sağlamıştır.

Dünyada icat edilen her şeyin biz insanların nazarında, küçük veya büyük, akla gelemeyecek derecede yararı vardır. Ancak insanlığı yukarıda anlattığımız dört icat kadar dramatik boyutlarda etkileyen başka bir icat, çok az görülmüştür. Her biri çağ açıp çağ kapatan bu icatlardan sonra, beşinci bir icat ne zaman ve ne şekilde ortaya çıkar, bilemeyiz. Ancak böyle bir icattan sonra hayatımızın ne kadar değişebileceğini tahmin edebiliriz.

Yazar

Kendisinden başka mülkü olmayan, tüm insanlığa karşı sevgi dolu, sıradan bir insan. Beat yapmayı, çizgi roman yazıp çizmeyi amatör ruhuyla, profesyonelce sever. Kendisini Instagram'da @thewritermusic adıyla bulmanız mümkündür.

2 Yorum

  1. Aslında ilk sıraya yay/mızrak koyulabilir. Bu alet insan doğasında çok büyük bir değişme yol açmıştır. Çünkü ilk defa insanlar doğa ile etkileşime dolaylı olarak girilebileceğini görmüştür falan filan.

Leave a Reply to Enes Ergün Cancel reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.